Olay Gazetesi Bursa

Batı Trakya Türkleri’nin ‘Aile Sağlığı Merkezi’ne dönüşü ve algılar arasına sıkışmış gerçekler…

Sizi öncelikle… Hulusi Turgut’un kaleme aldığı ‘Cavit Çağlar – Fırtınalı Bir Yaşamöyküsü’ kitabı üzerinden 1958 yılına götürmek istiyorum. Batı Trakya ile ilgili bölümüne ‘bilgi, belge, fotoğraf ve saha çalışması’ ile katkı sağlama onuruna eriştiğim kitabın, 173 ile 192’nci sayfaları arasından kısa bir özet yapacağım… Cavit Çağlar, Batı Trakya’nın en zorlu dönemlerinde henüz 5 yaşındayken ailesi […]

Sizi öncelikle…

Hulusi Turgut’un kaleme aldığı ‘Cavit Çağlar – Fırtınalı Bir Yaşamöyküsü’ kitabı üzerinden 1958 yılına götürmek istiyorum.

Batı Trakya ile ilgili bölümüne ‘bilgi, belge, fotoğraf ve saha çalışması’ ile katkı sağlama onuruna eriştiğim kitabın, 173 ile 192’nci sayfaları arasından kısa bir özet yapacağım…

Cavit Çağlar, Batı Trakya’nın en zorlu dönemlerinde henüz 5 yaşındayken ailesi ile birlikte ana vatana sığınmak zorunda kaldı.

Yeni adresleri Akhisar oldu.

Zaman hızla akıyordu.

Ancak…

Bir sorun vardı.

Aradan geçen 8 yıla rağmen…

Ankara’nın, Türk Azınlığın Batı Trakya’da kalmasına yönelik politikası nedeniyle Türk Vatandaşı olamamışlardı.

Bu durumun yarattığı zorlukları bir türlü aşamıyorlardı.

13 yaşındaki ortaokul ikinci sınıf öğrencisi Gümülcineli cesur yürek, kimsenin aklına gelmeyecek bir plan yaptı.

Ve…

7 Eylül 1958 tarihinde bu planı korkusuzca uyguladı.

Akhisar’ı ziyaret eden dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in aracı hareket etmek üzereyken önüne atlayarak, kaleme aldığı mektubu kendisine elden verdi.

Çağlar mektubunda, Türk vatandaşı olamamaktan dolayı ana vatanda adeta kaçak gibi yaşamak zorunda kaldıklarını anlattı ve bu konuda yardım istedi.

Üç ay sonra eve resmi bir mektup ulaştı.

Cavit Çağlar ve ailesinden vatandaşlık işlemlerini başlatmaları isteniyordu.

13 yaşındaki bir çocuk, kimsenin yapamadığını yaparak, kendi ailesi gibi Türkiye’nin farklı şehirlerine sığınmış binlerce Batı Trakya Türkü’ne rahat bir nefes aldırdı.

***

Diyeceğim o ki…

Bazen cesur bir çocuğun yazdığı mektup, bazen bir gazetecinin korkusuzca kaleme aldığı yazı, bazen kalabalık içerisinden yükselen bir ses, bazen de sosyal medyadan yapılan bir paylaşım önemli sorunların çözümüne vesile olabiliyor.

Yaklaşık 2,5 ay önce detaylı bir araştırmanın ardından yazdığım yazı benzer bir etki yarattı.

Etkinin boyutuna, gelişmeyi okuyunca siz karar verin.

Konu şuydu…

Türkiye’de ikamet tezkereleri ile yaşamlarını sürdüren sigortalı Türk soylu yabancı uyruklular ve birinci derece yakınları, Aile Sağlığı Merkezleri’nden uzaklaştırılarak, Suriyeliler için oluşturulmuş Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirildiler.

Ana vatanlarında tercüman aracılığıyla Suriyeli doktorlardan sağlık hizmeti almak zorunda bırakıldılar.

Bu durum onları çok üzdü.

Sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalıştılar.

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Genel Merkezi, şubeleri ve ilgili siyasiler girişimlerde bulunduklarını söylediler.

Ama…

Sorun bir türlü çözülmedi.

Çok sayıda telefon almama rağmen beklemeyi tercih ettim.

Açıkçası…

Hiç hoş olmayan bir uygulamanın, dallanıp budaklanmadan çözülmesini bekledim.

Bugün, yarın derken aradan bir yıla yakın zaman geçti.

Birçok hemşehrim sorunu kaleme almamı istedi.

Behiye Nine’nin gözyaşları benim için kırılma anı oldu.

