Olay Gazetesi Bursa

Son çeyrek ne getirecek?

Ve yılın son çeyreği başladı. 2018’in geride kalan 3 çeyreği de birbirinden farklı manzaralarla ekonomi üzerinde etkili oldu. Ama net bir gerçeklik var ki; ekonomi yıl içerisinde giderek formdan uzaklaştı! İç ve dış pek çok etken ekonomik performansı zayıflatırken, doğru kararların zamanında alınmasını da büyük oranda engelledi. Doğru adımları ise ancak ağustos ayındaki şiddetli piyasa türbülansının ardından net biçimde […]

Ve yılın son çeyreği başladı.

2018’in geride kalan 3 çeyreği de birbirinden farklı manzaralarla ekonomi üzerinde etkili oldu.

Ama net bir gerçeklik var ki; ekonomi yıl içerisinde giderek formdan uzaklaştı!

İç ve dış pek çok etken ekonomik performansı zayıflatırken, doğru kararların zamanında alınmasını da büyük oranda engelledi.

Doğru adımları ise ancak ağustos ayındaki şiddetli piyasa türbülansının ardından net biçimde görmeye başladık.

 Finansal anlamda başta faiz artışları olmak üzere Merkez Bankası ve BDDK’nın güçlü adımları piyasalarımızı nefeslendirdi.

 Yeni OVP yani yeni adıyla YEP’in ana hatlarıyla ayağı yere basan bir yol haritasını ortaya koyması da kötü gidişatı frenlemede pay sahibi oldu!

Elbette ki dış konjontür ve dış siyaset de önem taşıyor ekonomik gidişatta.

Bu anlamda eylül ayı son dönemlerin en pozitif manzaralarını içerdi diyebiliriz.

Özellikle fazlasıyla limoni olduğumuz ABD ile ilişkilerde yumuşama sinyali olarak değerlendirilen gelişmeler piyasalarca fazlasıyla pozitif algılandı!  

Dünyaya dönük ekonomik imajımızdaki nispi düzelme kredi alma kabiliyetimizi de geçen hafta bir milyar dolara yaklaşan Akbank’ın sendikasyon kredisi örneğinde olduğu üzere pozitif yönde etkiledi.

Bu arada Amerikan Merkez Bankası Fed’in gelişmekte olan piyasalara dönük koruyucu mesajlarının da desteğini gördüğümüzü unutmamakta fayada var.

Eylülün son günlerindeki bu tablo neticesinde ise dolar 6 liranın altını görürken Borsa İstanbul da kendini 100 bin puanın üzerine attı!

Kısacası yılın 3. çeyreği hem çakılma hem de toparlanma günlerini bir arada yaşattı.

Böylece yüksek fiyat artışları ve daralan iç piyasa koşullarında çok zor geçmesi kaçınılmaz olan 2018’in son 3 ayına umutların az da olsa yeşerdiği bir havada başlıyoruz.

Ama önümüzde zorlu bir parkur olduğunu da unutmamak lazım!

 

Yüklü gündem başlıkları

 

Özellikle ekim ayı kritik bir geçiş dönemi niteliği taşıyor.

Öncelikle çarşamba günü açıklanacak eylül ayı enflasyonu piyasalar üzerinde etkili olacak.

Aylık bazda yüzde 4’ün üstü bir rakam yıllık enflasyonu yüzde 22’ye taşıyacağından negatif bir etki olasılığı mevcut!

Buna karşın yüzde 3 civarı aylık enflasyonun gelmesi önceden satın alındığı için rahatlatıcı bir etki yaratabilir.

Diğer tarafta dünyada güçlenme çabasındaki doların gözü ABD’nin cuma günü açıklanacak olan eylül ayı istihdam rakamlarında olacak.

Çünkü…

Amerikan Merkez Bankası Fed’in 25 baz puanlık faiz artışının ardından gözlerin çevrildiği bilanço küçültmeye dair bir sinyal niteliği taşıyor istihdamdaki gidişat!

Bu arada bankacılık sektörümüze yönelik gelişmeler de ekim ayının önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Piyasalar bir yanda borç döndürmeyi sağlayacak sendikasyon kredilerine odaklanırken …

Diğer yanda da sektördeki sorunlu kredilerin tasviyesine ilişkin düzenleme bekleniyor olacak!

 

Brunson, İran ve Fed

 

MB rezervlerinin dip yaptığı bugünlerde yüklü dış borç ödemlerimizin olması da yakın takip konuları arasında yer alıyor.

Dış ilişikilerin de yeniden test edilme dönemindeyiz.

Öncelik 12 Ekim’de Amerikalı rahip Brunson’un duruşmasında!

Çünkü çıkacak karar piyasalarda net bir etki yaratacak.

Bu bağlamda Halkbank kaynaklı olası bir yaptırım ihtimali de gözardı edilmemeli.

Keza 4 Kasım’dan itibaren ABD’nin İran yaptırımları da önemli bir gündemi oluşturacak.

Son çeyrekte Amerika’nın parasal sıkılaştırma ve küresel ticaret savaşlarıyla yaratabileceği riskleri de takip etmek zorundayız.