Olay Gazetesi Bursa

Çare yerli enerji

Türkiye’nin enerji tüketiminde dışa bağımlılık oranının yüzde 70’e ulaştığını belirten Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı elektrik mühendisi Remzi Çınar, enerji krizinden çıkışın yerli enerjiden geçtiğini savundu: “Enerji ihtiyaçlarını karşılamak için, genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış. Enerji güvenliğini, yeterli, ödenebilir, güvenilir, zamanında, temiz ve çeşitlendirilmiş kaynaklardan, olabildiğince yerli kaynaklardan, kesintisiz ve kaliteli olarak arz etmeliyiz.” Yüksek elektrik […]

Türkiye’nin enerji tüketiminde dışa bağımlılık oranının yüzde 70’e ulaştığını belirten Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı elektrik mühendisi Remzi Çınar, enerji krizinden çıkışın yerli enerjiden geçtiğini savundu: “Enerji ihtiyaçlarını karşılamak için, genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış. Enerji güvenliğini, yeterli, ödenebilir, güvenilir, zamanında, temiz ve çeşitlendirilmiş kaynaklardan, olabildiğince yerli kaynaklardan, kesintisiz ve kaliteli olarak arz etmeliyiz.”

Yüksek elektrik faturalarından dolayı meskenlerde ve ticarethanelerde yenilenebilir enerjiye ciddi bir yönelişin olduğunu da kaydeden Çınar, ancak mevzuatların buna engel olduğunu ileri sürdü. Çınar, çözüm için  gerekli olan altyapının sağlanması  ve mevzuat kolaylıklarının hazırlanmasının şart olduğunu kaydetti. Nilüfer Belediyesi’nin yeşil alan çalışmalarına da değinen Çınar, Nilüfer’e her yıl 10 ile 15 yeni park kazandırdıklarını, 50 bin ile 60 bin metrekare park imalatı yaptıklarını anlattı.

——————————

Pazartesi Söyleşileri’nin konuğu olan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Remzi Çınar, enerji, Nilüfer Belediyesi’nin yeşil alanlarla ilgili hizmetleri  ve sokak hayvanlarıyla ilgili çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“UZUN YILLARIN BİRİKİMİNİ NİLÜFER’E VE KENTE AKTARIYORUM”

Yıllarca Elektrik Mühendisliği Odası Bursa Şubesi’nde başkanlık görevinde bulundunuz. Ardından Nilüfer Belediyesi’nde başkanlık görevini üstlendiniz. Meslek odasından, yerel yönetimlere geçiş öykünüzü anlatır mısınız?

Yaklaşık 4 dönem EMO’da şube başkanlığı yaptım. Devamında da gerçekleştirilen genel seçimler öncesinde partimde çalışmaya başladım. Bu arada yaklaşan yerel seçimler öncesinde de partimin il yönetimi ve dönemin belediye başkanları aracılığıyla  siyasete girmeme ve özellikle meclis üyeliğine aday olmama yönelik telkinler oldu. 2019’da Nilüfer meclis üyeliğine aday oldum ve Nilüfer ile Büyükşehir meclis üyesi olarak görev aldım. Turgay Erdem’in seçilmesinden sonra da, başkanımızın takdiriyle  başkan yardımcısı olarak görevlendirildim. Dolayısıyla uzun yıllar kamuda ve halktan yana sürdürdüğüm çalışmalar ile elde ettiğim bilgi birikimini Nilüfer meclis üyesi aracılığıyla Nilüfer’e, Büyükşehir meclis üyeliği aracılığıyla da kente hizmet olarak aktarma olanağı yakalamış oldum. Yerel yönetimlerde görev alma sürecim bu şekilde oldu. Oda başkanlığım süresince de TMOOB İKK genel sekreterliği ve BAOB dönem  sözcülüğü görevlerinde bulunmamın verdiği deneyimlerle kentime hizmet etmeye çalışıyorum.

