Olay Gazetesi Bursa

Ortadoğu’da savaş şiddetleniyor

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırıları, bugün artık açık bir bölgesel savaşa dönüşmüş durumda. İran’ın misilleme olarak ABD üslerini ve İsrail’i balistik füzelerle hedef alması, yangının sadece iki ülke arasında kalmayacağını kısa sürede gösterdi. Bugün gelinen noktada; Katar’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Bahreyn’den Irak’a, Suriye’den Suudi Arabistan’a kadar geniş bir […]

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırıları, bugün artık açık bir bölgesel savaşa dönüşmüş durumda. İran’ın misilleme olarak ABD üslerini ve İsrail’i balistik füzelerle hedef alması, yangının sadece iki ülke arasında kalmayacağını kısa sürede gösterdi.

Bugün gelinen noktada; Katar’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Bahreyn’den Irak’a, Suriye’den Suudi Arabistan’a kadar geniş bir coğrafya adeta ateş topuna dönmüş durumda. Ortadoğu bir kez daha büyük güçlerin hesaplaşma sahasına çevrildi.

Bu savaşın en ağır bedelini ise her zaman olduğu gibi halk ödüyor.

Binlerce insan hayatını kaybetti. Milyonlarca insanın huzuru, güvenliği ve geleceği belirsizliğe sürüklendi. Dünya artık hiç kimse için güvenli değil.

ABD ve İsrail’in saldırılarında İran’ın üst düzey askeri ve siyasi isimlerinin hedef alınması, savaşın dozunu daha da artırdı. Ancak beklenenin aksine İran geri adım atmadı, aksine direnişini büyüttü. “Rejim çöker” hesabı tutmadı; evdeki hesap çarşıya uymadı.

Öte yandan savaşın en kritik başlıklarından biri enerji hattı oldu. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, küresel enerji arzını ciddi şekilde sarstı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hat üzerindeki kriz, fiyatları hızla yukarı taşıdı.

Petrol fiyatları kısa sürede 100 doların üzerine çıktı ve küresel piyasalarda ciddi bir dalgalanma başladı.
Bugün Avrupa’dan Asya’ya kadar birçok ülke enerji kriziyle karşı karşıya.

Bu durum Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde doğrudan enflasyon ve hayat pahalılığı olarak hissedilecek. Vatandaşın cebine yansıyan fatura her geçen gün ağırlaşacak.

Savaş sadece cephede değil, ekonomide de sürüyor.

ABD’nin geçmişine baktığımızda Vietnam, Afganistan ve Irak örnekleri ortada. Askeri olarak kazanılsa bile siyasi ve ekonomik olarak kaybedilen savaşlar… Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız.

Washington yönetimi, İran’da rejim değişikliği beklentisiyle hareket etti. Ancak sahadaki gerçekler bu planın karşılık bulmadığını gösteriyor. Üstelik bu süreçte ABD’nin devasa borç yükü ve ekonomik kırılganlığı da giderek büyüyor.

39 trilyon doları aşan borç, artan faiz yükü ve bütçe açıkları… Savaşın maliyeti sadece cephede değil, Amerikan ekonomisinin içinde de derin yaralar açıyor.

Uluslararası alanda ise tablo daha da dikkat çekici. Birçok ülke bu savaşa mesafeli duruyor. “Bu bizim savaşımız değil” diyenler çoğalıyor. Uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışmaları ise her geçen gün daha fazla gündeme geliyor.

Tüm bu gelişmeler bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor:

Bu savaş ne demokrasi için, ne insan hakları için, ne de nükleer tehditleri ortadan kaldırmak için yapılıyor.
Asıl mesele enerji yolları, petrol ve doğalgaz üzerinde hakimiyet kurmak.

Kısacası; mesele güç, çıkar ve kontrol meselesidir.

Önümüzdeki günler çok daha kritik gelişmelere gebe. Bu savaş sadece Ortadoğu’nun değil, dünyanın güç dengelerini değiştirecek potansiyele sahip.

Ve ne yazık ki tarih bir kez daha tekerrür ediyor:

Büyük güçler hesap yapıyor, bedelini ise yine halk ödüyor.