Olay Gazetesi Bursa

Bir kedinin sessiz dersleri

Hayatımda kediler olmadan önce bazı şeylere daha fazla tahammül edebiliyordum. İnsanların kırıcı sözlerine, küçük hesaplarına, bitmeyen ego savaşlarına..Sanki bunlar hayatın doğal parçalarıymış gibi kabullenmiştim.Sonra bir kedi girdi hayatıma. Ardından bir tane daha ve bir tane daha… Kedilerle yaşamak insana tuhaf bir şekilde kendini hatırlatıyor. Onlar rol yapmaz. Sevdiklerinde gerçekten severler. İstemediklerinde yanınıza gelmezler. Sınırlarını bilirler.. […]

Hayatımda kediler olmadan önce bazı şeylere daha fazla tahammül edebiliyordum. İnsanların kırıcı sözlerine, küçük hesaplarına, bitmeyen ego savaşlarına..Sanki bunlar hayatın doğal parçalarıymış gibi kabullenmiştim.Sonra bir kedi girdi hayatıma. Ardından bir tane daha ve bir tane daha…

Kedilerle yaşamak insana tuhaf bir şekilde kendini hatırlatıyor. Onlar rol yapmaz. Sevdiklerinde gerçekten severler. İstemediklerinde yanınıza gelmezler. Sınırlarını bilirler.. Siz onları zorlayamazsınız.

Bir kedi başını size yasladığında, güvenle kucağınıza kıvrılıp uyuduğunda ya da kapının önünde sizi beklediğinde, içinizde bir şeyler değişiyor.

Daha çok şefkat hissediyorsunuz ama aynı zamanda sahteliğe tahammülünüz azalıyor.

Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki hayvanlarla kurulan o sade ve dürüst bağdan sonra insanların yarattığı yapay ilişkiler ağır gelmeye başlıyor.

Kediler bize ilişkilerin nasıl olması gerektiğini farkında olmadan öğretiyor.

Öncelikle kediler sevgi gösterir ama aynı zamanda sınırlarını da çok net koyar. Sizi seviyorsa yanınıza gelir, başını sürter, yanınızda uyur. Ama istemediği bir şeyi ona zorla yaptıramazsınız. Canı istemiyorsa uzaklaşır. Hiç suçluluk hissetmez, rol yapmaz.

Kediler sayesinde insan, sağlıklı bir ilişkide hem sevgi hem de sınır olduğunu öğrenir.

İnsan ilişkilerinde ise çoğu zaman bu sınırlar kaybolur. Bazı insanlar sevgiyi değil kontrolü ister. Bazıları ilgi değil üstünlük arar. Bazıları ise ancak sizi küçülttüklerinde kendilerini güçlü hisseder.

Kedilerle kurulan o dürüst bağdan sonra bu davranışlar çok daha görünür hale gelir.

Bir de empati var tabii.

Hayvanlarla gerçekten bağ kuran insanlar genellikle duygusal olarak daha hassastır.

Bir kedinin aç olduğunu görmek, hasta olduğunu fark etmek, sokakta üşüdüğünü düşünmek insanın içini sızlatır.

Bu hassasiyet arttıkça insanların bencilliği, umursamazlığı ve kaba davranışları da daha fazla göze batmaya başlar.

Onlar bize çok sessiz bir ders verir. “Gerçek ilişkilerde oyun yoktur.”

İnsan dünyasında çoğu zaman ilişkiler maskelerle yürür. Gülümseyen yüzlerin arkasında kıyas, rekabet ve küçük hesaplar saklanabilir.

Kedilerle yaşadıktan sonra bu maskeler daha kolay fark edilir.

Belki de bu yüzden kedilerle güçlü bağ kuranlar zamanla daha seçici oluyor. Daha az ama daha gerçek ilişkiler ister. Gürültüden çok sakinliği, dramdan çok samimiyeti tercih eder.

Çünkü kediler sevginin aslında ne kadar sade bir şey olduğunu öğretirler.