“ENERJİ KRİZİNİN SEBEBİ DIŞA BAĞIMLILIK”

Son aylarda ana gündemimiz enerji oldu. Pandeminin ardından Rusya-Ukrayna savaşı enerji krizini derinleştirdi. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji fiyatları çok yükseldi. Sorun küresel ama bizim gibi enerjide dışa bağımlı ülkeleri bu kriz daha olumsuz etkiledi. Enerji politikamız yanlış mıydı?

Bence enerjinin tüm tüketicilere, yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması temel enerji politikası olmak zorundadır. Bu anlayış, enerji ihtiyacının karşılanma sürecinin bir kamu hizmeti olarak planlanması ve uygulanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Sosyal devlet anlayışında enerjinin tedarik ve sunumu kamusal bir hizmeti gerekli kılmaktadır. Ülkemizde, özellikle son dönemlerde, dağıtımdaki kayıplar ve nihai sektörlerde yer yer yüzde 50’nin üzerine çıkabilen enerji tasarrufu imkânları göz ardı edilmiş ve enerji ihtiyacını esas olarak yeni enerji arzıyla karşılamaya çalışan plansız ve özel sermaye çıkarlarını gözeten bir politika izlenmiştir. Enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere, genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış, fosil kaynakların ithalatına dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık Türkiye için ciddi boyutlara ulaşmıştır. Enerji güvenliğini, yeterli, ödenebilir, güvenilir, zamanında, temiz ve çeşitlendirilmiş kaynaklardan, olabildiğince yerli kaynaklardan, kesintisiz ve kaliteli olarak arz etmeliyiz. 2020 yılı verilerine göre Türkiye enerji tüketiminde ithalat bağımlılığı yüzde 70,1’e ulaştı ve bu oran doğalgazda yüzde 99,12, petrolde yüzde 92,12, taş kömüründe yüzde 97,4’tür. Enerji krizinin başlıca sebeplerini; dışa bağımlılık, enerji yönetiminin sadece özelleştirme ve rant alanı olarak görülmesi, dış politika ile enerji politikasının etkileşiminin kavranamaması, öngörü yoksunluğu, dolar kurunun sürekli artması, sorumluluk almayan iktidarın sürekli bahane ve suçlu yaratma çabasıdır. Esas olarak eleştireceğimiz noktanın dışa bağımlılık olduğunu söyleyebiliriz.

“YENİLENEBİLİR ENERJİDE EN BÜYÜK SORUN MEVZUAT”

Enerji maliyetleri artınca, işletme sahipleri ve sanayiciler yenilenebilir enerjiye yöneldiler. Yenilenebilir enerji konusunda değerlendirmeleriniz ve tavsiyeleriniz nelerdir?

Enerji maliyetlerinin artışıyla gerek işletmeler gerek sanayiciler gerekse de mesken tüketicileri arayış içerisine girdiler. Burada enerji girdilerini düşürmek ve artan fiyatlar karşısında yaşamlarını ya da ticaretlerini sürdürebilmek, rekabet edebilmek için iki yöntem vardı önlerinde. Birincisi enerji verimliliği, bir diğeri de uygun koşullarda enerjinin tedariğini sağlamak. Bunun için de yenilenebilir enerjiye yönelme süreci oldu. Ancak bu doğrultuda mevcut mevzuatlarda   kısıtlılıklar söz konusu. Sanayicilerimiz sanayi tesislerinin çatılarına güneş enerji panelleri kurmaya başladılar ve güneş enerjisi yatırımları için projeleri ciddi şekilde önlerine koydular. Özellikle meskenlerde ve ticarethanelerde ülkemizde uzun zaman önce altyapıları oluşturulan enerji kooperatifleri modeli şu anda ne yazık ki mevcut mevzuatlar nedeniyle ilerleyemiyor. Nilüfer Belediyesi,  2016 yılında Türkiye’de bu alanda öncü olmuştur. Ancak  meskenlerin kendi elektriğini kendi üretebilmesi,  mevzuatlar nedeniyle ilerleyemiyor. Fiyatların artışı ülkemizdeki tüm kesimlerde yenilenebilir enerji yatırımlarını zorluyor.  Bunun için de gerekli olan altyapı sağlanmalı ve mevzuat kolaylıklarının hazırlanması şart.

