Dışta oy kullanımını kısıtlayan Bulgaristan acaba Avrupa Birliği normlarından uzaklaşıyor mu?
Malumunuz, komşu Bulgaristan sınırları dışındaki vatandaşları için de yabancı ülkelerde sandık yoluyla seçimlere katılımlarını sağlıyor. Fakat, bu yıl AB üyesi olmayan ülkelerdeki sandık sayısını Türkiye için daha da azalttı.
Bu duruma Türkiye’deki Balkan STK’larından tepki var. Merkezi Bursa’da bulunan Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, Bulgaristan Cumhurbaşkanı İlyana Yotova tarafından veto edilen yasanın tekrar parlamentoda 126 oyla kabul edilmesinin, bu ülkedeki demokratik değerler ve anayasal haklara ket vurduğunu söyledi.
AB ülkeleri dışında kurulacak sandık sayısının sınırlandırılması kararı başta Türkiye olmak üzere dünya geneline yayılmış yüz binlerce Bulgaristan vatandaşının en temel anayasal hakkı olan seçme ve seçilme hakkını fiilen engellediğini de kaydeti.
Prof. Dr. Balkan şöyle devam etti:
“Bulgaristan Anayasası tüm vatandaşların ikametgahlarına bakılmaksızın yasalar önünde eşit olduğu ve seçme haklarının korunacağını garanti ederken, ilgili düzenleme ile ikamet edilen yere göre ayrımcılık yaratılmaktadır. Vatandaşın sandığa erişimini zorlaştırmak, demokrasinin temel direği olan temsilde adalet ilkesine gölge düşürmektir.”
Bulgaristan Parlamentosu’nda alınan kararın bir hak gasbı olduğunu ve ülke tarihine de kara bir leke olarak geçtiğini vurgulayan Balkan, “Modern ve demokratik bir Bulgaristan vizyonu yerine, geçmişin kısıtlayıcı ve dışlayıcı zihniyetine sığınmak bir Avrupa Birliği üyesi ülkeye yakışmayan tarihi bir yanlıştır. BALGÖÇ olarak, Bulgaristan Türklerimizin hür iradesinin sandığa yansıtmalarını engelleyen bu antidemokratik kararı kınıyoruz” dedi.
Balkan, Bulgaristan Türklerinin bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukuk devleti ilkelerine olan bağlılığını ve demokrasi mücadelesini kararlıkla sürdüreceklerini de hatırlatarak, kendilerinin de anayasal haklarının takipçisi olmaya, demokratik platformlarda seslerini yükseltmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
İşin üzücü yanı, Bulgaristan’da Türk azınlığı temsil eden partinin başında Bulgar bir isim var. İddia odur ki, bu partiden de sandık kısıtlamasına oy verilmiş.
Umarız, oradaki soydaşlar ve Türkiye’dekiler bu durumun farkındadırlar.
İstanbul’da varsa o hak Bursa’ya niye verilmiyor?
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aldığı bir yeni kararla, İstanbul’da evini riskli alan ilan ettiren her parsel sahibine, ‘yarısı sizden yarısı bizden’ kampanyasından faydalanma hakkı tanıdı. Bu hak daha evvel vardı ama uygulama alanı il geneline yaygınlaştı.
En az İstanbul kadar deprem riski altında bulunan Bursa’ya, halen İstanbul’a tanınan o hakkın verilmiyor olması üzücü.
Zaman zaman bu durumu köşemizden eleştiriyoruz ama ne yazık ki, iktidar partisinden ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’dan Bursa’ya dönük bir müjde haberi gelmiyor.
Allah korusun, yıkıldıktan sonra devlet olarak Bursa için harcayacağın parayı deprem olmadan vermek daha mantıklı değil mi?
İlla Bursa’da yıkıcı bir depremde binlerce kayıp ve yıkım mı olması gerek?
Sorun finans kaynağı ise, o kaynak İstanbul’a nasıl bulunuyor?
Demirtaş hurdacı merkezi mi?
Bölgede işyeri olan bir okurumuz bakın elektronik postamıza neler göndermiş:
“Nüfusu yüz bini geçen eski Demirtaş beldesi ile Bursa şehir merkezini birbirine bağlayan ve Eski Gemlik Yolu olarak bilinen yolun trafik yoğunluğu her geçen gün artıyor. Ancak, trafikten daha önemli bir sorun var ki, o da yolun sağlı sollu olarak hurdacılar tarafından işgal edilmiş olması. Üstelik, yolun etrafındaki arazilerin çoğu birinci sınıf tarım arazisi.”
Bölgede bir zamanlar en kaliteli armut, kiraz ve şeftalinin yetiştiği bahçelerin hurda ve paslı demir yığınlarıyla dolmasına içerleyen okurumuz, “Bu durum tarım alanlarının giderek artan işgaline neden olurken diğer yandan da görüntü kirliliğine yol açıyor ve Bursa’ya hiç yakışmıyor. Üstelik, kimi yerlerde demirdoğrama atölyelerinin gürültüsünden geçilmiyor” diyor.
Okurumuz sözlerini, “Otosansit gibi sanayi siteleri bile henüz dolmamışken, hangi akla hizmet olarak bu işyerlerine ruhsat verilmiş akıl alır gibi değil. Yok, eğer bu işyerleri ruhsatsız ise o zaman, neden belediyeler görevlerini yapmıyor” sorusuyla tamamlıyor.