Olay Gazetesi Bursa

‘Yunanlılar’a esir olsam bu muameleyi görmezdim’

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu eski Jandarma Genel Komutanı Mendi'yi dinledi.

AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplanan, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’yi dinledi.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı görevini yürüten Mendi, konuşmasına başlarken millet iradesine karşı gelen darbe girişimini şiddet ve lanetle kınadığını, terörle mücadele sırasında şehit olan tüm güvenlik görevlilerine Allah’tan rahmet dilediğini vurguladı.

Darbe girişimi sırasında yaşadıklarını anlatan Mendi, 15 Temmuz’un kendileri için normal bir mesai günü olarak başladığını, olağanüstü herhangi bir duyum almadıklarını ifade etti.

15 Temmuz akşamı daha önceden söz verdiği bir nikaha katılmak üzere eşiyle birlikte Gazi Orduevi’ne gittiğini aktaran Mendi, saat 21.30’da emir subayının Genelkurmay kapısı önünden silah sesleri geldiğini, yoldan geçen bir aracın da ateş etmiş olabileceğini, net bilgileri olmadığını anlattığını dile getirdi.

Emir subayına detaylı bilgi edinmesi talimatını verdiğini, onun da bir süre sonra çatışma olduğunu haber verdiğini belirten Mendi, “Düğünden ayrılarak, kapının önüne çıktım. Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Merkezi’ni aradım, Genelkurmayı aradım, cevap alamadım. Olağanüstü bir durum olduğunu hissetmeye başladım. Cevap alamayınca Kurmay Başkan Vekilim Tümgeneral Arif Çetin’i aradım.” diye konuştu.

Ermiş ile tartışmaları

Çetin ile olağanüstü bir durum olduğu konusunda hemfikir olduklarını ve Çetin’den karargaha gitmesini istediğini anlatan Mendi, kendisinin de üniformasını giydikten sonra karargaha geçme kararı aldığını söyledi.

Mendi, “Konuşmamızdan 15, 20 saniye sonra benim 8 seneden beri emir subaylığımı yapan yarbay arkadaşımız heyecanla, koşarak yanıma geldi. O sırada eve gitmek için ben arabamı bekliyorum. Düğüne onunla birlikte gitmediğim için şaşırdım gelişine, sivil giysiliydi. ‘Komutanım, Genelkurmay karargahında Genelkurmay Başkanı ile İkinci Başkan sizi bekliyor. Piyade Yarbay Murat Yılmaz tutuklu şu anda.” dedi.

Eşi için ayrı bir arabanın hazır olduğunun, kendisinin acil gitmesi gerektiğinin söylendiğini ve buna inanadığını anlatan Mendi, şöyle devam etti:

“Arabaya bindim. Emir subayı da ön tarafa bindi. Araba hareket etmeden bir saniye önce Konya Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Timurcan Ermiş – bu da tutuklu şu anda – birden benim oturduğum taraftaki kapıyı açtı. Eğitim elbiseliydi, araca bindi. Araba onun binmesiyle hızla hareket etti. Şoför erdi, onun da ifadesini aldı savcılar. Öndeki emir subayı tabanca çekip ‘süratle yürü’ demiş. Ben onu görmedim. Ben doğal olarak tepki gösterdim, ‘burada ne işin var, bu kıyafet ne?’ diye. ‘Size Akıncılar Üssü’nde bilgi verilecek’ dedi. ‘Ne Akıncılar’ı? Sen manyak mısın?’ diye, buna benzer tepkiler gösterdim. Tepkiler üzerine, ‘sizi de yanımızda görmek istiyoruz’ dedi. Ben şiddetle; ‘sen çete misin, senin niye yanında olayım’ diye tepki gösterdim. Bu kişi iki senelik generaldi ve muhtemelen normal bir Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı olsaydı, 5 Ağustos’ta toplanacak, büyük ihtimalle emekli edileceklerden biriydi. Çünkü bununla ilgili gerek MİT gerekse Emniyet teşkilatından paralel devlet yapılanması içinde olduğuna dair iddia olduğu için, bunun hangi kişilere hizmet ettiğini anlamamam mümkün değildi.”

“Yanımda 8 sene kaldın, yılan beslemişim”

Kendisinin tepki vermesi üzerine Ermiş’in belindeki tabancayı çektiğini ve mermi sürdüğünü kaydeden Mendi, “Yanımda 8 sene kaldın. Yılan beslemişim” şeklinde tepkisini sürdürdüğünü belirtti.

Akıncılar Üssü’ne yaklaşırken önlerine bir VIP minibüsün geçtiğini, demir kapılı bir yerden üsse geçtiklerini, burada 25-30 kişinin ellerinde silahlarla araçların etrafını sardığını aktaran Mendi, Ermiş’in minibüse gittiğini, içindekilerle görüştüğünü, ancak bu kişileri kendisinin göremediğini söyledi.

