Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
İlhan Ateş
İlhan Ateş

Bir şarkı

Köşe Yazısını Dinle

Tarih 1980’li yılların başı. Öğretmenlik yaptığım Hayrabolu Lisesi’nde bir öğrenci bir şarkıyı önce Nisan sonra da Ekim ayında söylemiş, aynı şarkı iki defa da beni çok şaşırtmış ve etkilemişti. Önce Nisan. O gün dışarısı güneşli ama sınıfın içi serindi. Lise 2. sınıfta son iki saatte İngilizce dersindeydim. Son dersin ortalarına doğru öğrencilerin dikkatinin iyice dağıldığı artık bir şey alacak durumda olmadıkları apaçık gözüküyordu. Cuma da olunca tatil moduna girmişlerdi. Kitabı kapattım, ellerimi birbirine çarparak “Dersi burada kesiyorum, bu son yirmi dakikada ne yapalım?” diye sordum. Her kafadan bir ses çıktı, bir beş dakika böyle gitti. Ama Metin adlı öğrencinin şarkı söylemesini isteyenler daha bir baskındı, bunu fark edince “Tamam, şimdi Metin’den bir şarkı dinleyeceğiz!” dedim, sınıfı susturdum. Metin gayet efendi, yaşça diğerlerinden büyük, iyi futbol oynayan bir öğrenciydi. Önce söylemek istemedi Metin ama biraz ısrar edince başladı bir şarkıya. Öyle duyarak, öyle hissederek söylüyordu ki sanki vücudunun tüm organları silinmiş, kendilerini feda etmiş, sırf ses olup çıkmıştı. Hüzünlü, yürek parçalayan, insanın içindeki telleri çatır çatır koparıyormuş gibi bir izlenim veren ama hiçbir şekilde bayağı olmayan, tam aksine yanık bir ses sınıfın içinde hakimiyeti eline almış, istediği gibi borusunu öttürüyordu. Resmen donup kalmıştım. “Acaba bu sadece bana özgü bir şey mi?’ diye bir düşünce aklımdan geçince sınıfa baktım, öğrenciler de aynen benim gibiydi. Metin gerçekten de söyleyiş tarzıyla hepimizin yüreklerini delip geçiyordu. Daha sonra bakışlarım ona kaydığında yüzünün boncuk boncuk terle ışıldadığını gördüm, ki o serin sınıfta birkaç dakika içinde öyle terlerin oluşması bana inanılmaz geldi. Metin adeta trans halde sesi hiç detone olmadan devam etti şarkısına, öyle de bitirdi. Herkes onu coşkuyla alkışladı, ben de “Müthiş söyledin Metin, tebrik ediyorum seni!” diye kutladım onu…

Sonra Ekim. Metin lise son sınıftaydı artık. İngilizce’de pek başarılı değildi ama Nisan’daki o şarkıdan sonra gözümde resmen rütbe almıştı ve Metin de davranışlarımdan bunu anlamış gibiydi. Aklımda da hep o şarkıyı bir kez daha dinleme isteği vardı. Sonunda bu isteğime yanıt pastırma sıcaklarının hüküm sürdüğü bir Ekim günü geldi. İşin ilginç tarafı yine Cuma günü, yine son iki saat, yine Nisan’daki gibi güneşli bir hava ve yine son yirmi dakikaya girerken dikkatleri dağılmış artık ders yapmak istemeyen öğrenciler. Herşey birbirine benziyordu. Öğrencilere kitapları çantalarına koymalarını, geri kalan süreyi önerecekleri bir şeyle geçirebileceğimizi söyledim. Bu kez öğrencilerden her kafadan bir ses çıkmadı. Benim gibi öğrenciler de Metin’den o şarkıyı bir kez daha söylemesini istiyordu. Ama işin tuhafı Metin bu defa söylemek istemiyor, arkadaşlarına inatla direniyordu ancak benim ısrarlı ricalarım üzerine söylemeyi kabul etti. Herkesi o şarkıyı yeniden dinleyecek olmanın heyecanı sarmıştı. İçimden “Nisan’da dışarısı güneşli ama içerisi serindi, buna karşın yüzü boncuk boncuk terlemişti, bugün bu sıcakta terler garanti şıpır şıpır yanaklarından akar” diye bir düşünce geçti.

Başladı şarkısına Metin ama daha önce sınıfı avucunun içine alan sesten eser yoktu, onun yerine donuk, duygusuz bir ses sınıfın içinde yankılanıp durdu. Kısacası ne şarkı sanki aynı şarkıydı ne de Metin aynı Metin idi. Sesi içimizdeki telleri çatır çatır kırmak şöyle dursun, heyecan bile vermiyordu. Ben bir an “Yoksa aynı şarkı değil mi bu?” diye düşündüm ama nakaratlar aynıydı, başka bir şarkı değildi. Sınıfa baktım, bir iki kişi şarkıyı dinlemiyordu bile, hatta kızlardan biri sıkılmış bir halde dışarıyı seyrediyordu. Ardından Metin’e diktim gözlerimi. Şaşırarak gördüm ki yüzünde o sıcağa rağmen ter namına bir şey yoktu! Şarkısını bitirdiğinde ben ve öğrenciler kendimizi resmen aldatılmış bir insan gibi hissettik. Metin’in yüzü de rahatsız bir şekilde “Size söylemek istemediğimi belirttim başta ama çok israr ettiniz, alın işte!” der gibi bir ifade içindeydi. O derste değil, daha sonra bunu Metin’e sormak istedim ama bir türlü soramadım, onun yerine on gün sonra sınıf başkanına sordum. Başkan aramızda kalması kaydıyla Metin’in geçen dönem bir kıza sırılsıklam tutulduğunu, aşkını o şarkıyla dile getirdiğini, yaz tatilinde kızla evlendiğini, dört aylık evliliğinde hayal kırıklığına uğradığını, çok mutsuz olduğunu anlattı. Aşk bitince içindeki duygular da değişmiş, onlar da sesini değiştirmişti…

O yıl hiç iyi geçmedi Metin için. Mutsuzluğu tavırlarına da yansımış, 19 Mayıs provaları esnasında kendisini uyaran müdür yardımcısını yumruklamış, okuldan uzaklaştırılmıştı…


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR