Olay Gazetesi Bursa

Geçmiş olsun İzmir, ibret al Bursa

Zangır zangır titremedik belki ama 400 km uzağımızdaki  depremin korkusunu iliklerimize kadar hissettik. Normal şartlarda 30 saniye göz açıp kapayıncaya kadar geçerken, saniyeler geçmek bilmedi sanki. Efendim bir kez daha sallandık. Bu kez deprem Seferihisar’ı vurdu ama çok sayıda kent de nasibini aldı bu korkunç sarsıntıdan. Gözler hep İstanbul depreminde olsa da Ege, Türkiye’nin en […]

Zangır zangır titremedik belki ama 400 km uzağımızdaki  depremin korkusunu iliklerimize kadar hissettik.

Normal şartlarda 30 saniye göz açıp kapayıncaya kadar geçerken, saniyeler geçmek bilmedi sanki.

Efendim bir kez daha sallandık.

Bu kez deprem Seferihisar’ı vurdu ama çok sayıda kent de nasibini aldı bu korkunç sarsıntıdan.

Gözler hep İstanbul depreminde olsa da Ege, Türkiye’nin en fazla deprem üreten bölgesi ve 5,5 ile 7 arasındaki yer sarsıntıları çok sık meydana geliyor.

Dün de o depremlerden biriyle sarsıldı İzmirliler.

Deprem sonrası Jeoloji Mühendisleri Güney Marmara Şube Başkanı Engin Er ile konuştum.

Orhaneli’deymiş.

Zangır zangır sallandık” dedi.

Depremin teknik açıklamasını da şöyle yaptı:

Kuzey Anadolu Fay Hattı  her yıl 1,5 cm açılırken, o bölgedeki fay 3 cm açılıyor. Bu da hareketliliği arttırıp, çok sık depremler üretiyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı, Anadolu levhasına hareket ederken, kuzey ve güneye açılmak zorunda. Fay hattı sıkışınca, Ege’de deprem üretiyor. O bölgedeki depremler 5,5 ile 7 arasında oluyor.

Er, depremin denizde meydana geldiğini, karada olması halinde hasarın çok daha büyük olacağını söyledi.

Evet deprem Ege’yi vurdu, İzmirlileri korkuttu, Şeferihisar’da enkazlara yol açtı.

Ve bize de deprem gerçeğini bir kez daha hatırlamak düştü.

Ancak ibret almamız gerekirken,  fay hatları üzerinde bina yapmaya devam ediyoruz.

Çevremizdeki depremlere ve uzmanların tüm uyarılarına rağmen…

Oysa aklın, bilimin gösterdiği yolda ilerleyip,  binalarımızı deprem gerçeğine göre inşa etseydik, bugünkü yazının konusu başka bir şey olurdu.

Ve tıpkı Japonlar gibi bizim de gündemimizde deprem olmazdı.

 

Bursa’nın bir numaralı gündemi deprem olmalı

Ne siyasetçilerin, ne bürokrasinin, ne sivil toplum örgütlerinin, ne medyanın, ne de toplumun gündeminde deprem var.

Oysa Bursa’daki yapıların önemli bölümü kaçak ve mühendislik hizmeti almamış.

Bursa’da deprem yönetmeliği öncesi inşa edilmiş binaların sayısı 10 binlerle ifade ediliyor.

Bursa’da birçok bina fay hattı üzerinde yükselmiş.

Yani Bursa,  deprem kenti olmasına rağmen, deprem hazırlıklarını yapmamış bir şehir.

Acil çok acil tedbirler alınması lazım.

 

Memleket Hareketi

Memleket Hareketi’ni kuran CHP’li Muharrem İnce, memleket gezilerini tamamlamış olacak ki, dün Kurucular Kurulu ismini verdiği ekibini ilan etti.

Listeye baktım…

Avukat var, bankacı var, profesör var, mühendis ve gazeteci var ama siyasetçi yok.

Yani İnce, siyasette ‘0 km’ diye tabir edilen, yeni yüzlerle yola çıkmış.

Bu bir tercih mi, yoksa CHP’lilerin Memleket Hareketi’ne olan ilgisizliği mi, zaman gösterecek.

Memleket Hareketi’ni Bursa siyasetinin deneyimli ismi Ali Nihat Irkörücü ile konuştuk.

Irkörücü, yeni yüzlerlerin, bir tercih olduğunu düşündüğünü söyleyerek, geçmişteki şu ilginç örneği hatırlattı:

1980’den sonra CHP yeniden kurulurken, hiçbir kliğe bulaşmadığı ve yeni bir yüz olduğu için soyadını hatırlayamadığım Bülent isimli biri, il başkanı yapılmıştı. Tabii parti Bursa’da ölü doğmuştu. Zaten adamcağız da bir süre sonra kaçıp gitmişti. Muharrem İnce’nin siyasi öngörüsü  olmadığı için, siyasi bilgisi olmayan insanlara liderlik yapabileceğini düşünüyor. Bakın mesela Onur Öymen gibi birikimli partililer İnce’nin altında siyaset yapar mı hiç?

Irkörücü’ye göre İnce’nin en büyük handikapı, cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde verdiği sözleri tutmaması ve seçim gecesi ortada görünmemesi.

Bu da toplumda, ona yönelik umutları söndürdü.

Ancak Irkörücü yine de önyargılı olmaktan sakınılması gerektiğini düşünüyor:

“Bu hareket, belki de siyasete yeni girmiş insanları, Millet  İttifakı’na kazandırıp, muhalefeti bölmez.”

 

Hafızamda kalan Mesut Yılmaz profili

Söz gümüşse sükut altındır sözünün hakkını veren bir politikacıydı.

“Bin düşün bir kere söyle” sözü onun için türetilmişti sanki.

Sakin ve uzlaşmacı bir görüntü sergiliyordu ancak Turgut Özal ve Tansu Çiller örneklerinde olduğu gibi yeri geldiğinde çatır çatır kavga etmesini de bilirdi.

Liberal bir duruşu vardı ama muhafazakarlara da uzak değildi.

Vizyonel ve çağdaş bir siyasetçiydi, başbakanlığa yakışıyordu.

Partisi baraj altında kalınca, siyasette sonun başlangıcı olduğunu çok çabuk kavradı ve köşesine çekilmesini bildi.

Türkiye, onun iktidarı döneminde güllük gülistanlık olmadı  ama  ebediyete göçerken hoş bir sada bıraktı.

Hasılı, bu dünyadan Mesut Yılmaz  geçti.

Mekanı cennet olsun.