Olay Gazetesi Bursa

Zemin ve temel etütlerinde kritik düzenleme! Jeoloji mühendislerinden uyarı

Tapu Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin bazı maddeleri, binlerce jeoloji mühendisinin mesleki geleceğini belirsizliğe sürüklediğini belirten Jeoloji Mühendisleri Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, teklifin mevcut haliyle sahadaki mühendisleri devre dışı bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

Taha TÜTÜNCÜ

Türkiye’de yapı güvenliğinin en kritik aşamalarından biri olan zemin ve temel etütlerine ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifi, meslek camiasında ciddi kaygılara yol açtı. 9 Ocak 2026 tarihinde TBMM’ye sunulan ve Tapu Kanunu ile bazı kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik öngören teklifin 21, 22, 23 ve 24’üncü maddeleri, doğrudan zemin ve temel etütlerini ve bu alanda faaliyet yürüten mühendisleri ilgilendiriyor. 1999 Marmara depremi sonrasında afetlere dirençli kentler hedefiyle sahada fiilen görev alan jeoloji mühendislerinin mesleki yetki ve haklarının bu düzenlemeyle belirsizliğe sürüklenebileceği ifade ediliyor.

“MESLEK HAKLARININ YOK OLMA ENDİŞESİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, düzenlemenin sahada çalışan meslektaşlar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, “9 Ocak 2026 tarihinde Tapu Kanunu ile bazı kanunlarda ve 375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi Meclis’e sunulmuş olup, bu teklifte 21, 22, 23 ve 24’üncü maddeler doğrudan meslektaşlarımıza ve meslek alanımıza ilişkin düzenlemeleri getirmektedir. Afetlere dirençli kentlerin oluşması adına zemin ve temel etüt raporlarının kalitesinin artırılmasını defaten dile getirmiş bir meslek odası olarak, hâlihazırda 1999 depreminden sonra fiilen sahada bu raporları yapan jeoloji mühendislerinin mevcut haklarının yok olma endişesiyle karşı karşıyayız” dedi.

“JEOLOJİ FİRMALARI GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR”

Yıldız, özellikle kanun teklifinde yer alan kuruluş tanımına işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Burada gözümüze çarpan en önemli konu, -zemin ve temel etüt kuruluşları- ibaresidir. Bu ibarede, tıpkı yapı denetim kuruluşlarında olduğu gibi yüzeysel bir yapı tanımı yapılmakta. Ancak yapı denetim kuruluşlarının kurucu ortaklarının mimar ve mühendislerden oluşacağı açıkça belirtilirken, burada herhangi bir meslek grubundan bahsedilmemiştir. Türkiye’de 2000’in üzerinde zemin ve temel etüt raporu hazırlayan jeoloji firmalarının bir mühendislik hizmeti ürettiği gerçeği göz ardı edilmemelidir.”

“GENÇ MEZUNLARIN ÖNÜ KAPATILMAMALIDIR”

Mevcut büroların mesleklerini sürdürebilmesi için alt mevzuat ihtiyacına dikkat çeken Mehmet Yıldız, düzenlemenin bu haliyle hem sahada çalışan hem de yeni mezun olacak mühendisler açısından risk oluşturduğunu vurgulayarak, “1999’dan bu yana bu çalışmaları yürüten zemin ve temel etüt mühendislik bürolarımızın mesleklerini icra etmeye devam edebilecek şekilde alt yönetmeliklerle ciddi düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Bu süreçte Jeoloji Mühendisleri Odası mutlaka işin içinde olmalıdır. Gerek mevcut çalışan gerekse yeni mezun olacak genç meslektaşlarımızın bu alanda kendilerini geliştirip çalışmalarını sürdürmelerinin önü kapanmamalıdır” diye konuştu.

“DENETİMİ ÖNCELEYEN BİR SİSTEM OLMALIDIR”

Zemin ve temel etüt raporlarının yapının güvenliği açısından taşıdığı hayati role de değinen Başkan Yıldız, mevcut sistemin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Zemin ve temel etüt raporlarının önemi bu kadar açıkken, bu raporların statik projenin eki olmaktan çıkarılarak müstakil bir mühendislik projesi haline getirilmesi gerekmektedir. İşin kalitesini artırmak ve potansiyel riskleri minimize etmek için tüm işleyişi değiştirmek yerine, kontrolü esas alan ve denetimi önceleyen bir sistemin daha uygun olduğunu düşünüyoruz. Bu düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesini, özellikle 24’üncü maddede yer alan ‘yapıların zemin ve temel etütleri bakanlıkça izin belgesi verilen zemin ve temel etüt kuruluşları tarafından yapılır’ hükmünün, ‘denetlenir’ şeklinde değiştirilerek denetim esaslı bir düzenlemeye dönüştürülmesini talep ediyoruz. Ayrıca zemin laboratuvarlarının çalışma ve işleyişine aykırı olan 22’nci maddenin de yeniden düzenlenmesini, odamızın ve meslek disiplinimizin zemin ve temel etüt sürecinde yasalarla elde edilmiş hak ve yetkilerinin korunmasını istiyoruz.”