Aydın, yazısında şu ifadeleri kullandı:
Ülkemizin yapı stokunun sağlamlığını yıllardır tartışıp duruyoruz. 2000 sonrası yapılanlar hariç, öncesi büyük risk taşıyor. Bunun sayısı da 8-10 milyon adet yapıya işaret ediyor. Bütün bunların yıkılıp, yeniden yapılması veya tekniğe uygun olarak güçlendirilmesi gerekiyor.
Peki, ülkemiz bunu yapabilecek mali güce sahip mi?
Maalesef hepsine birden başlayabilecek mali güce henüz ulaşılmış değil.
Yenilenmeyen her eski, çürük yapı, içinde oturanlar adına muhtemel bir depremde ‘beton tabut’ demek.
Önceki gün, deneyimli belediyeci bir dostumuz hatırlattı.
Aslında devlet çürük yapıları yeniden yapmak için müthiş gelir kapılarına sahip.
Örneğin;
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüklerine bağlı 81 il ve ilçe müdürlüklerinde yapılan her işlemden kentsel dönüşüme pay ayrıldığını biliyor muydunuz?
Buradaki işlemlerden elde edilen döner sermaye gelirin yasa gereği yüzde 10’u kentsel dönüşüm bütçesine ayrılıyor.
Peki o rakam ne kadar?
Son yapılan artış ile Tapu’daki alım satım, devir gibi başvurulardan döner sermayeye işlem başı 5 bin 323,5 lira alınıyor. Bunun yüzde 10’u 530 küsür lira ediyor. Yani tapuda yaptığınız her işlemde bu rakam kentsel dönüşüm projelerine aktarılıyor.
81 il ve bunlara bağlı 900 küsür ilçede yapılan işlemleri düşününce müthiş bir gelir demek.
Peki, Bursa olarak biz bundan ne kadar faydalanıyoruz?
Devlet, İstanbul’u ve yıkım yaşayan 11 ili öncelemiş durumda. Bursa’da toplanan bu rakam İstanbul’da, kentsel dönüşümler için devlet tarafından, ‘yarısı sizden yarısı bizden’ fonunda da kullanılıyor. Konutunu dönüştürmek isteyene devlet İstanbul’da 1,8 milyon TL hibe veriyor.
Oysa Bursa’da toplanan o kaynak niye Bursalıların dönüşüm projeleri için verilmiyor?
Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine, eşit yurttaş kavramına uygun mu?
İstanbul kadar Bursa da deprem riski taşıyan bir il.
Devletin kentsel dönüşüm için bulduğu kaynak bunla da sınırlı değil.
2872 Sayılı Çevre Kanunu gereği çevreyi kirletenlere kesilen cezaların ve gecikme faizi gelirlerinin yüzde 50’si, 6831 Sayılı Orman Kanunu gereği orman dışına çıkarılan alanların satışından elde edilen gelirin yüzde 90’ı ve6107 Sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Kanunu gereği faaliyet kârının yüzde 50’si de kentsel dönüşüm projeleri özel hesabına gelir olarak aktarılıyor.
Görüldüğü gibi, devlet aslında ülkemizdeki çürük binaları dönüştürmek için büyük ölçüde kaynağını da bulmuş.
O halde, 81 ilde birden bunların en acil ve riskli olanlarından başlamak suretiyle niçin adım atılmıyor?
Yoksa, o kaynaklar başka yerlerde mi kullanılıyor?
Olay Gazetesi Yazarı İhsan Aydın’ın yazısının tamamı için tıklayın…