Elektronik postamıza bu kez, köyde ürün yetiştirip kentte satmak isteyen bir okurumuzdan ileti gelmiş.
Okurumuz, Osmangazi’de Uludağ’ın arka yüzündeki topraklarında yetiştirdiği ürünleri satabilmek için genel bir köylü pazarı olmadığını ve sokak aralarında, cami önlerinde, pazaryerleri dışında satış yapmaya da zabıtanın izin vermediğini vurguluyor. Osmangazi Zabıtası’nın tespit halinde mallarını elinden aldığını ve ağır cezalar kestiğini aktarmış.
Osmangazi’nin kırsalında oturan okurumuzun bu talebine Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın bir çözüm bulması gerektiğini düşünüyoruz.
Kendisi, kırsalda ürün yetiştirip satmak isteyenlerin halini en iyi bilecek siyasetçilerdendir. Hemşehrilerinden gelen bu talebe duyarsız kalmayacaktır.
Osmangazi’ye büyük bir köylü pazarı yakışır. Geç kalınmış değildir. Projelendirilse seçim dönemine yetişir. Bunun için kırsal kesimlerin STK’larıyla da iş birliğine gidebilir.
Örneğin; yıllar evvel Çamlıca Mahallesi’nde Nilüfer Belediyesi ile DAĞDER Nilüfer Şubesi işbirliğiyle kurulan köylü pazarı halen faaliyet gösteriyor. Buna benzer Osmangazi’de büyük bir üretici pazarı için DAĞDER, OVADER vb. gibi STK’larla da ortaklaşa faaliyete geçirilebilir.
Yakaladığının mallarına el koymakla, ceza kesmekle bu sorun çözülmez. Üretici malını direkt tüketiciye, aracısız ulaştırmak istiyor. Bunu yaparken de kaçak köçek değil, belediyenin gösterdiği, izin verildiği yerlerde, kayıtlı ve legal yapmak istiyor.
Bildiğimiz kadarıyla seçimin ardından gündeme gelen Tahtakale’deki Köylü Pazarı yeniden faaliyete geçirilememişti. Tahtakale Muhtarlığı’nın talep ettiği projede 2 yıldır somut bir gelişme olmadığını biliyoruz. Bölgede kamulaştırma yapılarak eski köylü pazarı alanı genişletilebilir. Veya, Dikkaldırım civarında ya da alanı müsait, ulaşımı sıkıntısız başka bir semtte büyük bir üretici pazar yeri bulunabilir.
Osmangazi Belediyesi üreticiye o fırsatı vermeli. Böyle bir proje, Başkan Erkan Aydın’ı hemşehrilerinin gönlünde daha da yüceltir.
Halkı üzen uygulamalar tepeye ulaştırılıyor mu?
Elbette devlet disiplin içinde trafik işlemlerini yürütecek. Kurallar koyacak, denetleyecek, caydırıcılık içerikli cezalar kesecek. Bunu da bütçeyi dengelemek için yapmamalı.
Fakat, yanlış giden bir şeyler var. Plakadaki yazı karakterinden, fontundan kaynaklı araç sürücülerine 140 bin lira para cezaları kesmenin de izahı olamaz.
APP Plaka uygulaması toplumun büyük kesimlerini rahatsız eden bir düzenleme olarak karşımızda. Ağır yaptırımlar, para cezaları belli ki, halkı rahatsız etti. Şimdi süre 1 Nisan’a uzatılmış olsa da, Türkiye’nin dört bir yanında İçişleri Bakanlığı’nın bu kararına tepkiler var.
Acaba o tepkiler karar mekanizmalarına, siyasetin karar vericilerine ulaşıyor mu dersiniz?
AK Parti kurmaylarının tabandaki bu rahatsızlığı fark edip, halkı üzmeyecek onların ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmamalarını sağlayacak yeni bir karar alması gerekiyor. Fenni muayene istasyonlarındaki fahiş tarife ve keyfiyete müdahale edemeyen devletin, plaka harf ve rakamlarının kalın karakter olmasından kaynaklı vatandaşına 140’ar biner lira para cezası kabul edilebilir bir şey değildir.
Devlet, hatadan dönmesini de bilmeli.
Bakan Bey’in paylaşımları arttı galiba hızlı tren kente yaklaşıyor
Ankara’nın ihale ettiği hiç bir proje öngörülen terminle bitmedi. 2012’de temeli atılan hızlı tren de öyle. Tam 15 yıl olmuş. Bursa’nın hızlı treni ortada yok. Bu sürede hiç bir şey yapılmamış değil elbette.
Bugünlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu sosyal medyasından bakanlığının projelerini paylaşıyor. Onların arasında Bursa’da uzun sarkmalarla tamamlanan yatırımlar da var. Mesela, Doğancı Tüneli onlardan biri. Bakan Bey bunu da arada bir övünerek paylaşıyor.
Peki, hızlı tren ne oldu?
Bunları okudukça Bursalılar olarak seviniyoruz. Fakat, bakanlığın ihale ettiği hiç bir proje zamanında bitirilemediği için o açıklamalara temkinli de yaklaşıyoruz. Bakan beyin bahsettiği ikinci yarı 2027’ye sarkarsa şaşırmayız.
Bursa-Osmaneli arasındaki kısa bir etaba sahip hızlı trenin temel atıldıktan 15 yıl sonra ilimize bağlanacak olması bakanlık bürokrasisinin ve siyasetin bir ayıbıdır.