Mendi, Akıncılar Üssü’nde su deposuna benzer, penceresi olmayan küçük bir odaya konulduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim değerlendirmem, orada kafa adamlardan bir tanesi vardı, ‘imam’ dedikleri. Belki de Adil Öksüz, bilemiyorum. Benim reddettiğimi, tepki gösterdiğimi anlattılar ona. Su deposuna benzer küçük bir binanın yanında durduk, içeri girdiğimizde labirent şeklindeydi. Küçük, penceresi olmayan bir oda; ‘sorgulama merkezi’ yazıyordu. Daha sonra öğrendiğim burası pilotların eğitim merkeziymiş. Bir grup geldi, bir yüzbaşı önümde durdu; ‘Ben falanca örgüt adına sizi tutuklamaya geldim’ dedi. Örgütün adını alamadım, o anda sinir sistemi de altüst olmuş durumda. ‘Sen yüzbaşısın, kimi tutukluyorsun, ben orgeneralim.’ diye tepki gösterdim. ‘Ben senin ve ailenin huzuru, güvenliği, asayişi için dağda bayırda da görev yapan bir komutanım, yazıklar olsun’ dedim. Pervasızca, ‘Ben emir aldım’ dedi. Elimi ayağımı plastik kelepçe ile bağlayıp başıma da bir başlık geçirdiler. Yarım saat kadar sonra birini getirdiklerini hissettim, hatta terlik sesi olduğunu değerlendirdim, yandaki sandalyeye oturttular. Kim olduğunu görmek için bereyi yukarı kaldırmaya çalışınca elimi arkadan kelepçelediler. Göremedim, ancak gelenin ‘Benim gözlüğüm sizde mi’ deyince sesinden tanıdım. Kara Kuvvetleri Eğitim Doktrin Komutanı Orgeneral Kamil Başoğlu’ydu. Onu da evinde derdest etmişlerdi. Hatta evinden üzerinde şort ve tişörtle çıkarmışlar.”

“Yunanlılar’a esir olsam bu muameleyi görmezdim”

Sabaha doğru tuvalet ihtiyacı sonrasında ellerini önden kelepçelediklerini, bunun üzerine bereyi kaldırması sonucu kendilerini alanların bir kısmının olmadığını gördüğünü anlatan Mendi, bir süre sonra hiç kimsenin kalmadığını da aktardı. Mendi, “Saat 11.00 gibiydi. Akşam arabanın şoför mahalline geçen jandarma astsubay korumalarından bir tanesi koşarak seslendi; ‘Komutanım buradan hemen kaçmamız lazım. Sizi vuracaklar, duydum’ dedi. Ve arabayı akşam park ettiği yere koşarak gittik, dışarı çıktık.” dedi.

Yol kontrollerinden geçerek Kazan Emniyet Amirliğine geldiklerini anlatan Mendi, daha sonra üzerini değiştirerek, karargaha geçtiğini belirtti.

Tümgeneral Arif Çetin’in darbecilerle mücadele edilmesi yönünde kendisi adına açıklamalar yaptığını, il jandarma komutanlıklarına mesajlar çektiğini, Jandarma Genel Komutanlığının karşısındaki caminin imamının evini komuta merkezi haline getirerek mücadeleyi sürdürdüğünü de kaydeden Mendi, alıkonulduğu sırada, darbecilere “Yunanlılar’a esir olsam bu muameleyi görmezdim.” dediğini dile getirdi.

“Normal çalışmayı yapabilseydik bu adamların kaydı silinecekti”

Mendi Jandarma istihbaratının FETÖ’ye ilişkin ne ölçüde bilgisi olduğu yönündeki soruları yanıtlarken de şunları anlattı:

“Zaman zaman paralel devlet yapılanması içinde olan veya Fetullahçı Grup dediğimizin darbe ihtimalinden bahseden yazılar vardı, basından izlediğim kadarıyla. Ancak bize böyle bir şey, herhangi bir ihbar, ‘Darbe girişiminde bulunacaklar’ diye bir bilgi gelmedi. Ancak bu darbe teşebbüsünün içinde olan bazı personelle ilgili ki özellikle 2014, 2015 ve en son 2016 YAŞ toplantılarında, haklarında MİT’ten veya emniyet teşkilatımızdan, Fetullahçı olduğuna dair ihbar aldığımız personel vardı ki bu darbe girişiminde bulunanların en azından büyük kısmıyla ilgili bu iddialar vardı. Tabii bu iddia. Bunlarla ilgili Genelkurmay katında çalışmamız oldu. Genelkurmay Başkanı’yla, kuvvet komutanlarıyla toplu veya bire bir, bu konuyla ilgili terfi sırasında olan albaylar veya bir üst rütbeye geçecek generallerle ilgili kuvvetli şüphe olanların kesinlikle YAŞ’ta emekli edilmeleri ve ilişkilerinin kesilmesi konusunda mutabakata varmıştık.”

