Olay Gazetesi Bursa

Türkiye salgınla mücadelede  nasıl başarılı ve örnek oldu?

Koronavirüs salgını gösterdi ki, sağlık altyapısı güçlü ülkeler bu işin altından kalkmada fazlaca zorlanmadı. Dünyada bu manada iki ülkenin öne çıktığı biliniyor. Onlardan biri gurula söylemeliyiz ki, kendi ülkemiz, yani Türkiye. Diğeri de Almanya. Ülkemizde var olan yoğun bakım yatağı sayısına dev ekonomili ülkeler bile sahip değil. Onların da bugün sadece yüzde 30’u dolu. Şehir hastanelerindeki tüm […]

Koronavirüs salgını gösterdi ki, sağlık altyapısı güçlü ülkeler bu işin altından kalkmada fazlaca zorlanmadı.
Dünyada bu manada iki ülkenin öne çıktığı biliniyor.
Onlardan biri gurula söylemeliyiz ki, kendi ülkemiz, yani Türkiye.
Diğeri de Almanya.
Ülkemizde var olan yoğun bakım yatağı sayısına dev ekonomili ülkeler bile sahip değil.
Onların da bugün sadece yüzde 30’u dolu.
Şehir hastanelerindeki tüm odaların gerektiğinde yoğun bakım yatağına çevrildiğini biliyor muyuz?
Oysa, dünyada ve Avrupa‘da insanlar yatak yokluğu yüzünden ölüme terk ediliyorlar.
Türkiye‘nin, SSK hastaneleri modelinin çökmesinin ardından, 2002‘den bu yana sağlık kurumlarına yaptığı yatırımlar ve sosyal güvenlik sistemini tek şemsiye altında toplamış olması bugünkü başarının altyapısını oluşturuyor.
Türkiye bugün Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e kadar en az nüfuslu ilçesinin devlet hastanesini bile yenilemiş bir devlet olarak biliniyor.
Türkiye‘nin son 18 yılda sağlığa yaptığı yatırımı başka devletler imrenerek izliyor.
Bu minvalde şehir hastaneleri başlı başına bir sağlık devrimi.
Bugün salgın illetini az hasar ve hafif düzeyde geçirmemizde şehir hastanelerinin büyük rolü var.
Sağlık alanındaki reformlarıyla giderek komünist Küba modeline doğru ilerleyen Türkiye’nin bu başarısı Dünya Sağlık Örgütü‘nce de takdir görüyor.
Çok eleştirilen şehir hastaneleri modeli  gelecekte belki de bir çok ülke tarafından da örnek alınacaktır. Sistemi daha evvel deneyen ve başarılı olamayan ülkelerin varlığı bu modelin tüm dünyada başarısız olacağı anlamına gelmez.
Türkiye kısa sürede bu işi başarmış durumda.
Yapımı süren ve bir kısmı açılan 22 şehir hastanesinin gelecek yıl tümü hizmete girmiş olacak.
Pandemi ile mücadelede bu denli başarı gösteren Türkiye‘nin sağlık personeli anlamında da önemli adımlar attığını biliyoruz.
Sadece fiziki mekanlara değil, sağlık insanına da yatırım yapan Türkiye her yıl atadığı on binlerce doktor, hemşire, ebe ve yardımcı personel ile de hastanelerini ve sistemini güçlendirmiştir.
Anadolu‘da açılan yeni üniversiteler ve tıp fakülteleriyle de sisteme insan kaynağı beslemesi yapılmaktadır.
Malumunuz bu ülkede siyaset ve bilimle uğraşan bir kısım güruh, geçmişte yeni üniversite ve tıp fakültelerinin açılmasını dahi eleştirdiler.
Binlerce doktor açığımıza rağmen, o vakit, ‘Pıtrak gibi üniveriste ve tıp fakültesi açılıyor’ diye iktidara yüklenenler nedense şimdilerde dut yemiş bülbül gibi suskunlar.
En son tıbbi medikal araç gereç imalatında da artık ülkemiz öne çıkmaktadır.
ASELSAN‘nın ileri görüntüleme cihazlarından dört şirketin bir araya gelip ürettikleri yerli solunum ünitelerine kadar artık bu alanda da öze dönüş başlamıştır.
Bugün Türkiye, dünyayı aciz durumda bırakan illet karşısında başarılı durumdaysa işte atılmış tüm bu adımların da etkisi var.
Avrupa‘nın durumu içler acısı.
ABD‘de sistem çökme aşamasına geldi.
Dünyanın jandarması ABD ne hazindir ki, ölülerini defin de bile zorlanıyor.
İsveç‘ten, Türk kızı Leyla‘dan gelen ve orada tedavi edilmeyen babası için sosyal medya çağrısına kulak verip Malmö‘ye ambulans uçak gönderen ülkemiz ile ne kadar övünsek azdır.
Türkiye‘nin geldiği bu noktayı görmezden gelmek sadece muhalefet körlüğü ile tarif edilemez.
Ülkemizin var olduğu zenginliği hafife alanların, küçümseyenlerin başları dara düştüğünde yine sığınmak istedikleri yerin Türkiye olduğu görüldü.
İşbaşındaki siyasi iktidarın icraatlarına kızıp, ülkeyi terk eden sözde aydın ve sanatçıların başları sıkışınca, şimdilerde nasıl yurda dönmek istediklerine de ibretle şahit oluyoruz.
Türkiye, değişik ülkelerdeki 25 bin vatandaşını hava köprüsü ile bir kaç gecede ülkeye getirebilecek kadar büyük ve güçlü bir devlettir.
Türkiye yardım dileyen ülkelere de müşfik elini uzatıyor.
50’ye yakın ülkeye uçak dolusu tıbbi malzeme gönderen Türkiye’yi halen aşağılayan, küçümseyen içimizdeki İrlandalıları kendi kin ve düşmanlıklarıyla başbaşa bırakmak gerekiyor.
Çünkü; onlar iflah olmaz muhalifliklerinden, bu ülkeye ve onu yönetenlere dudukladı kin ve nefretlerinden ne yaparsanız yapın vazgeçemezler.

Karantinanın kahramanları da başarıda büyük pay sahibiler
 
Türkiye koronavirüsle mücadelede topyekun bir dayanışma içinde.
Herkes bu savaşa katkı veriyor.
Günlerdir eve hapsolan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı yurttaşlarımız da bugün gelinen noktadaki başarının gizli kahramanlarıdır.
Onlar sabırla evde kalarak salgının ülkemizden atılmasına büyük katkı sağladılar.
Şimdi onları ödüllendirmek gerekiyor.
Hükümetin düşündüğü haftasonları 3 saaatlik sokağa çıkma izni bile kendilerine büyük moral olacaktır.
Sağlık Bakanlığı‘nın açıkladığı son veriler mücadelede sona doğru yaklaştığımızı gösteriyor.
Evlerinden buna büyük destek veren büyüklerimiz ve çocuklarımız da bu yüzden büyük bir alkışı hak ettiler.
Sadece onlar değil, haftasonları alınan sokağa çıkma yasağına uyan tüm yurttaşlarımız da bu mücadeleye topluca yardımcı oldular.