Ve o sadeliği gördükten sonra, karmaşık ve toksik ilişkilerle dolu bir dünyaya eskisi kadar kolay tahammül edemezsiniz.

“Sevgi karmaşık değildir; insanlar onu karmaşık hale getirir.”

Bir Annenin Son Bakışı

 Bazen bir hayvanın yaptığı şey, insana kitapların öğretemediği bir gerçeği gösterir.

İşte o ders, insanın kalbinde ömür boyu kapanmayacak bir iz bırakır.

Onu ilk tanıdığımda kıştı. Evin yakınındaki parkta yaşıyordu. Her akşam yanına gider, yemek verirdim. Kucağıma alır, biraz sever, sonra orada bırakıp eve dönerdim. Ama her seferinde aynı şeyi hissederdim. Arkama dönüp bakmaya cesaret edemezdim.Tanıdığım en cesur kedilerden biriydi. Sokakta yaşıyordu ama içinde garip bir güven vardı. Sanki hayata meydan okur gibi yürürdü.

Bir süre sonra hamile olduğunu fark ettim. Günler geçti ve üç yavrusu oldu. Onlar için küçük bir yuva yaptık. Kartondan, battaniyelerden…Bizim dilimizde “yuva”, ama aslında küçücük bir koruma çabası.

Yaşadığım sitede yöneticinin site içinde bakmama izin vermemesi yüzünden onları dışarıda, güvenli olduğunu düşündüğüm bir yere koymak zorunda kaldım. İçim hiç rahat değildi. O gece balkonda uzun süre oturdum. İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı. Bazen insan hiçbir şey görmeden de bir şeylerin doğru gitmediğini hisseder. Gece saat üç civarı köpek sesleriyle uyandık.

Oğlum koşarak aşağı indi. Annekediyi, köpeklerin arasından zar zor aldı ve yavrularla birlikte eve getirdi.

Anne çok kötü durumdaydı. Nefes almakta zorlanıyordu. Gücü tükenmiş gibiydi.

O sırada yuvasından çıkan yavrularından biri yere doğru hareket etti. Anne önce yavrusuna baktı. Sonra gözlerini bana çevirdi. O anı hiç unutamam. Sanki sessizce bir şey söylüyordu. “Artık onlar sana emanet.”

O gece o annekedinin aslında bir seçim yaptığını düşündüm. Kaçabilirdi. Kendini kurtarabilirdi. Sokakta yaşayan bir kedi için bu kolaydır. Ama o yavrularının başından ayrılmamayı seçti.Belki de doğanın en eski hikâyesiydi bu. Bir annenin kendini çocuklarının önüne koyması.

O gece onu kaybettik.

Benim içimde ise çok derin bir boşluk kaldı. Günlerce kendime gelemedim. Çünkü bazen bir hayvanın sessiz fedakârlığı, insanın bütün kelimelerini susturur.

Yavrular büyüdü. Onlara elimden geldiğince anne olmaya çalıştım. Birini sahiplendirdim. İkisi hâlâ benimle.

Ama her baktığımda aynı şeyi düşünüyorum, O küçük hayatlar bugün nefes alıyorsa, bunun sebebi bir annenin verdiği o sessiz karardır.

Ve bazı anneler konuşamaz…

Ama yaptıkları seçimler hayat boyu anlatılır..

Doğanın tarafsız gerçeği;

Köpeklerin avcı içgüdüsü tamamen evrimin bir sonucudur. Kediler gibi küçük ve hızlı hareket eden canlılar, köpeğin beyninde otomatik olarak “av” sinyalini tetikler. Sokakta alan ve yemek rekabeti de bu içgüdüsel çatışmayı daha da artırır.Ne köpek kötüdür ne kedi.İkisi de sadece kendi doğalarının kurbanıdır. Türlerin hayatta kalma programları farklıdır.Sevgimizi tüm sokak hayvanlarının korunmasına yöneltelim. En gerçekçi çözüm, yaygın kısırlaştırma ve kontrollü ortamlar oluşturmak.