Fenerbahçe 102-93 ve 3-1 ile finalde…
Anadolu Efes’in ilk iki maçta hem de Ataşehir’de 18 sayı öne geçip son toplarda kaybetmesinden sonra verdiği mücadele ile seriyi bırakmayıp 3. maçı kolay kazanması, 4. maçı tam bir gerilim filmi haline getirmişti. 3. maçın 31 sayı 31 verimlilik ile harika performanslı oyuncusu Larkin’in son maçta hiç saha içi isabet bulamaması sadece faul atışlarını sayıya çevirmesi, 4. çeyrek sonunda tek kaçırdığı faul ile oyunun uzatmaya kalması çok dramatik oldu. Atış girse seri son maça kalıyordu.

Fenerbahçe’de ise Baldwin (32 sayı, 6 ribaund, 32 verimlilik) tüm sezon boyunca oynadığı gibi hatta en iyi oyununu oynayarak finali takımına getirdi.
Seriye bakınca koçluk olarak Jasicevicius ve Laso’nun oyuna pek etkilerinin olduğu söylenemez.
Efes tarafında tek olumluluk iki çok can acıtan yenilgiden sonra ve seneye başka koç ile anlaşıldığı dillendirilen bir ortamda koçun takımı ayağa kaldırması ve beşinci maçın kıyısından dönülmesi oldu.
2 Eurolig şampiyonluğu olan bir koça üstelik bu takımı kurmamışken bir sezon daha şans vermemek ancak Efes’in becereceği bir hareket. Sonuçta tüm sezon ki kötü organizasyon ve berbat gidiş sonu ancak bu kadar olabildi.

Fenerbahçe’de ise sezon başından beri yanlış kadro mühendisliği, F4’e kalmak bir başarı olsa da orada hiç varlık gösterememek ve Efes serisinin ilk iki maçındaki berbat başlangıç direk Koç’a yazar. Geçen sene yaptım bu sene kim oynarsa oynasın yaparım dersen bu işlerin o kadar kolay olmadığını Koç Saras gördü. Bir sürü iş yapmayan oyuncu, bu kadar kalabalık kadro ve dolayısıyla fazla bütçe yükü, çok gereksiz fanteziler, bunu da görmek artık yeni yönetimin işi olacak.
Diğer seride ise Bahçeşehir bu sezon buraya kadar hiç yenemediği Beşiktaş karşısında üst üste 2 maç kazanınca, yine Alimpijevic’in final niteliğindeki maçları kazanamama laneti gerçekleşiyordu.

Bursaspor ile Eurocup finalinden başlayan, yine Bursapor’da play-off çeyrek final KSK serisi, geçen sezon ve bu sezon BJK ile Eurocup kritik son maçlar, geçen sezon lig ve kupa finali, bu sezon kupa finali, hep mağlubiyet. Bu tip maçları oynamayı, takımlarını hazırlamayı hiç beceremiyor ama hava hep yerinde taraftar seviyor, yumruk şov filan o işleri çok iyi yapıyor. Önemli olan da bunlar zaten ya.
Son topla 73-71 kazanılan 4. maçın son 5 dakikasında kenarda kireç gibi kaldı, bizler gibi maçı sadece izledi. Oyuna hiç müdahale edemedi, şansına, maç başındaki Mathews performansına ve hakemlerin bu kadar sert oynamalarına izin vermelerine (ama her iki takıma aynı standart uygulanmadı) dua etmeli.
İlk 3 maçta 70 sayı atan ve maçları tam bir Winner gibi oynayan Flynn 4. maçta oyuna hiç giremedi. Üstüne takımada zarar verince seri 5. maça kaldı.
Bahçeşehir’in 3. maç sonunda yaptıkları büyük hata, 3 sayı öndeyken faul yapmamaları oyunu uzatmaya götürse de o maçı da almayı bildiler, o maçta şans Bahçeşehir’in yanındaydı. Çarşamba akşamı finale bakalım hangi takım çıkacak?

8 tane yarı final maçı oynandı, hakemlik olarak belki bir maç iyi yönetildi diğerleri tam bir fiyasko. Son yıllarda gördüğüm en kötü yönetilen Play-off açık ara bu sezon oldu. Hangisini yazsam, gözünün önündeki ihlalleri hatalı verme, sürekli olmayan faulleri çalma, standart zaten hiç yok. Üstüne gidip zırt pırt her şeye ekrandan bakılması bıkkınlık verdi ama görünen köy kılavuz istemez. Hakem yetiştirilmez, liyakate bakılmaz, bu işlere tepeden el atılmazsa bu günleri bile çok ararız. Bunu görmesi gerekenler görüyor mu? Asıl soru bu olmalı.
Geçen bir yazımda, Avrupa’nın en iyi ligiyiz diyoruz da bir İspanya’ya bakalım yazmıştım. Baktım; Play-off çeyrek finalinde ilk 4’de bitirip saha avantajı olan 4 takımdan üçü elendi. Lig birincisi ve Eurolig F4 finali oynayan Real Madrid, lig sekizincisi Tenerife’ye eledi.
Söyleyin bakalım hangi lig en iyi. Bizim ligimizde böyle bir durum Play-off’un ilk uygulandığı 1983-84 sezonunda olmuş. Lig sekizincisi İ.T.Ü, Eczacıbaşı’nı 2-0 elemişti sonra böyle bir sonuç hiç hatırlamıyorum. Hele son yıllarda bu tip bir sonuca yaklaşan takım bile olmadı.