Yenilenebilir enerjide hedef ne olmalıdır?

Şu anda ülkemiz enerji politikaları anlamında ciddi anlamda dışa bağımlı ve ağırlıklı olarak fosil yakıt üzerinden enerjisi sağlıyor.   Bu tablonun gelecekte değiştirilmesi zorunlu. Bunun için ülkemiz, güneş, rüzgâr, biyokütle, jeotermal ve dalga enerjisi anlamında önümüzdeki süreçte yenilenebilir alanda yatırımlarını sürdürmelidir. Mevcut enerji projeksiyonlarında hem fosil yakıtlar üzerindeki tüketim azaltılmalı hem de enerji çeşitliliği yenilenebilirle sağlanmalı. Bu anlamda enerji fiyatlarının vatandaş üzerindeki yükünün hafifletilmesi söz konusu olacaktır. Ayrıca ülkemizin arz güvenliği noktasında dışa bağımlılığı azalacaktır.

“2022’Yİ İKLİM YILI İLAN ETTİK”

Nilüfer Belediyesi de yenilenebilir enerji yatırımları yapıyor. Bu yatırımlardan da söz eder misiniz?

Nilüfer Belediyesi bünyesinde 2 adet aktif olarak çalışan çatı tipi güneş enerji santrali bulunmakta. Bunun yanında 1 megawatt arazi tipi güneş enerjisi yatırımı ihale aşamasında. Ayrıca, toplam bir megawata tekabül eden 12 hizmet binamızın çatısına GES yatırımı yapılmasıyla ilgili proje çalışmalarımız da sürmekte. Yine Nilüfer Belediyesi’nin desteklediği enerji kooperatifi üzerinden de güneş enerjisi yatırımı planlamaktayız. Uzun vadede, rüzgâr ve biyokütle enerjileri ilgili de yatırım yapma fırsatlarını takip etmekteyiz. Belediyemiz, 2022 yılını  iklim yılı ilan ederek, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği konularında hedefini ortaya koydu.

“YEŞİL ALAN HEDEFİ GERÇEKLEŞTİ”

Nilüfer Belediyesi’nde park ve bahçeler sizin sorumluluk alanınızda. Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in en önemli seçim vaatlerinden biri daha fazla yeşil alan yaratmaktı. Bu hedef gerçekleşti mi?

Bu  hedef gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. Her yıl yaklaşık 10 ile 15 arasında  park kazandırıyoruz ilçemize. Ağaçlandırma kampanyalarıyla, özel sektör ve  belediyemizin desteğiyle ciddi miktarda kente yeşil alan kazandırıyoruz.

Nilüfer’deki yeşil alan miktarıyla ilgili neler söylersiniz?

İlçe sınırlarımız içinde 344 adet düzenlenmiş park alanı bulunmaktadır. Düzenlenmiş park alanı toplam 1 milyon 418 bin 886 metrekaredir. Yılda ortalama 10 ile 15 yeni park kazandırıyoruz, 50 bin ile 60 bin metrekare park imalatı yapıyoruz. Mevcut parklarımızı yeniliyor, bakımlarını yapıyor ve sürdürülebilirliği ile ilgili aktif çalışmalar yürütüyoruz. Yeşil alanların korunmasında duyarlı vatandaş profili de çok büyük bir etken. Ulaşılabilirlik, şeffaflık sayesinde vatandaşımızın bu yöndeki algısı ve yaptırımı çok yüksek. Her yıl yaklaşık 25 bin metrekare alan ağaçlandırıyoruz. Toplam 736 bin 117 metrekare alan ağaçlandırmış alanımız bulunmaktadır. İlçe sınırlarımız içinde mülkiyet sorunu olan boş park alanlarımızın kayda değer oranından bahsedilebilir. Bölgemizde ayrıca yoğun olan kamu kurumları, okul ve camilere ait açık alanlarda bakım desteği sağlıyoruz. Boş park alanlarımızda çevre ve insan sağlığı kapsamında temizlik ve bakım çalışmaları yürütüyoruz. İlçe sınırlarımız dahilinde orman niteliği taşıyan toplam alan 5 milyon 996 bin 466 metrekaredir. Bahçeli konutların oldukça yüksek oranda bulunduğu ilçemizde özel mülkiyete ait yeşil alanlarda vatandaş tarafından yapılan bakımlar ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz.

