Olay Gazetesi Bursa

Bursa’ya gelen var, kalan yok! Bursa Youtube Vlogları…

“Gezmek, insanın dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığını görmesini sağlar ve onu alçakgönüllü yapar.” Gustave Flaubert   Son zamanlarda YouTube’da Bursa’da çekilmiş yabancı turist vloglarına sıkça denk geliyorum. Öyle profesyonel turizm tanıtımlarından ziyade, elinde kamerası olan, İstanbul’dan günübirlik kaçmış ya da yol üstünde Bursa’ya uğramış turistlerin kendi gözünden şehirle kurduğu ilişki. Videoları […]

“Gezmek, insanın dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığını görmesini sağlar ve onu alçakgönüllü yapar.”

Gustave Flaubert

 

Son zamanlarda YouTube’da Bursa’da çekilmiş yabancı turist vloglarına sıkça denk geliyorum. Öyle profesyonel turizm tanıtımlarından ziyade, elinde kamerası olan, İstanbul’dan günübirlik kaçmış ya da yol üstünde Bursa’ya uğramış turistlerin kendi gözünden şehirle kurduğu ilişki.

Videoları izledikçe ortak bir tablo ortaya çıkıyor: Bursa’ya gelen var ama kalan yok.

Bu vloglardan kabaca bir çıkarım yapmak mümkün. Bursa’da geceleme ortalaması yaklaşık 1 – 1,6 gün civarında. Gelenlerin büyük bölümü ya İstanbul’dan sabah gelip akşam dönüyor ya da İstanbul – İzmir hattında yol üzeri birkaç saatliğine şehre uğruyor. Henüz Bursa merkez, Uludağ, Tirilye ve İznik’i kapsayan 3 – 4 günlük bütünlüklü bir rota yapan bir yabancı turiste rastlamadım. Açıkçası, yerli turistlerin bile bu kadar kapsamlı bir Bursa gezisi yaptığı şüpheli.

Bir şehir düşünün; tarihi var, doğası var, gastronomisi var ama turistin zihninde hala “yarım günlük durak” olarak kalıyor.

Bunun nedenlerini anlamak için vlogları biraz dikkatli izlemek yeterli.

İlk büyük sorun: ulaşım.

Google Maps ile entegre çalışmayan Bursa toplu taşıma sistemi, yabancı turistler için ciddi bir handikap. Mudanya’dan deniz yoluyla gelenlerin çoğu F3 hattıyla merkeze ulaşabiliyor ama dönüşte aynı kolaylık yok. Metro hattının Ulucami ve Hanlar bölgesine doğrudan bağlanmaması, Mudanya’ya dönüşte metro sonrası minibüs veya otobüs aktarması zorunluluğu, işi iyice karmaşık hale getiriyor. Bir yabancı için “hangi durakta ineceğim, sonra nereye yürüyeceğim?” soruları çoğu defa cevapsız kalıyor.

Yenişehir Havalimanı daha aktif olsa belki bu konuları konuşmaya bile gerek kalmayacak. Yenişehir’deki sefer sayısının hiçbir zaman İstanbul’u yakalayamayacağını düşündüğümüzde, fiyatların Sabiha Gökçen’le rekabet edemeyeceği gerçeğini de hesaba katmamız lazım elbette. Buna karşın hızlı trenin Yenişehir Havalimanı’nda bir istasyonla entegre edilmesi; doğuda Gürsu, batıda Şehir Hastanesi bağlantılarıyla metro ağına bağlanması, orta vadede Bursa’nın havayolu kullanımını ve dolayısıyla turizmini ciddi biçimde etkileyebilir. Ama bu yılan hikayesine dönüşen Bursa’nın hızlı tren meselesini düşündüğümüzde hala “gelecek zaman” meselesi.

 

Bir diğer temel sorun ise iletişim.

 

Yabancı bir turist bir adres sorduğunda, çevredeki insanların ve hattane yazık ki gençlerin de büyük bir kısmı İngilizce bilmediği için yardımcı olamıyor. Bu bir suçlama değil, bir durum tespiti. İstanbul’daki Tarihi Yarımada örneği burada bizim için de iyi bir model sunabilir.

Gönüllü öğrencilerin, fark edilebilir olmaları için belirli kıyafetlerle, turistik noktalarda dolaştığı, turistlere yol gösterdiği bir sistem Bursa’da neden olmasın? Ortaokul ve lise çağındaki gençler için bu, sadece turiste yardım değil, yıllarca sınıfta öğrenilen İngilizcenin gerçek hayatta karşılık bulması ve bu sayade özgüven kazanmaları demek. Turist için ise şehirle ilk temasın daha sıcak ve güvenli olması anlamına geliyor. Alın size Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu Avrupa Birliği’nden çok kolay fon alınabilecek bir proje örneği!

 

Fatih Belediyesi’nin İstanbul tarihi yarımadasında 15 yıldır sürdürdüğü The Volunteer Tourism Ambassadors Programı’ndan bir fotoğraf

 

Bir başka dikkat çekici konu ise şehir içi yönlendirme ve deneyim meselesi.

Avrupa’da sıkça gördüğümüz Hop-on Hop-off şehir otobüs turları Bursa için de oldukça uygun. Tophane’den başlayıp Atatürk Caddesi, Setbaşı, Yeşil, Emir Sultan aksı ve ardından Uludağ için Teleferik hattına uzanan bir rota, turistin şehri “parça parça” değil, “hikaye içinde” gezmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum. Elbette bunun yaratacağı trafik yükü de hesaba katılmalı, belki sınırlı saatler ve otobüse nazaran daha ufak elektrikli araçlarla çözüm üretilebilir.

Bunlara ek olarak birkaç basit ama etkili öneri daha mümkün:

Bursa’nın sorunu potansiyel eksikliği değil; potansiyelin birbirine bağlanamaması.

Gelen turistin zihninde şu soru net değil:
“Burada bir gün daha kalırsam ne yaparım?”

Bu soruya net, kolay ve cazip cevaplar üretebildiğimiz gün; Bursa, İstanbul’un gölgesinde kalmış bir durak olmaktan çıkıp, başlı başına bir destinasyon olabilir.

Gelen var.
Ama artık kalanı da çoğaltmak için globalde çalıştığı ispatlanmış akılcı çözümler üretmek gerekiyor.