İran olaylarında doğrular ve yanlışlar

Engin Özpınar

İran’daki olaylardan başta ABD ve İsrail olmak üzere Batılılar memnun. Bir de Araplar. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri... Onları da Batılılar arasında değerlendirmek gerekir.

İsyanın başlangıcı, her ne kadar ekonomik nedenlere dayansa da, İran’a düşman cephenin çabalarıyla siyasi içerik kazanıyor giderek...

Örneğin sloganlar arasında Tahran’ın Suriye, Lübnan, Irak, Yemen ve Filistin’e verdiği desteği kesmesine yönelik talepler var.

Doğrudan dış politikanın eleştirisine giriliyor yani.

ABD, İsrail ve Suudi Arabistan bu kadarını beklemiyorlardı herhalde; yoksa daha fazlasını mı bekliyorlardı?

Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın “İran için oynayacağımız kartlarımız var” sözünün emperyalist bir saldırı hazırlığına işaret ettiğini şimdi daha iyi anlıyoruz.

Ama çok daha iyi anlamak için isyan sırasında Ahvaz kentinde Suudi Arabistan Kralı Selman Abdülaziz’e selam gönderen bir konuşma yapıldığını da belirtmek gerekir.

*

Peki, Şah dönemine olumlu göndermeler yapan sloganlara ne demeli?

Kısa bir anımsatma: Cumhuriyetçi Musaddık’ı, petrol şirketlerini millileştiriyor diyerek CIA’ye öldürten ve devrik Şah’ı yeniden iktidara taşıyan Washington’dur.

Söz konusu olayın belleklerden silinmesi için ABD çok uğraş vermiştir ama başaramamıştır.

İran’daki mevcut yönetim “gerici” nitelikte. Kimsenin buna itirazı olamaz.

Ancak, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, “İran halkının eleştirilerini dile getirmekte hakkı vardır. Eleştiriye alan açılması gereklidir. Halk protestoda özgürdür” sözleri de kayıtlardadır. Ki bu sözlerle Ruhani, İsrail ve ABD’nin hiç beklemeyeceği bir çıkış yaparak onları şaşırtmış, belki de silahlarını ellerinden alarak planlarını bozmuştur. *

Donald Trump’ın sevincine bakar mısınız?

Tweet üzerine tweet atıyor:

“İran halkı yemek ve özgürlük için aç. İnsan haklarının yanı sıra İranlıların zenginliği de yağmalandı. (Musaddık döneminden haberi yok) Değişim zamanı...”

Beyaz Saray resmen isyancıları desteklediğini ilan ediyor.

Ya ters teperse?

Rusya ve Çin, söz hakkını kullanmadılar daha. Almanya’dan da bir yorum gelmedi.

*

Trump’ın gürültüsüne İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’sa kendini kaptırıyor:

“İran’daki gelişmeleri izliyor, barışçıl protestoları destekliyoruz.” Başbakan Theresa May’e danışarak mı konuştu, yoksa kendi kafasına göre mi takıldı?

Bir de Kanada hükümeti katılmıştı bu koroya.

*

Diğerleri mi? Temkinli olmakta yarar var.

Öncelikle ABD’deki gelişmeleri beklemeleri gerekiyor.

Trump’ın “tweet” politikasını gülünç bulanlar bakalım ne diyecekler? “ABD başkanlık seçimlerine Rus müdahalesi” soruşturması, Donald Trump’ın uykularını kaçırmayı sürdürüyor.

Trump, mümkünse bu soruşturmayı rafa kaldıracak başka bir büyük olayı yaratma çabasında. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyor.

İsrail’i kışkırtarak İran’ı hedef alıyor örneğin. Kuveyt kaynaklı bir habere göre İranlı general Kasım Süleymani’nin öldürülmesi için Tel Aviv’e yeşil ışık yakıyor. Amaç Ortadoğu’da savaş patlasın.

Trump sanıyor ki savaş çıkarsa Washington’daki Rus müdahelesi soruşturması unutulup gidecek.

*

Onu beceremezse Pakistan’a yardımı durdurarak Asya’da bir sorun çıkaracak. Ne demiş: “15 yıl boyunca aptalca Pakistan’a 33 milyar dolardan fazla yardım yapılmış, karşılığında da hiçbir şey alınmamış. Pakistan liderlerimizi budala yerine koyarak 33 milyar doların karşılığı olabilecek hiçbir şey yapmamış. Yardımı kesiyorum!”

Bu da yetmez. Tersine ABD’nin başına da iş açar. Çünkü boşluğu Çin doldurur. O da olmazsa Rusya doldurur.

*

Trump sorun yaratarak ya da mevcut sorunları abartarak başının beladan kurtulacağına inanıyorsa, yanılıyor.

Hep birlikte göreceğiz...