Olay Gazetesi Bursa

Rusya yaptırımlara nasıl dayanıyor?

ABD Başkanı Barack Obama, G7 liderler zirvesinde savaş meydanlarının muzaffer komutanları gibi konuşuyor: “Rus ekonomisinin ciddi şekilde zayıfladığını kabul etmek gerekir. Ruble’nin kuru düştü, enflasyon arttı, Rusya Merkez Bankası rezervlerinden en az 150 milyar dolar kaybetti. Rus bankaları ve firmaları uluslararası piyasalara erişimi neredeyse tamamen kaybetmiş durumda. Rus enerji şirketleri, projelerinin uygulanması için ihtiyaç duydukları […]

ABD Başkanı Barack Obama, G7 liderler zirvesinde savaş meydanlarının muzaffer komutanları gibi konuşuyor:

“Rus ekonomisinin ciddi şekilde zayıfladığını kabul etmek gerekir. Ruble’nin kuru düştü, enflasyon arttı, Rusya Merkez Bankası rezervlerinden en az 150 milyar dolar kaybetti. Rus bankaları ve firmaları uluslararası piyasalara erişimi neredeyse tamamen kaybetmiş durumda. Rus enerji şirketleri, projelerinin uygulanması için ihtiyaç duydukları teknolojilerin eksikliğinden çaresizlik içinde. Rus savunma işletmelerinin kilit teknolojilere erişimi kesildi. Rusya derin bir durgunlukta…”

Obama’nın çizdiği bu tabloya bakıldığında Rusya’nın nasıl ayakta kaldığını merak etmemek mümkün değil. Demek ki Ruslar, katlanıyorlar, dayanıyorlar ve normal yaşamlarına dönmeyi sabırla bekliyorlar.

Kendi çizdiği tablo Obama’yı umutlandırıyor:

“Putin artık bir karar vermeli: Ya Sovyet İmparatorluğu’nun ihtişamını geri kazanma gibi hatalı bir istekle ülkenin ekonomisini tahrip etmeye ve Rusya’yı izole etmeye devam edecek ya da Rusya’nın büyüklüğünün diğer ülkelerin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlaline bağlı olmadığını anlayacak.”

Rusya, Kırım’ı Ukrayna’dan koparıp kendine bağlamasından sonra 2014 yılının mart ayından bu yana Batı’nın, ağırlaştırılarak sürdürülen ekonomik yaptırımlarıyla karşı karşıya…

Obama’nın çizdiği tablo gerçekten böyleyse, Batı’nın “Putin’siz Rusya” hedefine çoktan ulaşması gerekirdi.

Anlaşılan, Putin’in direnişinin de bir sırrı var.

Ve o sır, Çin’in verdiği destek olabilir…

 

Seçimin dış politikaya olası etkileri

 

Genel seçimin sonuçlarının Türk dış politikasını da etkilemesi ve ciddi değişikliklere yol açması kaçınılmaz gibi görünüyor.

Örneğin Suriye politikasında köklü bir değişim söz konusu olabilir.

Dört partili meclisten çıkacak koalisyon olasılıklarının hemen tümünde Suriye’ye yönelik politikalar için sil baştan denilebilir.

Ve bu durum hiç sürpriz olmaz.

Bu bağlamda Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri de masaya yatırılır ve belki de yeni düzenlemelere gerek duyulur.

Ama tabii, muhalefetin çıkaracağı yeni iktidar, dış politikanın tamamına kendi görüşleri çerçevesinde ayar vermek isteyecektir.

ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği ile ilişkiler de bu kapsam içindedir…

 

Moskova’da “koalisyon” kuşkusu

 

Türkiye’de kurulacak olan koalisyon hükümeti AK Parti’nin başlattığı projelere devam eder mi, etmez mi?

Rusya’yı ilgilendiren projeler arasında nükleer santral ve de Türk Akımı başta geliyor.

Muhalefet partilerinin Rusya ile sorunlarının olmadığı belirtiliyor.

O bakımdan Rusya’nın projeleri konusunda özel bir tavırları olamaz, deniyor.

Hele Türk Akımı’na karşı çıkmalarının büyük bir hata olacağı söyleniyor.

Ne ki, koalisyon hükümeti, nükleer santral konusunda yeniden masaya oturmak isteyebilir.

Nükleer santral hem Türkiye için, hem de bölge için hassas bir konu çünkü…