Olay Gazetesi Bursa

Tanpınar’ın izinde “Bursa’da Zaman” rotası

Tıpkı daha önce Bellek Bursa etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Bursa’da Akşam” gezisi gibi, yine Samet Altıntaş’ın rehberliğinde “Tanpınar’ın İzinde Bursa’da Zaman” gezisine katılmanın mutluluğu içerisindeydim geçen hafta sonu. Bu kez daha sakin bir tempo ancak Tanpınar’ın gözünden detaylarla gördüğümüz bir Bursa. Elbette Samet Abi’nin dimağından süzüp katılımcılara verdiği bilgiler, geziyi çok daha üst bir noktaya taşıyor. […]

Tıpkı daha önce Bellek Bursa etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Bursa’da Akşam” gezisi gibi, yine Samet Altıntaş’ın rehberliğinde “Tanpınar’ın İzinde Bursa’da Zaman” gezisine katılmanın mutluluğu içerisindeydim geçen hafta sonu. Bu kez daha sakin bir tempo ancak Tanpınar’ın gözünden detaylarla gördüğümüz bir Bursa. Elbette Samet Abi’nin dimağından süzüp katılımcılara verdiği bilgiler, geziyi çok daha üst bir noktaya taşıyor.

 

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin “Tanpınar Yılı” etkinlikleri çerçevesinde hazırlanan bu rota, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’da Zaman metninden ilhamla kurgulanmış. Geçen yıl Nazım Hikmet’in Bursa’daki izleri sürülürken, bu yıl ise daha içe dönük, daha sessiz bir edebi rehber eşlik ediyor yürüyüşe. Tanpınar’ın cümleleriyle kurulmuş bir Bursa’da zaman fikri…

 

Başlangıç noktası Tophane Saat Kulesi…

Bursa’da zamanın en çok yakıştığı yer belki de orası. Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerinin sükuneti, Tahtakale’nin hala canlı olan ritmi, Orhan Camii’nin ağırbaşlı duruşu…

Hepsi Tanpınar’ın metnindeki gibi birbirine değerek ilerliyor.

Samet Abi’nin yer yer eklediği küçük detaylar ise klasik bir tarih ve edebiyat bilgisinden çok, metnin ruhunu takip eden bir eşlik sunuyor.

 

Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu önünde durduğunuzda, yalnızca bir yapıya bakmıyorsunuz, Bursa’nın modernleşme hikayesi de o cephede size göz kırpıyor. Halkın, zaman zaman fazla modern bulduğu için eleştirilere maruz kalsa da, Bursa’nın kurtarıcısı dediği Ahmet Vefik Paşa bilindiği üzere kentimizin en önemli figürlerinden. Öyle bir Vali ki, hem sözlük yazmış, hem yabancı eserlerden çeviriler yapmış. Bursa’ya hem hastane hem de Tiyatro kazandırırken, Muradiye’deki türbeleri onartırıp 20 kubbesinden 18’i büyük 1855 depreminde çöken Ulucami’yi yeniden ayağa kaldırmış. İlk kez tiyatro izleyen Bursalılar, onun sayesinde eser sonunda alkışlanması gerektiğini öğrenmişler. Samet Abi’nin de dediği gibi, Osmanlı’nın son zamanı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşayan aydınlar, çok yönlü, entelektüel, hezarfen insanlar. Günümüzde vali dediğimizde canlanan figürün, bu niteliklerin hangisine, ne kadar temas ettiğini bir düşünün…

Setbaşı Camii, Yeşil Külliyesi, Aşık Yunus Türbesi…

Her durak, Tanpınar’ın “devam eden zaman” düşüncesini biraz daha görünür kılıyor.

Emir Sultan Külliyesi’nde sona eren rota, aslında bir bitiş değil, Tanpınar’ın Bursa’yı anlatırken sıkça başvurduğu o iç sese açılan bir eşik. Kent, bu yürüyüş boyunca bir manzara olmaktan çıkıp bir hatıraya dönüşüyor.

 

Bu tür gezilerin en kıymetli tarafı, tarihi anlatmakla yetinmeyip onu yerinde ve hissederek düşündürmesi.

Bursa’yı anlatan çok metin var ancak Bursa’yı hissettiren anlar ise nadir.

Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda edebiyat merkezli bu rotalarla yaptığı tam da bu.

Böylesi rotaların artarak devam etmesi temennisiyle…