Şehirlerde artık apartmanlar kadar siteler de görüyoruz. Beş-on kattan yirmi ve üzeri katlara kadar çıkan siteler yüzlü veya binli dairelere ulaşabiliyor. Yüzme havuzları, sosyal tesisleri, spor alanları, marketleriyle ve barındırdığı nüfusuyla bir kasaba büyüklüğüne ulaşan siteler dahi var. Tabii ki bu denli çok dairenin olduğu yerlerde yönetim de önemli bir konu olarak kendini gösteriyor. Burada işin içine profesyonel yöneticilik giriyor. Aidatların iki rakamlı bin liralara kadar yükseldiğini de duyuyor, okuyoruz. Bazen site mensuplarının yüksek aidatlara karşı protesto gösterileri yaptıklarını, yönetimde yolsuzluk yapıldığını iddia ettiklerini de yazılı ve görsel basından öğreniyoruz…
Ben de otuz beş yıldır bir sitede yaşıyorum. Altı bloktan oluşan sitemizde otuz altı daire var, ısınma merkezi sistemle yapılıyor. Yöneticilik hiç kolay değil, gazetelerde, TV’de yönetici ile sitede oturanlardan biri arasında çıkan tartışmada kan döküldüğünü, ölümler bile olduğunu okuyor, duyuyoruz. Yöneticinin işi ısıtmanın merkezi sistem olduğu sitelerde daha zor çünkü mensuplardan biri kaloriferlerin az yanmasından şikayet ederken, bir diğeri “Niye kaloriferler bu kadar çok yanıyor?” diye yöneticiyi sorgular. Dolayısıyla yöneticilik ısıtması merkezi sistem olan sitelerde yaşayanları en tedirgin eden konulardan biri. Bizde son on yıla kadar her yıl bir bloktan kişi yöneticilik yaptı. Yöneticilik herkesin yapabileceği bir iş olmadığından sırası gelen kişi yeterli değildiyse sonuç haliyle hiç iyi olmadı, yeterli olanlar iyi yöneticilik yaptılar ama bir iyi bir kötü derken işler düzgün gitmedi. İşin doğrusu şu ki, yönetici uzun süre çalıştığında işler daha iyi gidiyor, konuya hakim oluyor, acemilik ortadan kalkıyor. Son on yılda belli bir istikrar ortaya çıktı, iki-üç yıl üst üste yöneticilik yapanlar çıktı, sonra Musa Şahin, 2018-2024 arası altı yıl ile en uzun yöneticilik yapan kişi oldu. İşini iyi yapmasının yanında insan ilişkileri ve üslubu düzgündü, kimseyi kırmadan incitmeden konuşuyordu, sorunları icabında ikili görüşmeler yaparak çözüyordu…
Musa Şahin “çok iyi yönetici” ise “çok kötü yönetici kimdi?” sorusu geliyor ister istemez. Çok kötüsü genç kuaför Ramazan Yılmaz idi. Yirmi küsur yıl önce yeni yönetimin belirleneceği toplantıya kendisi gelmemiş, okuma yazma bilmeyen annesini göndermiş, kadın “Benim oğlum yönetici olmak istiyor!” deyince yönetici olmuştu kuaför. Neyse bir yıl sonunda genel kurul toplantısı başladığında divan başkanı Halis Kalender, yöneticiyi raporunu okumaya davet etmişti. Hiçbir hazırlığı olmayan kuaför yöneticinin “rapor yok” dediği duyulduğunda odada büyük bir şaşkınlık yaşanmıştı. Denetim kurulu raporu da yoktu, hesaplar düzensiz, açıklarsa çoktu. Ancak genç kuaför açıkları karşıladıktan sonra yeni yönetici göreve başlamıştı. Şu da bir gerçekti ki “yöneticilikte sıfır” olan Ramazan Yılmaz kuaför mesleğinde bir numaraydı. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında katıldığı yarışmalardan birinciliklerle, kupalarla dönerdi. Bu yeteneği sayesinde yeşil kart alarak on beş yıl önce Amerika’ya gitti, o gün bugündür kuaförlüğünü orada sürdürüyor…