Olay Gazetesi Bursa

Vatandaşın ekonomiye bakışı nasıl?

Ekonominin makro göstergeleri dipten çıkışın sinyallerini verme çabasında. Önceki aylara göre düşük dozda da olsa toparlanma işaretleri geliyor artık. Ancak, genel manzara hala geçen yıla oranla zayıf bir görünümde. Peki vatandaşın hissettiği ekonomik tablo rakamların ortaya koyduğu manzarayla ne kadar uyumlu? Bu sorunun yanıtını kabaca da olsa TÜİK ve Merkez Bankası’nın hazırladığı endekslerde bulabiliyoruz. İki kurumun ortaklaşa […]

Ekonominin makro göstergeleri dipten çıkışın sinyallerini verme çabasında.

Önceki aylara göre düşük dozda da olsa toparlanma işaretleri geliyor artık.

Ancak, genel manzara hala geçen yıla oranla zayıf bir görünümde.

Peki vatandaşın hissettiği ekonomik tablo rakamların ortaya koyduğu manzarayla ne kadar uyumlu?

Bu sorunun yanıtını kabaca da olsa TÜİK ve Merkez Bankası’nın hazırladığı endekslerde bulabiliyoruz.

İki kurumun ortaklaşa yaptığı aylık tüketici eğilim anketi vatandaşın mevcut duruma ve geleceğe dönük düşüncelerini ortaya koymakta.

Anket sorularına verilen yanıtlar endekslere dönüştürülüyor.

Bu endekslerse tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut duruma dair bakışındaki değişimi ortaya koymakta.

Anket değerlendirmeleri aynı zamanda vatandaşın gelecek dönem beklentileriyle harcama ve tasarruf eğilimlerine de ışık tutuyor.

Yani ekonominin özellikle talep yanıyla geleceğinin nasıl şekilleneceğine dair ipuçlarını tüketici güven endekslerinde bulabiliyoruz.

Bu kritik endekslerin son aylarda ortaya koyduğu manzaraya baktığımızda vatandaşın kafasının bir miktar karışık olduğunu görüyoruz!

Nasıl mı?

Öncelikle son veriyle başlayalım analize.

Mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi eylülde önceki aya göre yüzde 4,3 azalarak 55,8 seviyesine geriledi.

Yani vatandaşın ekonomiye bakışında negatif bir değişim var ağustos ayına göre.

Üstelik endeksin eylülde indiği düzey mayıstaki tarihi dip seviyesinden 0,5 puan yukarıda!

Tüketicinin beklentilerinde karamsarlığın öne çıktığını görüyoruz.

Peki bu trend kalıcı mı?

Tarihsel gelişime baktığımızda zikzaklarla karşılaşıyoruz.

Örneğin güven endeksinin Mayıs 2019’da yüzde 13 düşüşle 55,3 puanlık tarihi dip seviyeye düşmesinin hemen ardından haziranda yüzde 4,3 artışla 57,6 değerine çıktığına şahit olduk.

Endeks, temmuzda yeniden düşüşe geçip 56,5 seviyesine inerken ağustosta bu kez de 58,3 düzeyine çıkıverdi.

Yani ekonomide çok köklü değişiklik olmamasına karşın vatandaşın kafasındaki algıda aydan aya hem de zıt yönde değişiklikler olmuş!

Neden?

 

Tüketicinin derdi

 

Tüketici genelde makro rakamlarla ilgilenmez.

Yani kapasite kullanımı, sanayi üretimi, ihracat gibi rakamların ne dediğine pek bakmaz.

Daha ziyade döviz, altın ve faizdeki rakamların ne dediğine bakar.

Nitekim uzun bir zaman diliminde tüketici güven endeksiyle dolar kuru arasında ters bir korelasyona şahit olduk!

Yani biri çıkarken diğeri düşmekteydi.

Ancak ağustos ve eylülde bu ilişkide aksamalar göze çarpıyor.

Ağustosta nispeten makro verilerin pozitif gelmesi yanında faizlerde başlayan indirim süreci  dolardaki yukarı çıkış denemelerine rağmen tüketici güveninde yükselişi tetikledi.

Eylülde kurların az da olsa rahatlamasına karşın bu kez devreye faturalara yansımaya başlayan enerji ve ulaşım zamları girdi.

İrili ufaklı başka zamları da tabloya eklediğimizde eriyen alım gücünün yeni bir negatif korelasyon oluşturduğunu görüyoruz!

Dolayısıyla vatandaşın ekonomiye umutla bakabilmesi için zamların durulması ve doların da istikrar kazanması şart.