Olay Gazetesi Bursa

Ayçiçeğinden sonra yem sıkıntısı: Piliçte tehlike çanları çalıyor

Dün yağ fabrikaları özelinde sektördeki çarpıcı detayları aktarmıştık. Bugün de ayçiçeği meselesini çiftçi perspektifinde ele alacağız. Öncelikle altını bir kez daha çizelim: Türkiye, ayçiçeği üretiminde kendine yetebilen bir ülke değil. Ağustos ayında çıkarılan ürün kasımda bitiyor. 9 aylık süreç tamamen ithalatla idare ediliyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Fevzi Çakmak’la ayçiçeği krizini değerlendirirken […]

Dün yağ fabrikaları özelinde sektördeki çarpıcı detayları aktarmıştık.

Bugün de ayçiçeği meselesini çiftçi perspektifinde ele alacağız.

Öncelikle altını bir kez daha çizelim:

Türkiye, ayçiçeği üretiminde kendine yetebilen bir ülke değil.

Ağustos ayında çıkarılan ürün kasımda bitiyor.

9 aylık süreç tamamen ithalatla idare ediliyor.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Fevzi Çakmak’la ayçiçeği krizini değerlendirirken Rusya ve Ukrayna’dan ham yağ ithal ettiğimizi söyledi.

Önceden ayçiçeği çekirdek olarak geliyordu…

Haliyle maliyeti daha uygundu.

Türkiye’de işlendikten sonra yurt içinde kullanıp ihraç da edebiliyorduk.

Rusya ve Ukrayna; Çakmak’ın ifadesine göre “Kaymağını siz yiyorsunuz” diyerek ayçiçeğini son dönemde ham yağ olarak göndermeye, küspesini de ayrı şekilde yollamaya başladı.

Yani söz konusu iki ülke çifte kazanım sağladı.

Türkiye’nin ise ekonomik kaybı arttı.

Şu anda bölgedeki kaos sebebiyle ayçiçek yağının tonu 1.300 dolardan 2.000 dolara fırladı.

Fevzi Çakmak, “Savaş olduğu için limanlardan yağ alamayan gemiler denizde bekliyor. Ayçiçeğinde doğru planlama yapılırsa, çiftçinin kazanacağı model kurgulanırsa üretim alanlarımızda verimlerimiz yükselir. Kendi kendimize rahatlıkla yeteriz. Yanlış politikalar çiftçiyi ayçiçeğinden uzaklaştırdı” dedi.

Aslında geçen yıl ayçiçeği fiyatları artınca ekim alanları çoğaldı.

Yani üretici kazanabileceği modeli görürse ayçiçeğini ekecek.

Dışa bağımlılık azalacak.

Çiftçiyi küstürmeden, ekip biçenin kazanabileceği ülkesel ve bölgesel düzeyde üretim planlaması yapılmalı.

Mevcut durumdan ötürü herkesin ayçiçeğine yönelmesi de aslında gelecekle ilgili bir problem.

Önümüzdeki dönemde bolluk oluşması halinde çiftçi yine kar elde edemeyecek.

Geçmişte 1 liraya mal ettiği soğanı nasıl 30 kuruşa satmak zorunda kalmışsa benzer sıkıntılar yaşanacak.

Bunun önlenmesinin tek yolu planlama!

Çiftçinin örgütlülüğü sağlanmalı.

Kendi emeğini satabileceği doğrudan kanallar olmalı.

Tüccarlar devreden çıkarılmalı.

Aracı azalırsa son tüketicinin de rahatlayacağı unutulmamalı.

Öte yandan zam dalgası üreticiyi ağır yaraladı.

Motorinin litresi 23 liraya dayandı.

Çiftçiye yapılan destekleme artırılmalı.

Üreticinin kullandığı yakıttan vergi alınmamalı.

HAYVANCILIKTA BELİREN TEHLİKE: YEM SIKINTISI YENİ KRİZİN İŞARETİ

Coğrafi özelliklerimizin kıymetini bilmiyoruz…

Ayçiçeği, buğday, mısır, arpa, pamuk…

Canlılar için temel gıda olan ürünlerin hepsini doğru planlama ile kendimize yetecek kadar üretebilir hatta ihraç bile edebiliriz.

İzdiham görüntüleri nedeniyle ayçiçek yağına kilitlendik ancak hayvan yeminde de büyük sıkıntı var.

Fevzi Çakmak, “Hayvan yemi, mısır, arpa, küspe ve kepek… Kepeğin büyük kısmı da Rusya ve Ukrayna’dan geliyor. Ayçiçek yağından sonra hayvancılık sektöründe yem krizi çıkabilir” görüşünü dile getirdi.

Savaş başlar başlamaz yemin torbası yüzde 20 zamlanarak yaklaşık 250 liradan 300 liraya yükseldi.

Bir beyaz et üreticisi de sohbetimiz sırasında “Yakında piliç sektöründe çok ciddi bir daralma yaşanacağını düşünüyorum. Yem sıkıntısı kapıda. Süt fiyatları da kimseyi tatmin etmiyor. Tanıdığım çoğu arkadaşım hayvanlarını kesiyor” açıklamasını yaptı.

Et fiyatları böyle giderse ciddi oranda artabilir.

Süt arzında da sorun yaşanabilir.

Tedbir alınmadığı takdirde gıda krizinin büyüyeceği ortadayken, içinde bulunduğumuz buhrandan çıkışın tek yolu kendi üretim modelimizi kurgulamakta saklı.