Genelkurmay Başkanlığının bu kişilerle ilgili MİT ve emniyet teşkilatından bilgi istediğini, bu bilgiyi de kuvvet komutanlıklarıyla paylaştığını kaydeden Mendi, “Bu çalışma yapıldı ve 3-5 Ağustos’ta normal YAŞ çalışmasını yapabilseydik bu adamların kaydı silinecekti. Aldığımız karar bu doğrultudaydı.” dedi.

Mendi, özellikle 2014 yılından itibaren haklarında iddia olan bazı generallerin de emekli edildiğine dikkati çekti.

Kendisinin 5 darbe gördüğüne, ancak hiçbir darbede vatandaşa ateş edilmediğine işaret eden Mendi, “Bu girişimdeki en önemli nokta, bu lanet örgütün vatandaşa ateş etmesi oldu.” ifadelerini kullandı.

Mendi, 12 Eylül 1980’den bir ya da iki sene sonra yakalanan silahlı kuvvetlerle irtibatlı bir FETÖ mensubunun ifadesinde “Bizim amacımız üç, dört senelik değil. 30, 40 senelik. Biz zeki öğrencileri askeri okullara sokacağız. Bunları takip edip kurmay olmalarını sağlayacağız. 30, 40 sene sonra bunlarla silahlı kuvvetlerin komuta kademesini ele geçirmeyi hedefliyoruz.” dediğini hatırladığını aktardı.

Mendi bir soruyu yanıtlarken de askeri okulların kapatılmasının çözüm olmadığını, sistemde bir sorun varsa bunlar düzeltilerek yola devam edilmesinin daha yerinde olacağını söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ’cülerin kendilerini çok iyi sakladıklarının altını çizen Mendi, çok çalışkan, saygılı, aile ortamları uygun bir tablo sergilediklerini belirtti.

“Bu Cumhuriyet sayesinde orgeneral oldum”

Mendi bir soruyu yanıtlarken de “Ben de orta halli bir ailenin yedi kardeşinden bir tanesiydim. Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet sayesinde orgeneral oldum. Bu Cumhuriyetin herkese tanıdığı fırsat eşitliği sayesinde bu mevkilere geldik. Bu Türkiye üzerinde oynanan bir proje. Büyük Ortadoğu Projesi’ni de belki de kapsayan bir proje.” diye konuştu.

Sorular üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin FETÖ ile mücadele sürecine de değinen Mendi, şu değerlendirmelerde bulundu:

“FETÖ ile ilgili silahlı kuvvetler geçmişte, 80’li yıllardan itibaren büyük mücadele verdi aslında. Bu mücadelenin aksaksız devam ettirilmesi gerekirdi. Tabii bunlar kendilerini gizlediği için yalnız bu dönem değil, bundan önceki hükümetler de çeşitli gayelerle, çeşitli saiklerle muhtemelen bunun üzerine tam gitmediler diye düşünüyorum. Ben bunların tehlike olduğunu hep dile getiriyordum. Şimdi dile getirmek kolay, herkes getirir, herkes kahraman oldu. Geçmişten beri ben bunun bir proje olduğunu, okuduğum kitaplardan, yaşadıklarımızdan görmüştüm. Bunun bir tehlike olduğunu yüzbaşılığım döneminde anlamıştım.”

Mendi, Adil Öksüz ile darbe girişimini yönettiği iddia edilen Kemal Batmaz ismini daha önce duyup duymadığının sorulması üzerine de “Yabancı bir isim değil ama hatırlayamadım.” karşılığını verdi.

Genelkurmay Başkanlığına istihbarat yetkisinin mutlaka verilmesi gerektiğinin vurgulayan Mendi, “Yetki mutlaka verilmeli. Personel daha hassas bir şekilde takip edilmelidir. Yılanın başı küçükken ezilmeli diye tabir var. Bunlar askeri okullarda tespit edildiğinde derhal işlem yapılmalıdır. Okulların kapatılmasından ziyade sistemdeki aksaklıklar giderilmelidir.” değerlendirmelerinde bulundu.

Küçük yaşta çocukların kandırılarak örgüte yönlendirildiğini ifade eden Mendi, ancak üst rütbeli kişilerin FETÖ’nün bir dış organizasyon olduğunu anlamamasının mümkün olmadığını söyledi.

Mendi, “Bunun için iki şey var; birincisi ya maddi çıkarı var kişinin, ikincisi de bir şantaj yapılıyor bunlara ki örgüt bu şantaj işini de çok iyi becerdi yıllarca. Amerika’da yayın yapılan bir sitede gönderilen para miktarları var. Bunu da incelerseniz, ama hangi site olduğunu bilmiyorum. Darbeden önce bazı generallerin de isimleri var. Yüklü meblağlar gönderilmiş. Bunu duydum, ben bunun da araştırılmasında fayda görüyorum.” ifadelerini kullandı.