Mağdurlarla görüştüm, Göçmen Sağlığı Merkezi’ne giderek yaşananları yerinde gördüm, çektiğim fotoğraflarla da durumu belgeledim.

Ve…

31 Aralık 2025 tarihinde ‘Batı Trakya Türküne, ana vatanında Suriyeli doktor ve tercümanla sağlık hizmeti’ başlıklı yazıyı kaleme aldım.

Özetle…

Başka bir ülkenin bayrağı altında azınlık olarak Türklüğünü, dilini, dinini, kültürünü korumak için yıllarca her türlü zulme, ayrımcılığa göğüs germiş insanların, ana vatanlarında böyle bir uygulamayı hak etmediklerini vurguladıktan sonra, “Ailenin fertleri, Aile Sağlık Merkezlerine geri dönmeli. Yoksa üvey evlat olduklarına inanmaya başlayacaklar” ifadelerini kullandım.

Yazı Türkiye’de ve Batı Trakya’da çok ses getirdi.

Normal vatandaştan profesöre, eski dernek başkanlarından iş insanlarına ve bürokratlara kadar uzanan çok sayıda hemşehrimden mesaj aldım. Kimi konuyu gündeme taşıdığım için teşekkür ediyordu, kimi de farklı sorunları dile getirip onları da yazmamı istiyordu.

Yaklaşık bir hafta sonra…

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk aradı ve ‘bu nasıl olur’ dedikten sonra konuyu Meclis’e taşımak istediğini söyledi.

‘10 Ocak Gazeteciler Günü’ kutlama programının ardından Merinos AKKM’de baş başa görüştük ve detayları konuştuk. Ayrıca, kendisini telefonla BTTDD Bursa Şubesi eski yöneticisi ve Batı Trakya Türkleri eski Panayır Ağası Naim Karagöz’le görüştürdüm. Karagöz, annesi Behiye Nine’nin yaşadığı sorunları kendisine detayları ile anlattı.

Hasan Öztürk konuyu çarpıcı bir şekilde Meclis’e taşıdı.

Hemen ardından…

AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Cem Kürşad Hasanoğlu aradı ve İl Başkanı Davut Gürkan’la yazımı değerlendirdiklerini ve konuyu Sağlık Bakanlığı’na ilettiklerini bildirdi.

Bunun üzerine…

16 Ocak 2026 tarihinde yine olay.com.tr’deki köşemde, “Yazımız ses getirdi; Batı Trakya Türklerinin Aile Hekimliği sorunu Meclis ve Bakanlık gündeminde” başlıklı yazıyı kaleme aldım.

Her iki çabanın da çok kıymetli olduğunun altını çizip, “İnşallah sorun hızla çözülür. Aylardır fazlasıyla üzülen ve incinen on binlerce soydaş bunu bekliyor” cümlesi ile noktayı koydum.

***

Söz konusu gelişmelerin akabinde…

Yoğun dünya gündemine rağmen konu sıcaklığını korudu.

Süreç içerisinde dikkatimi çeken iki hamle oldu.

Bunları pas geçmek bana yakışmaz.

Birincisi…

BTTDD İzmit Şubesi Başkanı Yüksel Öztürk’ün konuyla ilgili bir dosyayı, 21 Ocak 2026 tarihinde AK Parti Türk Devletleriyle İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’ya iletmiş olması…

Diğeri de…

Bursa Eczacı Odası Başkanı Zekeriya Kolat’ın, BTTDD Bursa Şubesi’nin 15 Şubat 2026 tarihinde yapılan genel kurulunda aralarında milletvekillerinin de bulunduğu protokol üyelerine konuyu detayları ile bir kez daha anlatması…

***

Ve…

16 Mart 2026 tarihinde BTTDD Genel Merkezi ve şubeleri sorunun çözüldüğü bilgisini paylaştı.

Genel Merkez bir teşekkür mesajı yayınladı, şubeler de bunu paylaştı.

Bazı şubeler ise kendi uygun gördüklerine teşekkür ettiler.

Burada esas olan genel merkezin açıklamasıdır.

Onlar da…

Konuyu çarpıcı bir şekilde basında gündeme getiren, kaleme aldığı yazıyla CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ün konuyu Meclis’e, AK Parti İl Başkanlığı’nın da Sağlık Bakanlığı’na taşımasını sağlayan gazeteciye ve kurumu Olay’a bir teşekkürü çok gördüler.

Üstelik o gazeteci ve çalıştığı kurum Olay’ın sahibi Batı Trakyalı ve dernek üyesi olmasına rağmen…

Canınız sağ olsun efendiler…

Bize, bu mübarek günlerde milletin hayır duası yeter.