Olay Gazetesi Bursa

Tek hane mutluluğu kalıcı mı?

Nihayet 26 ay sonra tek haneyi gördük. Enflasyon canavarı TÜİK verilerine göre artık küçülmüş bir görüntü veriyor. Eylül ayında tüketici fiyatlarında aylık artış yüzde 0,99 olarak kayıtlara geçti. Piyasa beklentilerinin hayli altındaki bu rakam yıllık enflasyonu yüzde 9,26 seviyesine indiriverdi. Ve tek hane mutluluğunu da ekonomi yönetimi bu sayede tatmış oldu. Ekonomi yönetiminin mutlu olması çok doğal! Çünkü Ağustos 2019’da […]

Nihayet 26 ay sonra tek haneyi gördük.

Enflasyon canavarı TÜİK verilerine göre artık küçülmüş bir görüntü veriyor.

Eylül ayında tüketici fiyatlarında aylık artış yüzde 0,99 olarak kayıtlara geçti.

Piyasa beklentilerinin hayli altındaki bu rakam yıllık enflasyonu yüzde 9,26 seviyesine indiriverdi.

Ve tek hane mutluluğunu da ekonomi yönetimi bu sayede tatmış oldu.

Ekonomi yönetiminin mutlu olması çok doğal!

Çünkü Ağustos 2019’da yani daha bir ay önce yıllık TÜFE yüzde 15 seviyesindeydi..

Enflasyonda bir ay içerisinde yüzde 33’lük bir gerileme kaydedildi.

Neticede artık rahatlıkla “tek haneli enflasyonumuz var” diye övünebiliyoruz!

Övünmekle de kalmayıp faizlerde düşüş için bir opsiyon da bulabiliyoruz.

Ancak bu aşamada iki kritik soruyu sormak şart!

Enflasyondaki mevcut manzara kalıcı mı?

Vatandaş açıklanan rakamları gerçekçi buluyor mu?

Sondan başlayalım analize.

Çünkü doludizgin zamların geldiği bir dönemde bırakın enflasyonun tek hanedeki inandırıcılığını, TÜFE’nin düştüğüne inanmayanların sayısı bile hayli kalabık bir görüntü vermekte!

Peki neden?

Öncelikle rakamların söyledikleriyle vatandaşın hissettikleri uyuşmuyor.

Vatandaş alım gücünün durumuna bakarak enflasyondaki gidişatı yorumluyor genelde.

Gelen faturaların ne oranda kabardığına göre de kendi ölçümünü yapanlar çok!

Yani harcamalarındaki değişimi takip etmek vatandaşın kendi istatistiki analizini oluşturuyor.

Haliyle herkesin harcama kalemleri farklı olduğundan herkesin enflasyonu kendine göre çıkmakta.

Son zamlar tüketicinin ağırlıklı harcama kalemlerinden oluştuğu için tek haneye inanılmaması pratikte normal bir sonuç sayılmalı!

Ancak TÜİK’in istatistikleri başka pencereden bakıyor enflasyona.

Öncelikle enflasyonun fiyatlardaki değişimin hızı olduğunun altını çizmekte fayda var!

Yani enflasyon rakamı eksi çıkmadığı sürece fiyatlar artıyor demektir.

Dolayısıyla son veriler fiyatların arttığını ama artış hızının düştüğünü gösteriyor.

 

Meşhur baz etkisi devrede

 

Yanılsamaya yolaçabilen fiyat – enflasyon ilişkisinin ardından bir de meşhur baz etkisine değinmek şart!

Çünkü karşılaştırma yapılan dönemler arasındaki keskin farklar yüzdelik değişimin de çarpıcı tablolar sergilemesine neden olmakta.

Ağustos sonunda yüzde 15 olan yıllık TÜFE, yüzde 9,26’ya gerilerken sert bir inişe imza atmış görünüyor.

İşte burada baz devreye giriyor. Eylülde yıllık enflasyon yeniden belirlenirken aylık yüzde 0,99’luk rakam Eylül 2018’deki yüzde 6,7’lik rakamın yerine konmakta.

Haliyle enflason canavarı aniden küçülmüş bir görüntü vermekte!

Kısacası istatistiki hesapta bir sıkıntı yok.

Vatandaş açısından TÜİK’in fiyat topladığı ürünleri içeren sepetin gerçekçiliği ise ayrı bir sorulama alanı.   

 

Ekimden sonra yükseliş başlıyor           

 

Enflasyonun yılsonu analizine baktığımızda ise ters baz etkisi ve beklentilerden iyi gelen gıda ve ulaştırma rakamlarının geçiciliğinin oluşturduğu risk karşımıza çıkıyor.

Öncelikle baz desteği ekimde de pozitif olarak sahnede yer alacak!

Neticede manşet enflasyona 0,45 puan katkı verecek olan son elektrik zammına rağmen yıllık enflasyon ekimde de tek hanede kalacak.

Kasım ve aralıkta ise baz tersine dönecek ve kademeli yükselişle enflasyon yılı yüzde 12 – 13 bandında kapatacak.

Özeliklle bugünlerde iyi seyreden gıda fiyatlarındaki gidişatsa TÜFE’nin bu bandın hangi ucuna daha fazla yaklaşacağını belirleyecek.

Bu arada sürpriz kamu zamları için hala bir pay olduğu uyarısını yapmakta da fayda var!