Bursa’da tanınmış plastik cerrahlarından Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Aydın, estetik dünyasındaki son trendleri, klinikteki hasta profillerini, yapaylaşan güzellik algısını ve bu algının sosyolojik yansımalarını içeren yeni kitabını değerlendirdi.
”SADECE ESTETİK YAPMIYORUZ”
Kamuoyunda plastik cerrahların sadece estetik operasyonlar yaptığına dair yaygın bir algı bulunduğunu belirten Op. Dr. Ufuk Aydın, “Plastik cerrahide en çok estetik kısmı konuşulur ve popüler olan da budur. Ancak bizim asıl çalışma alanımızın yüzde 90’ını; yanıklar, ağır yaralanmalar, el cerrahisi, cilt ve yumuşak doku tümörleri ile yüz kırıkları gibi hayati ve fonksiyonel müdahaleler oluşturmaktadır. Özellikle trafik kazalarından sonra doku ve uzuv kaybı yaşayan, yüz kemikleri kırılan hastalarımıza yardımcı olmak, onları yeniden sağlığına kavuşturmak bizim en büyük mesaimizdir” dedi. Klinik başvurularındaki cinsiyet dağılımına da değinen Dr. Aydın, estetik cerrahiye halen kadınların çok daha yoğun ilgi gösterdiğini ancak erkek hastaların sayısında da gözle görülür bir artış olduğunu belirtti.
”FİLTRELERİ GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORLAR”
Son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde özellikle baş-boyun ve yüz bölgesine yönelik estetik taleplerinin zirve yaptığını dile getiren Op. Dr. Ufuk Aydın, bu durumun temelinde dijital dünyanın yattığını belirtti. Kişilerin artık tabletlerde ya da akıllı telefonlarda gördükleri filtreli hallerini gerçek hayatta da aynada görmek istediklerini söyleyen Aydın, “Sosyal medya uygulamalarıyla yapılan yüz filtrelemelerinin bize yansıması çok fazla oluyor. İnsanlar dijital ortamda kusursuzlaştırılmış o görüntüyü gerçeğe dönüştürmemizi bekliyor” ifadelerini kullandı.
”ANİME ÖZENTİSİ ARTIYOR”
Özellikle ergenlik çağındaki gençlerin ve Z kuşağının estetik algısının tamamen yapaylaştuğına dikkat çeken Aydın, “Z kuşağı günümüzde Japon anime karakterlerinden oldukça fazla beslenmekte ve onlara özenmektedir. Animeler dikkatle incelendiğinde; devasa büyüklükte gözler ile son derece küçük, yuvarlak ve üçgen çene yapıları görülür. Gençler bunu hem FaceApp gibi uygulamalarda hem de hazır filtrelerde kendi yüzlerine uyguluyorlar. Sonrasında ise ‘Baby nose’ veya ‘Barbie nose’ gibi isimler verilen bu gerçek dışı görünümlerin gerçek olmasını talep ediyorlar. Bunlar çoğu insanın anatomik yapısına tamamen aykırı ve uymayan uygulamalardır. Özellikle ergen kesimden bu yönde çok büyük bir talep var. Hekimler olarak bizlerin de bu gerçek dışı talepleri filtrelememiz ve hastaları mantıklı sınırlara çekmemiz gerekmektedir” şeklinde konuştu.
”PSİKOLOJİK TESTTEN GEÇMELİLER”
Beden algısı ve psikolojik durum arasındaki doğrudan bağa vurgu yapan Op. Dr. Ufuk Aydın, “Bizim dışarıdan gördüğümüz ‘siz’ ile sizin aynaya bakıp gördüğünüz ‘siz’ arasında her zaman fark vardır. Bu fark günlük olarak veya ruhsal durumunuza göre değişebilir. Mutsuz bir anınızda kendinizi aynada çok çirkin görebilirken, çok mutlu bir anınızda kendinizi çok yakışıklı ya da güzel hissedebilirsiniz. Bu nedenle hastaları ameliyat etmeden önce mutlaka titiz bir psikolojik değerlendirmeden geçirmekteyiz. Bazı ameliyat istekleri tamamen kişinin ruhsal yapısındaki dalgalanmalardan kaynaklanır ve bu kişileri kesinlikle ameliyat etmemek gerekir. Bu tarz durumlarda hastalarımızı ameliyata değil, psikiyatriste veya psikoloğa yönlendiriyoruz. Ancak beklentileri gerçekçi olan ve operasyon için tıbbi ya da haklı bir temeli bulunan hastalarımızı ameliyat programına dahil ediyoruz” diye konuştu.
