Bursa Büyükşehir Meclisi’ndeki ‘İnönü’ sözlerine CHP’den sert tepki: ‘Sözcülükten alınması yetmez’

​Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Temmuz ayı 2. oturumunda AK Parti Sözcüsü Alperen Aydın'ın 'İnönü' hakkındaki sözlerine Cumhuriyet Halk Partisi, Mudanya Mütareke Meydanı'nda düzenlediği toplantıyla tepki gösterdi.

fa14616f a6cc 4afa adbd 5cd830bc58d3

AK Parti Grup Sözcüsü Alperen Aydın’ın, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki “İkinci Genel Başkanınız İsmet İnönü, Venizelos’un karısını koluna taktı mı, takmadı mı?” sözlerine tepkiler sürüyor.

Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP’nın seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut, belediye meclis üyeleri, ilçe başkanları, sendika ve dernek temsilcileri ile çok sayıda partili Mudanya Mütareke Meydanı’nda toplanarak, Aydın’ın bu sözlerine tepki gösterdi.

​Nihat Yeşiltaş, “Biz bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Aslında bunların yapmak istedikleri, İsmet İnönü üzerinden Cumhuriyetle hesaplaşmak. Bunların derdinin Cumhuriyeti ortadan kaldırmak olduğunu iyi biliyoruz. Her fırsatta kurtuluş mücadelesini veren değerlere saldırarak, Cumhuriyete olan kin ve öfkelerini kusuyorlar aslında. Bu kurtuluş mücadelesi öyle kolay verilmedi. Birileri İngiliz gemilerine binip kaçarken bu topraklarda; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu topraklarda milli mücadeleyi başlatarak Kurtuluş Savaşı’nı vermişlerdir. İşte bu Kurtuluş Savaşı da onları rahatsız etmiş. Ama bilsinler ki, o şahıslar ve bu zihniyet, bugün geldikleri konumu bile o Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün kurduğu bu cumhuriyete borçlular. Şunu çok net olarak ifade edelim, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyette, bizler var olduğumuz sürece asla sizler amaçlarınıza ulaşamayacaksınız” dedi. 

“​GAZİLİK KÜRSÜDEN DAĞITILMAZ, AÇIK BİR ÖZÜR BEKLİYORUZ”

​Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da, ​”Burası Mudanya. Batı Cephesi Komutanı, Mudanya’nın ve Lozan’ın mimarlarından Cumhuriyetimizin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün imzasını taşıyan mütarekenin kentindeyiz. Bağımsızlığın tescillendiği, Mudanya Anlaşması’nın imzalandığı yerin önündeyiz. Tarihe, ortak hafızamıza ve insan onuruna sahip çıkmak için buradayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le omuz omuza bağımsızlık mücadelesi veren Cumhuriyetin kuruluşu için cephede ve masada çok ağır sorumluluklar üstlenen bedeller ödeyen İsmet İnönü’nün bu ülke için ne ifade ettiğini biliyoruz. İsmet İnönü bu ülkenin gerçek bir gazisidir. Gazilik kürsüden dağıtılmaz. Gazilik ilanla kazanılmaz. Gazilik bu vatan için canını ortaya koyanların taşıdığı bir şereftir” ifadelerini kullandı.

“AÇIK BİR ÖZÜR BEKLİYORUZ”

Başkan Dalgıç, ​sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İsmet İnönü’nün şahsına ve merhum eşi Mevhibe Hanım’a yönelik kullanılan ifadeleri en güçlü şekilde kınıyoruz. Ama biliyoruz kınamak yetersiz kalıyor. Bu nedenle tarih önünde kayda geçen bu sözler için açık bir özür bekliyoruz. Bu ülkenin kurtarıcıları, ucuz provokasyonlar için malzeme yapılamaz. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına iftira atmak tarih bilmezlik değil; Cumhuriyetin temel değerlerine yönelmiş bilinçli bir saldırıdır. Bu, nasıl olsa hiçbir bedel ödemeyeceğini bilme rahatlığıyla, önceden hazırlanarak yapılmış bir konuşmadır arkadaşlar. Bir dil sürçmesi değildir. Biz bu saldırının, kendisinin de ifade ettiği gibi arkadaşımızın, siyaset yapma uğruna olduğunu, toplumsal barışı bozmaya hizmet ettiğini biliyoruz. Ama buradaki asıl ayıp, bir kadının onurunun ucuz bir hesaplaşmanın parçası haline getirilmesidir. Hayatta olmayan bir kadını hedef alan, onu aşağılamaya çalışan bu dil; yalnızca Mevhibe İnönü’ye değil, bu ülkedeki bütün kadınlara yapılmış korkunç bir saygısızlıktır. Bugün Mevhibe Hanımefendi’yi ucuz siyasi anlayışı uğruna hedef gösteren zihniyet, yarın her kadını aynı şekilde hedef alır. Alperen Aydın, kadın arkadaşlarının ve kadın meslektaşlarının yüzüne nasıl bakabiliyor.”

