Olay Gazetesi Bursa

Daralan ekonomi ve zamlar

Zorlu dönemeçleri içeren eylül geldi çattı. Aslında Türkiye ekonomisi son yıllarda giderek zorlaşan parkurlarda yol açmaya çalışıyor. Seçim maratonları, para politikasındaki dengesizlikler, kur şokları, küresel ataklar derken 2019’a hayli hırpalanmış vaziyette giriş yaptık. Sonuçta yüksek bütçe açıkları, çift haneli işsizlik ve enflasyonla boğuşmak zorunda kaldığımız kayıp bir yıl olarak olarak sahneyi terk etmeye hazırlanıyor 2019! Eksi büyüme yani milli […]

Zorlu dönemeçleri içeren eylül geldi çattı.

Aslında Türkiye ekonomisi son yıllarda giderek zorlaşan parkurlarda yol açmaya çalışıyor.

Seçim maratonları, para politikasındaki dengesizlikler, kur şokları, küresel ataklar derken 2019’a hayli hırpalanmış vaziyette giriş yaptık.

Sonuçta yüksek bütçe açıkları, çift haneli işsizlik ve enflasyonla boğuşmak zorunda kaldığımız kayıp bir yıl olarak olarak sahneyi terk etmeye hazırlanıyor 2019!

Eksi büyüme yani milli gelirde düşüş veya en iyi ihtimalle yüzde 0,5 gibi bir büyüme olasılıklar arasında öne çıkıyor.

Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,6 küçüldüğünü unutmayalım!

Bugün ikinci çeyreğe yani nisan-haziran dönemine ilişkin milli gelir rakamları TÜİK tarafından açıklanacak.

İkinci çeyrekte öncü verilerin ortaya koyduğu tablo çerçevesinde eksi büyüme garanti görünüyor!

Önemli olan daralmanın yüzde 1,5 – 2,5 arasındaki beklenti bandının hangi ucuna daha yakın bir noktada gerçekleşeceği.

İlk 3 aya göre hafif bir toparlanma olduğu kesin.

Ve yılın ikinci yarısında da 2018’in eş dönemine oranla baz etkisi pozitif.

Dolayısıyla rakamsal iyileşmeyi önümüzdeki aylarda veri setlerinde görmemiz kaçınılmaz!

Ancak bu iyileşme görüntüsü hem yılı tamamıyla kurtarmaya hem de sahada vatandaşın ve firmaların karşılaştığı sıkıntıları hafifletmeye yetmez.

Özellikle düşüşe geçmiş olsa da enflasyonun yakıcı etkileri her kesim için daha fazla kendini göstermeye aday.

Çünkü gelirlerdeki artış fiyat artışına yetişme şansı tanımıyor!

Devletin bütçe açıklarını azaltmak üzere ardı ardına yapılan zamlar, vatandaşın bütçesini delmeye başladı bile.

Enerji zamlarının üretici üzerindeki baskısı ise enflasyonu dizginleme konusunda soru işaretleri yaratmış durumda.

Ağustosa damgasını vuran zam yağmurunun iç ve dış talep anlamında da sınırlayıcı rolü olabilir!

 

Yeni zam fırsatı!

 

Ama rakamsal bazda şanslıyız. Çünkü baz etkisi dediğimiz kavram yine imdada yetişecek.

3 Eylül’de yani yarın açıklanacak olan ağustos ayı verilerinde de görüleceği üzere aylık enflasyon hatırı sayılır biçimde artsa da yıllık enflasyon düşecek.

2018’in ikinci yarısında aşırı yüksek seyreden aylık enlasyon rakamları, bu yılın eş dönemde daha düşük yıllık rakamlarla karşılaşmamızı sağlıyor.

Bu nedenle eylülde de yıllık enflasyonda düşüş kaçınılmaz.

Üstelik yeni kamu zamlarına da fırsat sunan bir baz avantajıyla bu gerçekleşmeler karşımıza çıkacak!

 

MB’nin kritik faiz kararı

 

Büyümenin ve enflasyonun daha sonraki seyri üzerinde ise özellikle bu ay merkez bankalarının alacağı kararlar önemli ölçüde etki yapacak.

12 Eylül bu anlamda kritik bir tarih!

Avrupa Merkez Bankası ve bizim merkez bankamız bu tarihte faiz kararlarını açıklayacak.

Her ikisi de faiz indirecek.

Özellikle TCMB’nin indirim oranı büyük önem taşıyor.

Çünkü bir yanda enflasyonun geleceği adına piyasa istikrarını koruma diğer yanda ise büyüme ivmesini yakalama gibi madalyonun iki ayrı yüzünde başarı sağlamak zorunda!

Üstelik Amerikan Merkez Bankası Fed’in 18 Eylül’deki faiz kararları ve ticaret savaşlarıyla Brexit belirsizliği, TCMB’nin vereceği kararların doğruluğunu sınayacak gelişmeler olarak sırada bekliyor.

Kısacası eylül sürprizlere fazlasıyla açık!