”SABIRLI OLSUNLAR”
Yapılan estetik operasyonların sanıldığı gibi hemen ertesi gün sonuç vermediğini, hastaların çok sabırlı olması gerektiğini belirten Dr. Aydın, “Yaptığımız ameliyatların tam ve nihai sonucu genelde 1,5 ile 2 sene arasında ortaya çıkar. Bu, hastalar için oldukça uzun ve yönetilmesi gereken bir iyileşme dönemidir. Bazen yapılan ameliyatlar optimum sonucu vermeyebilir ya da hastayı tamamen tatmin etmeyebilir. Veya tıp literatüründe ‘komplikasyon’ olarak adlandırdığımız beklenmedik tıbbi sorunlar gelişebilir. Ancak halkımız şundan emin olmalıdır ki; bu olumsuzlukların hepsinin plastik cerrahide ayrı ayrı yönetim şemaları mevcuttur. Ne yapacağımızı, hangi sorunu nasıl çözeceğimiz bizde tamamen tanımlıdır. Olumsuzluklar elbette istemediğimiz durumlardır ama yönetimini çok iyi bildiğimiz süreçlerdir” dedi.
GELECEĞİN ESTETİK TRENDİ ANDROJEN GÖRÜNÜM
Op. Dr. Ufuk Aydın, “Bizim ‘intersex’ veya ‘androjen’ olarak nitelendirdiğimiz bir kavram var. Geleceğe doğru gidildikçe estetik algısında cinsiyetlerin birbirine yaklaştığını görüyoruz; kadınlar erkek hatlarına benziyor, erkekler ise kadın hatlarına yaklaşıyor. Örneğin son dönemde erkekler gibi çok keskin çene hattı isteyen kadınların sayısı ciddi şekilde artmış durumda. Bu hem benim şahsi gözlemim hem de mesleki toplantılarımızda camia olarak tartıştığımız ortak bir gerçek. Dünyadaki genel gidişat da estetiğin androjen bir çizgiye doğru evrildiğini net bir şekilde gösteriyor” ifadelerini kullandı.
ESTETİK DÜNYASININ PERDE ARKASI KİTAPLAŞTI
Klinik gözlemlerinin yanı sıra toplumsal bir farkındalık yaratmayı da amaçlayan Op. Dr. Ufuk Aydın, editör Hasip Akgül ile birlikte kaleme aldığı yeni kitabıyla estetik cerrahiyi sosyolojik ve psikolojik açıdan masaya yatırdı. Bir plastik cerrahın meslek hayatındaki anılarını temel alan çalışma, okuyucuya alışılmışın dışında bir perspektif sunuyor. Hekimlerin en kutsal görevlerinden biri olan hasta mahremiyeti ve sır tutma yükümlülüğüne sadık kalınarak hazırlanan eserde, gerçek ameliyat öyküleri okuyucuyu düşünmeye sevk edecek bir dille aktarılıyor. Kitabın isminin bir plastik cerrahın gizli anılarını çağrıştırmasının okuyucuda sadece magazinel bir merak uyandırmaması gerektiğini ifade eden Op. Dr. Ufuk Aydın, çalışmasını şöyle aktardı:
“Kitapta elbette birkaç dikkat çekici ameliyatı ve anıyı anlattık ancak burada asıl amacımız bir cerrahın anılarını ifşa etmek değil. Hekimlerin sır tutma yükümlülüğü kırmızı çizgimizdir. Okurlarımıza şimdiden büyük bir spoiler vermek istemem ama bu kitapta, yapılan ameliyatlar ve bize gelen vakalar üzerinden aslında çok derin sosyolojik ve psikolojik çözümlemeler yer almaktadır. Tamamen toplumsal ve psikolojik altyapısı olan, insanı düşünmeye sevk eden bir kitap hazırladık. Sadece ‘estetik’ kelimesi doğası gereği daha albenili durduğu için ilk bakışta sadece magazinel algılanabilir, bu durum okurlarımızı yanıltmasın. Bu kitabı yazarken asla pozitif bir reklam yapmayı amaçlamadık. Bizim temel amacımız, okurları bizim çalışma pratiğimize karşı biraz olsun sorgulatmak ve düşünmeye sevk etmektir. ‘Acaba tıp ve estetik camiası nereye gidiyor?’, ‘Bizler insanlık ve hekimlik adına neler yapıyoruz?’, ‘Toplumun güzellik algısı nasıl manipüle ediliyor?’ gibi soruları sordurabilmek. Kısacası bu kitap, estetik çılgınlığının toplumsal boyutunu masaya yatıran bir sorgulama kitabıdır.”

