Olay Gazetesi Bursa

Tek bir Bursalı firmanın dereceye giremediği ibretlik yarışma

“Yeni Atatürk Spor Salonu için Mimarlar Odası Bursa Şubesi’ne kaç başvuru olmuş dersiniz? Tam 114 proje. Hepsi bir birinden değerli, bir birinden estetik 114 proje… Bu durum, Bursa’nın mimari açıdan zenginliğini ortaya koyuyor.”

Bu ifadeler bana ait.

Geçen hafta yeni Atatürk Spor Salonu’nun yarışma projesine değindiğim yazımda, 114 başvurudan yola çıkarak, “Bursa mimari açıdan zengin bir kent” demiştim.

Sözlerimi geri alıyorum.

Çünkü, yarışmada ödüle layık görülen 13 projenin tek bir tanesi bile Bursalı mimarlara ait değilmiş.

Yarışmada 3 projeye derece, 5 projeye mansiyon, 5 projeye de satın alma ödülü verildi.

Birincilik ödülüne Ankaralı bir mimarlık firması layık görüldü.

Ödül alan diğer 12 firma arasında İzmir’den tutun da Ankara’ya kadar Türkiye’nin dört bir yanından katılımcı var.

Bir tek Bursalı mimar yok.

Bursalı mimarlar yarışmaya katılmadı mı?

Evet 30 aşkın projeyle katılmışlar.

Ancak hiçbiri ödül alamamış.

Acaba Bursalı mimarlar, yönetmelik ve projelere fazla mı daldılar?

 

Hayal kırıklığı

 

Önceki gün bir CHP’li ile sohbet ediyoruz.

Söz Muharrem İnce hareketinden açıldı.

İnce’nin Bursa’da kimlerle hareket ettiğini sordum.

Sadece CHP’ye yeni katılmış bir iş insanından söz etti.

O iş insanı da, CHP’lileri arayıp kendilerine katılmasını istiyormuş.

Ancak gerekli desteği görememiş.

Son günlerde ise bizzat Muharrem İnce, Bursa’da tanıdığı partilileri tek tek arayıp, destek istiyormuş.

Özellikle Nilüfer’de kendisine yakın gördüğü isimleri arayan İnce, “Bursa’da bir oluşum başlatalım” diyormuş.

Ancak İnce, aradığı isimlerden de destek alamamış.

Yani İnce’nin parti kurması, şu aşamada zor görünüyor.

Hem dolaştığı şehirlerde heyecan yaratamadı hem de bir zamanlar Bursa gibi güçlü olduğu kentlerde bile destek göremedi.

 

Rektör Kılavuz’dan yanıt var

 

Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin, sınavlarla ilgili itirazlarına  dünkü yazımda değinmiştim.

Uludağ Üniversitesi Senatosu, elektronik ortamda yapılacak sınavda farklı bir uygulamaya gideceğini açıklamıştı.

Eğer öğrenci soruyu o dakikada yanıtlamazsa, soru ekrandan kayboluyor ve öğrenci yanıt hakkını kaybediyordu bu yeni uygulamaya göre.

Binlerce öğrenci Senato kararına isyan etmiş ve sosyal medyada örgütlenerek, uygulamanın kaldırılmasını aksi halde yasal yollara başvuracaklarını ilan etmişlerdi.

Yazım üzerine Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saim Kılavuz, şu bilgi notunu paylaştı:

“Bazı üniversiteler sınavda, bir soru süresinde cevaplanmamışsa, geri dönüş imkanı vermezken, biz her üçlü soru grubu içinde geri dönme imkanı veriyoruz. Dört yanlışın bir doğruyu götürdüğü iddiası ise gerçek dışıdır. Bütün bu kararlar, yetkin öğretim üyelerinden oluşan Ölçme Değerlendirme Komisyonu ve Öğrenci İşleri Yürütme Kurulu’nda tartışılıp Senato’ya getiriliyor, orada değerlendirilip, ortak akılla karara bağlanıyor.”

Rektör Kılavuz’un yanıtı öğrencileri tatmin edecek mi bilmiyoruz ancak tepkilerin dinmediğini ve öğrencilerin sosyal medyadan itirazlarını dile getirmeye devam ettiğini belirtelim.

 

Bir günde 560 çağrı

 

Şu hayatta en son yapacağım iş tereddütsüz siyasettir.

Siyasetçilere de üzülürüm.

Çünkü ne telefonları susar, ne gelenleri  eksik olur.

Hastaneden randevu almak isteyen, oğluna, gelinine, damadına iş talep eden, elektrik ve su faturasını ödettirmeye çalışan, hep siyasetçinin kapısını çalar.

Gecenin saat 3’ünde bir bakanı arayıp, “Bakanım bir sesinizi duymak istedim” diyen de bu memleketin vatandaşı, evlenmek istediği kızın ailesini ikna etmek için devletin bakanını aracı yapmak isteyen de bu coğrafyanın  insanı.

Bursa’da bir ilçe belediye başkanına gün içinde 560 çağrı geldiğini biliyorum.

Bu 560 telefonun 10’da birine bile baksa, tüm enerjisini harcamış olur.

Gelen çağrılara yetişemese de adı ‘ulaşılmaz siyasetçiye’ çıkar.

Dedim ya, siyasetçilere üzülüyorum.

Peki böylesine meşakkatli, böylesine zor ve sabır isteyen bir işin kapısında neden kuyruk olur her seçim öncesi?

Bir siyasetçi anlatırsa, dinlemeye hazırım.