İlçede yeşil alanların korunmasıyla ilgili neler yapılıyor?

Biz yeşil alanlarda çok ciddi bir bakım hizmeti sürdürüyoruz. Ağaçlandırma ve yeşil alanlarda sulama, ot temizliği ve çim bakımları, ağaçlarda budama faaliyetleri sürdürdüğümüz çalışmalar arasındadır.

“SOKAK HAYVANLARININ KISIRLAŞTIRILMASINA ÇOK ÖNEM VERİYORUZ”

Park ve bahçelerin yanı sıra veteriner işleri de size bağlı. Sokak hayvanları için neler yapıyorsunuz?

Veteriner İşleri Müdürlüğü olarak Nilüfer bölgesindeki sahipsiz tüm kedi ve köpeklerin tedavi ve bakımını gerçekleştiriyoruz. Ayrıca vatandaşlarımız tesisimizde duygusal bağ kurdukları canları sahiplenebiliyor.

Maalesef sokak hayvanlarının sayısı çok fazla. Bu  nedenle kısırlaştırma hayati önem taşıyor. Kısırlaştırma yapılıyor mu?

Rakamlarla konuşmak gerekirse, 2021 yılında 5 bine yakın kedi ve köpek, cerrahi ve dahili tedavi görmüş, 2 bine yakın kısırlaştırma yapılmış ve bin 500 can sahiplenilmiş. İlçemizdeki canların rahat yaşamlarını sürdürmeleri için 47 adet kedi evi, 64 beslenme odağı, 20 adet su odağı, 5 adet güvercin evi bulunmakta. Ekiplerimiz her gün temizlik, mama ve su tedariklerini yapmaktadır. Kısırlaştırma bizim için de çok önemli. Bu nedenle düzenli kısırlaştırma operasyonları yapıyoruz. Ancak operasyonlardan sonraki iyileşme sürecinde hayvanlar tesislerimizde kaldıkları için belli miktarda kısılaştırma yapılabiliyor. Geçen yıl bin 860 hayvan kısırlaşmış. Bu rakam 17 ilçe  arasında ilk 3 sırada olduğumuzu gösteriyor. Ancak ülke çapında bir çözüm üretilmedikçe sayıların çoğalması bir çözüm olamaz.

“HEDEFİMİZ VATANDAŞ MEMNUNİYETİNİ DÜŞÜRMEMEK”

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Nilüfer 520 bine yaklaşan nüfusuyla, 35’e yakın merkez mahallesi, 30’a yakın kırsal mahallesi ve 8 OSB’siyle Bursa’nın yaşam standartı açısından ilk sırasındadır. Bu özellikler nedeniyle ciddi bir yerel hizmetin sunulduğu, özellikle vatandaş memnuniyeti açısından tüm hizmetlerin en üst seviyede tutulması için azami gayret gösteriliyor.   Benim sorumluluğumda; temizlik, park bahçeler, veteriner hizmetleri, çevre koruma kontrol müdürlükleri olması sebebiyle, sürekli vatandaşa dokunan  saha hizmetlerini sürdürmeye çalışıyoruz. Nilüfer halkına bu hizmetleri sunma şansına  sahip olduğum için de özellikle mutluyum. Umut ediyorum vatandaşlarımızın memnuniyetini  düşürmeden ihtiyaçları karşılamaya devam edeceğiz.

 FOTOĞRAFLAR: DERYA DEMİR PINAR