Olay Gazetesi Bursa

Pazar çeşnisi

Seçim, 8 Haziran sabahı geride kaldı. ‘Neden oldu?’, ‘nasıl oldu?’, ‘böyle mi olmalıydı?’, ‘şöyle olsaydı daha mı iyi olurdu?’ soruları da artık anlamını yitirdi. Şimdi sandık sonuçlarının gereği yapılmalı. Yani, ya koalisyon ya da erken seçim… Aslında, sürecin kısa zamanda sonuçlanması, uzlaşı ve diyalogla ilgili bir durum. Bu iki kavramla barışık olmadığımız malum. Ancak, toplumun […]

Seçim, 8 Haziran sabahı geride kaldı.

‘Neden oldu?’, ‘nasıl oldu?’, ‘böyle mi olmalıydı?’, ‘şöyle olsaydı daha mı iyi olurdu?’ soruları da artık anlamını yitirdi.

Şimdi sandık sonuçlarının gereği yapılmalı.

Yani, ya koalisyon ya da erken seçim…

Aslında, sürecin kısa zamanda sonuçlanması, uzlaşı ve diyalogla ilgili bir durum.

Bu iki kavramla barışık olmadığımız malum.

Ancak, toplumun menfaati, bir an önce çözüm gerektiriyor.

Bu da siyasetçilerin elinde.

 

***

 

Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul’un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı bir yolculuğa çıkarıyor” diye yazıyor, usta yazarın son kitabının arka kapağında.

Gerçekten de öyle.

Yüzlerce yıllık görkemli tarihiyle Konstantinapolis‘in, Doğu Roma‘dan modern Cumhuriyet’e uzanan yolculuğunu, bu kitapta bulabilirsiniz.

Gazetelerin 3’üncü sayfalarında ibretle okuduğumuz gerçek hikayelerinden derlenmiş kitapta, Uludere katliamı, kadın cinayetleri, mafya hesaplaşmaları ve bir ailenin yok olmasına yol açan kıskançlık cinayetleri, Livaneli‘nin özgün ve sürükleyici dili, akıcı üslubu sayesinde, gözünüzde yeniden canlanıyor.

Tarih, sosyoloji, psikoloji, siyaset, edebiyat ve elbette aşk Konstantiniyye Oteli‘ nde konaklamış.

Bunu da yapsa yapsa Livaneli yapardı.

 

***

 

Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar‘ın ardından, Cemaatin İflası ile yine önemli bir eserin altına imza atmış.

Gerçi, Haliçte Yaşayan Simonlar kadar, ne satış yapabildi, ne de ses ses getirebildi.

Ancak, yine de herkesin kütüphanesinde bulundurması gereken, önemli bilgiler içeriyor Cemaatin İflası.

Haliçte Yaşayan Simonlar‘da, ağırlıklı olarak paralel örgütün yasa dışı dinlemelerine yer verilmişti.

Cemaatin İflası‘nda ise, paralel örgütün devlet kurumlarını nasıl ele geçirmek üzere olduğu, Emniyet’teki ve kamu kurumlarındaki inanılmaz örgütlenmeleri anlatılıyor.

Yani, ilk kitap, ikincisinin kanıtı.

 

***

 

Hanefi Avcı, Cemaatin İflası isimli son kitabında, 17 ve 25 Aralık operasyonlarıyla ilgili, önemli bir değerlendirme yapmış.

Bir bölümünü paylaşayım:

17 Aralık‘ta başlayan operasyonun amacının yolsuzluğu ortaya çıkarmak değil darbe olduğu, rakibini devirmek ve iktidarı ele geçirmek olduğu açıktır. Evet, ortada bir yolsuzluk olabilir, hatta gerçeği ortaya çıkarılandan da büyük olabilir ama cemaat, bunun bir kısmını düzenlediği sahte belgelerle, başka yere çekmiş, büyütmüş de olabilir. Şuna çok eminim ki, cemaatin hiçbir zaman yolsuzluğu önlemek ve bu yönde görev almak gibi bir hedefi olmadı. Hiçbir zaman bu tür görevler almadı. Hatta geçmişte hep yolsuzlukların yapılmasına destek olduklarını, yolsuzlukları çözmeye kalktığımızda, cemaatin bunu engellediğini biliyorum, bende belgeleriyle sabittir…”

 

***

 

Geçen gün bir arkadaşımın ofisinde gözüme ilişti, ‘Rakı Ajandası.’

Ajandanın içinde, rakının tarihçesi, rakıyla ilgili bilgiler ve milli içkinin yanında gidebilecek mezeler detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Mesela, rakı sofrasında maksatın karın doyurmak değil, muhabbet olduğu anlatılıyor.

Yani aslında, rakı sofrasına sadece meze konulması salık veriliyor.

Buna benzer başka öneriler de var ajandada.

Akşamcılar zaten içmesini bilir.

Ancak içmesini bilmeyenler için, yol gösterici bir ajanda.

 

***

 

Rakı Ajandası 2015′ten Ömer Hayyam‘a ait bir dörtlük:

Zaman başımıza bir çorap örmeden,

Gelin dostlar, içelim içebilirken.

O ecel çavuşu dikildi mi tepene

Bir yudum su iç bakalım, içebilirsen.

 

***

 

Olay Gazetesi ve Olay TV‘de 3 yıl, çok yoğun geçti.

Bir yerel, bir cumhurbaşkanlığı ve son olarak da bir genel seçim geride kaldı bu dönemde.

Günlük yazılar dışında, günlük televizyon programları, özel programlar, yazı dizileri derken, yoğun gündemden başımı kaldırıp izin yapamadım.

Müsaadenizle, biriken izinlerimin bir kısmını kullanmak, yorgun bedenimi, yorgun zihnimi dinlendirmek ve yeni döneme daha dinamik girmek için uzun bir tatile çıkıyorum.

Gelince görüşmek üzere, hoşça kalın.