Olay Gazetesi Bursa

Gençliğe ne veriyoruz?

     Faydalı kullanırsak gelecek adına çok büyük projelere imza atabilecek gençliğimiz var ancak bunu yeterli ölçüce başaramıyoruz. Gençliğimizin kalbi Türkiye’nin gerçek meseleleri ile atmıyor. Esas üzerinde durmamız gereken mesele bu… Her yaştan bir milyon iki yüz elli bin gencimiz bulunuyor. Türkiye’nin sahip olduğu gençlik potansiyeli petrol kadar değerli bir maden ancak işlemesini bilene… Eğer kendi madenimizi […]

     Faydalı kullanırsak gelecek adına çok büyük projelere imza atabilecek gençliğimiz var ancak bunu yeterli ölçüce başaramıyoruz. Gençliğimizin kalbi Türkiye’nin gerçek meseleleri ile atmıyor. Esas üzerinde durmamız gereken mesele bu…

Her yaştan bir milyon iki yüz elli bin gencimiz bulunuyor. Türkiye’nin sahip olduğu gençlik potansiyeli petrol kadar değerli bir maden ancak işlemesini bilene… Eğer kendi madenimizi verimli kullanamazsak dışarıdan gelip sömürgecilik yapmaya başlarlar. Dünyanın bütün petrol arazileri nasıl ki emperyalizmin elinde ise değerli gençlik madenini işlemeyen ülkelerde de popülizmin elinde.

Türkiye maddi olarak gelişiyor, üretim artıyor. Ancak gençliğin şuuru aynı oranda gelişmiyor. Bugünün yetişkinleri kendi gençliğini överken günümüz gençliğini yermeye başlıyor. Hâlbuki aileler eğitimli, maddi kaynaklar elverişli, imkânlar ise çeşitli…

İnsana yapılan yatırım asla sonuçsuz kalmaz. Öğrettiğimiz her şeyin bir gün meyvesini toplamaya başlarız. Eğer ki Malazgirt’in zaferi, İstanbul’un fethi, Çanakkale destanı anlatılmamış olsaydı 15 Temmuz’da canını vermek için milyonlarca insan meydanlarda toplanmazdı. Milli şuuru küçük yaştan itibaren öğrettiğimiz için devleti kurtarma refleksi o gece 80 milyonun tamamının kalbinde cereyan etti. Büyük olaylarda elini taşın altına koyan gençlerin günlük yaşantıda da aynı hissiyatı paylaşması gerekiyor.

Davranışların iyi ya da kötü olduğunu söylüyoruz ancak onların içini doldurmuyoruz. İhanet etmenin kötü olduğunu anlatıyoruz ancak hangi hareketlerin ihanet olduğunu öğretmiyoruz. Hırsızlık yapmayı kimse tasvip etmez lakin hırsızlığın alası yapılırken kimse onu hırsızlık olarak görmüyor çünkü aldığı eğimle bunu kavrayamıyor.

Üretimin esas olduğunu anlatıyoruz ancak gündelik hayata yansıtamıyoruz. Gençlerle konuşunca amaçlarının belli bir makama gelmek olduğunu öğreniyoruz. Ancak istedikleri makama geldikten sonra ne gibi reformları uygulamak istediklerini duyamıyoruz. Tek amacı istediği yere gelebilmek… Mühendis olmayı arzuluyor, yeni üretimler yapmaktan söz etmiyor. Hakim olmak istiyor ancak hukuk bağlamında hiçbir gayesi yok. Çünkü çocukluktan itibaren ‘benim çocuğum … mesleğini yapacak’ diyen ailelerimiz var. Ancak arzu ettiği mesleğe geldikten sonra bilim yapacak, üretim yapacak, kötülükleri düzeltecek diyen ailelerimiz çok kısıtlı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gençliğin gücünü iyi biliyor ancak ekibine bunun önemini tam olarak kavratamamış durumda. Üniversiteye ziyarete gelen bakanlar bir tane öğrenciyle bile konuşmaktan imtina edip protokol ziyaretlerini yapıp geri gidiyor. Peki bu gençliğe koskoca bakanların verebileceği tek bir şey yok mu? Gençlik kişisel gelişiminin bunun gibi vesileler olmazsa nasıl tamamlayacak?

Seçim çalışmaları olmasa siyasetçilerin birçoğu gençler ile muhabbet bile etmeyecek. Gençleri bir yerde toplayıp muhabbet etmek, vizyon aşılamak gelecek adına bir çok şeyi değiştirir ancak bu konudaki duyarlılık yeterli noktada değil…

Devletimiz kendi gencine sahip çıkmadığı müddetçe Amerika ve batı hayranlığı aşağı oranlara çekilemez. Bilgisayar başında komik video kovalayan gençlikten tam bağımsız bir Türkiye inşa edilemez.

Gençlik maalesef günümüz gerçeklerinden izole yetişiyor. Bu yüzden iş hayatına atılınca büyük bir karamsarlık ve duygusal travma geçiriyor. Türkiye’den soğuyor, dış ülkelere gitmek istiyor. Halbuki elinden tutup bunlar önceden anlatılsaydı, sorunları sen çözeceksin diyerek gençliğe vazife verilseydi aynı genç Türkiye’de kalmak ve yaşadığı her dakikada mücadele ruhuyla ülkeyi daha iyi bir konuma getirmek için çözümler üretecekti.

Kısa, orta ve uzun vadeli programlarımız olmalı. Uzun vadeli programlarımız içerisinde gençliğin gelişimini inşa ve ihya etmek zorundayız. Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit devleti kurtarır. Bu mantalite ile yolumuza devam etmek zorundayız…

2018

2018’in geçtiğimiz yıllardan daha hayırlı, başarılı ve barışçıl olmasını temenni ediyorum. İnşallah devletimiz için daha güçlü, milletimiz için daha müreffeh, kardeşliğimiz için daha birleştirici gelişmelere tanıklık ederiz.