Olay Gazetesi Bursa

Hayalini yorganına göre uzat

Zamanın akışı nasıl da hızlandı. Ne çok şeyi erteliyoruz gelecek günlere… Yaşamın içinde yaptıklarımız, yapamadıklarımızın yanında neredeyse bir hiç. Yeni bir yıla girdik. Dile kolay, 21. yüzyıldayız ve onun ilk çeyreğini, yani 25 yılı geride bıraktık. Sanki daha yakın zamanda yaşamışız gibi gelmiyor mu “milenyum” olarak andığımız iki bin yılı. O günden bu güne ne […]

Zamanın akışı nasıl da hızlandı.

Ne çok şeyi erteliyoruz gelecek günlere…

Yaşamın içinde yaptıklarımız, yapamadıklarımızın yanında neredeyse bir hiç.

Yeni bir yıla girdik.

Dile kolay, 21. yüzyıldayız ve onun ilk çeyreğini, yani 25 yılı geride bıraktık.

Sanki daha yakın zamanda yaşamışız gibi gelmiyor mu milenyum olarak andığımız iki bin yılı.

O günden bu güne ne çok şey değişti.

Artık kimsede göremiyoruz yeni yılı karşılama coşkusunu.

Yılbaşının olmazsa olmazı Milli Piyango’muz vardı; bugün bile hafızamdan silinmemiş, yılbaşı reklam spotu: Milli piyangoya yâr olanlar / er geç bahtiyar olurlardı.

Erkenden bahtiyar olan olmadı. O geç olanın üzerinden çok zaman geçti ama bu ülke insanı bir türlü bahtiyarlığa erişemedi.

Güzelim hayal satan bu sistemi de özelleştirip, tüpçüye sattılar.

Artık birçok şey gibi ona da güven kalmadığı için, kimsenin ne umudu var ne de hayal kuruyorlar.

Tolstoy, taa 1881’de yazmış, Ekmek pahalı, emek ucuz diye.

Yılbaşı sabahına Bursalılar ekmek zammı ile uyandı.

Yalnızca ekmek değil fiyatı artan, aklınıza gelebilecek ne varsa tarifesi değişti 1 Ocak günü.

Harçlar, vergiler, tüneller, köprüler, otoyollar, akaryakıt…

Biz güzel güzel yağan karı seyrederken tüm bunlar sessiz sedasız fiyatlarını yenileyiverdi.

Bu yüzden yeni yıl için pek hayal kurmayın. Yazının başlığını Prof. Dr. Acar Baltaş’ın kitabının adından aldım. Ülkemizin yüz akı bilim insanlarından biri Acar Baltaş.

Kitabın girişinde yanılmalarımızı, daha doğrusu birileri tarafından nasıl kolayca yanıltıldığımızı şöyle anlatıyor:

İçindeki engelleri aşıp korkularını yenen bireyin başarılı olacağı mesajıyla iyimserleşen ve yumuşayan kişi, mesajın kendisine inanmaya hazır hâle gelir. Başkaları yapabiliyorsa ben neden yapamayayım? diye düşünür. Bir de buna, nereden çıktığı belli olmayan ve hiçbir bilimsel geçerliliği bulunmayan Beynimizin % 3’ünü veya % 5’ini kullanıyoruz, saçmalığı eklenince kişi kendi hikâyesini yazmaya hazır hâle gelir.

Asıl bundan sonra söyledikleri çok önemli. Herkesi aynı insanmış gibi genel bir yaşam ve başarı reçetesi yazanlar için söylüyor.

Bu yaklaşımın geçerli olabilmesi, bütün insanların aynı potansiyele sahip olması gibi akıl ve gerçek dışı bir varsayıma bağlıdır. Oysa bütün insanlar kişilik ve yetenekleriyle farklılıklar gösterir. Yeteneğinizin olmadığı ve kişiliğinize uymayan bir alanda çaba göstermenin tek sonucu hayal kırıklığıdır. Tabii azim ve kararlılık, başarı için çok önemli iki ögedir. Ancak bunlar, yeni bir bilgi ve beceri edinmek için yardımcı olur. Azmin ve kararlılığın işe yaraması için kişinin yeteneğinin olduğu bir alanda bunları göstermesi gerekir. Eğer kişi yatkınlığının olmadığı bir alanda çaba harcıyorsa bunun sonucu derin bir yetersizlik ve suçluluk duygusudur.

Sanırım toplum olarak yaşadığımız ve bir türlü içinden çıkamadığımız durum bu olmalı.

Durmaksızın kendini tekrar eden bir döngü yaşıyoruz.

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yılı geride bıraktık. Oysa çok büyük umutlar beslemesek de, ülke siyasetçileri umutlu olmamızı telkin eden sözler söylemişlerdi.

Artık bu söylenenlerin gerçek olmadığı anlaşılmış olmalı ki, 2026’ya umut beslemiyor çok insan.

Ülkenin neredeyse tüm siyasetçileri, medya organları aylardır asgari ücreti tartıştı. Şimdi de emekli maaşları üzerine söylenecek ne varsa her şeyi söylediler.

Sanırım bunlar bu sorunların temelden çözülmesi için değil, günah çıkarmak için bunca laf, bunca çaba…

Ülkenin düştüğü durum çok dramatik…

Kırık dökük hâle gelmiş bir demokrasimiz var.

Düzgün işleyen bir sistemi kimse istemiyor ki, öyle bir arzu söylemden öteye gitmiyor.

Hukukun işlemediği, demokrasinin yerleşmediği bir ülkeye yabancı sermaye gelmez diyor muhalefet partisi sözcüleri.

İyi de bu seçmen evrensel hukuku, modern demokrasiyi bu ülke insanı için değil de, yabancı yatırımcı gelsin diye mi verdi oyunu…

Küçük bir azınlık dışında yeni yıla yeni hayaller, büyük umutlarla giremedi ne yazık ki büyük çoğunluk.

Her alanda hayatı çok ağır bedeller ödeyerek yaşıyor insanlar…

Çok sevdiğim, Kıbrıslı gazeteci Metin Münir, İnsan olmak yorucu bir iş. Çünkü bir varoluş biçimi olmaktan çıktı. Bir uğraş, bir proje oldu. Bir yarış halini aldı. diye yazmış. Muazzam bir öngörü… Yıllar önce yazdıkları… Notlarım arasında bulunca nasıl da günümüz insanının durumunu yansıttığını gördüm.

Gazeteci Metin Münir

Yeni yılın ilk günü, ilk ayı.

İlla da yeni yıl için umut besleyip, hayal kuracağım diyorsanız, Charles Bukowski’nin şu sözleri hep aklınızda olsun, çünkü çok yararını göreceksiniz.

Charles Bukowski

Yıkıldığı zaman altından kalkabileceğin hayaller kur. İnsanların seni yarı yolda bırakma ihtimalini unutma.