“SİYASET KADIN ONURU ÜZERİNDEN YAPILMAZ”

​Belediye meclisinin kentin asıl sorunlarına odaklanması gerektiğini belirten Deniz Dalgıç, “Siyaset insan onuru üzerinden yapılmaz, kadın onuru üzerinden hiç yapılmaz, izin vermeyiz. Üstelik Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan tablo, bizler açısından kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Son iki meclis toplantısında, kentin gerçek sorunları yerine hakaretler, provokasyonlar ve toplumun sinir uçlarına dokunan tartışmalar gündem yaratıyor. Millet, temsilcilerini Milli kahramanlarına hakaret etsinler diye değil; Bursa’nın sorunlarını çözsünler diye seçti. Bu nedenle, yapılan bu konuşmadaki ifadeler nedeniyle sorumlu makamları, açık ve net biçimde özür dilemeye; Bursa’nın selameti için acil olarak saygın ve sorumlu bir üslup takınmaya davet ediyoruz. Bu özür, hemen bugün; İsmet İnönü’nün hatırasından, Mevhibe İnönü’nün hatırasından, Mudanya’nın tarihinden ve bu ülkenin ortak vicdanından dilenmelidir” ifadelerini kullandı.

“​BU SÖZLER CUMHURİYET DEĞERLERİYLE HESAPLAŞMA ÇABASIDIR”

CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut ise, “Bildiğiniz üzere 14 Temmuz 2026 tarihinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde AK Parti Grup Sözcüsü, önceki oturumda söylediğim, ‘Kurtuluş Savaşı neden kurtuluş, biliyor musunuz? Yabancı başkentlerden emir ve talimat almaktan kurtulduğumuz için kurtuluştur’ cümleme, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü ve merhum eşi Mevhibe İnönü’nün manevi şahsiyetini hedef alan, son derece çirkin ifadeler kullanmıştır. Ben bu sözleri söylerken şunu ifade etmek istemiştim, kimseye hakaret etmedim, aksine yanlış bulduğumuz bir cümleden yola çıkarak bunu söylemiştim: Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanı, ‘Kurtuluş Savaşı’ cümlesini müfredattan çıkartmak istedi. ‘Neyden kurtulduk?’ sorusunu sorarak bunu çıkartmak istedi. Ben de konuşmamda; ‘Biz neyden kurtulduk biliyor musunuz Sayın Bakan? Biz Sevr’den kurtulduk, manda ve himayeden kurtulduk, düşman işgalinden kurtulduk ve yabancı başkentlerden emir ve talimat almaktan kurtulduk’ demiştim” diye konuştu.

“AÇIK BİR SAYGISIZLIK”

​Akbulut, AK Parti Grup Sözcüsü’nün ifadelerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, ​şu ifadeleri kullandı: “O gün 9 Temmuz’du. 8 Temmuz’da bildiğiniz üzere Bursa işgal altına alınmıştı, 1920’de. 8 Temmuz’da Bursa işgal altına alındığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne siyah bir örtü serildi; Puşide-i Siyah. Ve oradaki herkes şu yemini etti: ‘Bursa işgalden kurtulana kadar bu siyah örtü burada kalmaya devam edecektir.’ 8 Temmuz, işgalden kurtuluşun, işgalin yılıdır. Biz neyden kurtulduk biliyor musunuz Sayın Bakan? dedim. Biz, bu Bursa’nın düşman işgalinden kurtulduk. Yarın öbür gün birisi şunu mu diyecek: ‘Bursa neden kurtuldu?’ Bursa neden kurtuldu sorusunu soran varsa, gitsin bizim Cumhuriyet şehitlerimizin mezarına baksın; gitsin Bursa’nın tarihine baksın, Bursa halkının işgale verdiği mücadeleye baksın. Biz işte bundan kurtulduk. Aradan birkaç sene geçtikten sonra ikinci Genel Başkanımız İsmet İnönü, ‘Eşini, ‘Venizelos’un koluna taktı mı, takmadı mı?’ şeklindeki sözler, siyasi eleştiri sınırlarını aşan, İsmet İnönü şahsına ve ailesine yönelik açık bir saygısızlıktır.”

“SÖZCÜLÜKTEN ALINMASI YETMEZ”

Yücel ​Akbulut, disiplin sürecinin işletilmesi gerektiğini ifade ederek, ​”Bu kişi daha önce Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde divan katibi olarak görev yapmaktayken, Meclis çatısı altında ‘Allah belanı versin’ şeklinde ifadeler kullanmış ve daha sonra bu sözlerinin yanlışlığını kabul ederek özür dilemiştir. Buna rağmen AKP grup sözcülüğüne getirilmiş; başka bir ifadeyle, AKP İl Başkanlığı tarafından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde partinin sesi ve temsilcisi seçilmiştir. Yabancı başkentlerden emir ve talimat alınmasını kurtuluş olarak görmemiz kendisini rahatsız etmiş olacak ki; bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyete uzanan mücadelesinin en önemli isimlerinden birisine, muzaffer bir komutana, Mudanya ve Lozan’ın Başmüzakerecisine, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış Sayın İsmet İnönü’ye minnet duymak yerine, eşi üzerinden saldırmak hadsizliğinde bulunmuştur. Bu sözler yalnızca İsmet İnönü’nün şahsına yönelmiş sözler değildir. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine ve bu ülkenin bağımsızlık mücadelesine karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Bu kişinin yalnızca grup sözcülüğü görevinin alınması yeterli değildir. AK Parti’nin kendi içerisinde de disiplin sürecini başlatması, kinle, nefretle tarihi şahsiyetlerin ailelerini dahi hedef alabilecek ölçüde gözünü karartan bu kişinin parti üyeliğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir” diyerek sözlerini noktaladı.

Exit mobile version