Olay Gazetesi Bursa

Bursa yeni derslikte çok mu geride kaldı?

Dün bu sütunlardan CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan’ın yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e ilimizin derslik ihtiyacı ve dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıp, yenilenemeyen okullara dönük sorularını aktarmıştık. O yazımız üzerine, lağvedilen Bursa İl Genel Meclisi’nde en son komisyonlarda ve encümende görev üstlenmiş eski bir dostumuzdan önemli bilgi paylaşım geldi. Bursa İl Özel İdaresi […]

Dün bu sütunlardan CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan’ın yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e ilimizin derslik ihtiyacı ve dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıp, yenilenemeyen okullara dönük sorularını aktarmıştık.

O yazımız üzerine, lağvedilen Bursa İl Genel Meclisi’nde en son komisyonlarda ve encümende görev üstlenmiş eski bir dostumuzdan önemli bilgi paylaşım geldi.

Bursa İl Özel İdaresi ve İl Genel Meclisi’nin aktif olduğu 2003-2009 yılları arasında Bursa’da gerçekleştirilen eğitim yatırımlarıyla 52 kişilik sınıfların 25-30 kişiye düşürüldüğünü hatırlatan dostumuz iletisine şunları da eklemiş:

“Özel İdare kaynaklarıyla Bursa’da her yıl 100-200 derslik yapılıyordu, bugün böyle bir bütçe yok. Merkezi idare bütçesi de maalesef yetersiz. Şimdi sınıflar 40-50 kişiye doğru çıktı. Bursa için çok üzücü bir tablo.”

Eğer tablo gerçekten böyle ise İl Özel İdareleri’nin lağvedilmesinin Bursa eğitim yatırımları açısından bir artısı olmamış, aksine kaybı söz konusu.

Fakat, iktidar partisine çok da haksızlık etmemek gerek.

Gerek Milli Eğitim Bakanlığı gerekse hayırseverlerin katkısıyla ilimizde yeni okul ve derslikler yapılıyor.

Ancak, artan nüfus ve göçe ne yazık ki, bu okullar da yetmiyor.

Derslik açığı öteden beri sürüyor. Bunun katlanarak atması da gelecek adına düşündürücü.

Herhalde bakanlık ve il yöneticileri de planlamalarını buna göre yapıyordur. Kentimize yeni atanan İl Milli Eğitim Müdürü’nün de bu gerçekler ışığında Bursa’nın derslik açığının kapatılması konusunda daha çok çaba harcaması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Her dört günde bir bin canımızı kaybediyoruz

Sağlık Bakanlığı’nın hemen her akşam açıkladığı koronavirüs haritasını baktıkça hem seviniyor hem de içimiz burkuluyor.

Her geçen gün aşılamada mavi il, yani düşük riskli il sayımız artarken, ölüm sayılarının tırmanması üzücü.

Neredeyse günde en az 250 canımızı yitiriyoruz. Bu 4 günde bir, bin kişinin hayatını kaybetmesi demek. Rakamlar böyle giderse Türkiye’nin aylık kaybı 7 bin 500 kişiye çıkacak.

Okulların açılmaya hazırlandığı bugünlerde yüksek seyirli ölüm tablosunu düşürmemiz, virüsün yayılım hızını da durdurmamız gerekiyor.

Ancak aşı olmamakta inat edenlerimizin sayıları ülkede 20 milyon civarında. Bu da virüs bulaşını daha da yaygınlaştırıyor.

Ölümcül delta virüsünün bir neticesi olarak yoğun bakımlarda yatan hastalarımızın büyük bölümü ne yazık ki, kurtarılamıyor.

Yurttaşlarımızın artık aşı olmamakta direnenlere karşı da ikna edici yöntemler kullanmaları şart. Aksi halde, her dört günde bir can kaybımızı binli rakamların altına indiremeyiz.

Bursa’nın aşılamada düşük riskli iller kategorisine geçmesi sevindirici ancak, birinci doz aşısını yaptırmayan on binlerce insanımız var. Keza ikinci doz aşılamada da yeterli sayıya ulaşılmış değil. Bütün bunlar bulaş riskini artırıyor.
Umarız, bu nedenle okullarımızda bir sıkıntı yaşanmaz.

 

Aynı anda iki din görevlisine birden izin verilir mi?

Telefonumuz çaldığında karşımızda Osmangazi ilçemize bağlı Kırcaali Mahallesi Muhtarı Şerif Akgün vardı.

Şerif muhtar hiç lafı uzatmadan söze girdi.

Kırcaali Mahallesi’ndeki camide görev yapan iki din görevlisine birden aynı tarihte izin verildiğini ve caminin ve mahallenin din görevlisi kalmadığını anlattı.

Durumu Osmangazi İlçe Müftülüğü’ne ve personel şefliğine ilettikleri halde bir netice alamadıklarını kaydeden Muhtar Akgün, şöyle konuştu;

“Mahallede, camide namaz kıldıracak, ezan okuyacak, bir cenazemiz çıksa mevtayı kaldıracak görevli yok. İlçe Müftülüğü de sorunu çözmüyor. Böyle iş olur mu?”

Muhtar Akgün son derece haklı.

Elbette din görevlilerimizin de acil işleri çıkabilir ama yöneticiler izin işini doğru planlamak zorundalar. Osmangazi İlçe Müftüsü bu gibi durumlar için personel birimine gerekli talimatları vermiyor mu dersiniz?

İki görevliye birden aynı anda izin verip, ibadethaneyi boş bırakmak doğru bir karar değildir.

Acaba il ve ilçe müftülüklerinde bu gibi durumlar için hazır tutulan din görevlileri olmaz mı?

Dün Bursa’da bulunan ve Bursa’ya rağmen Şehreküstü’deki 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’nda o meşhur binanın açılışını yapan Diyanet İşleri Başkanı’nın kentin merkezindeki bir caminin görevlisiz bırakılmasından haberi var mıdır acaba?