Mustafa Özdal
Mustafa Özdal
E-Posta: mustafaozdal@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Cezaevi polemiğinde son raunt, Bozbey’den Ödünç’e yanıt var

AK Partililerle CHP’lileri karşı karşıya getiren, AK Parti Bursa Milletvekili Atilla Ödünç ile CHP Büyükşehir Adayı ve Nilüfer eski Belediye Başkanı Mustafa Bozbey arasında polemiğe yol açan cezaevinin taşınması tartışması devam ediyor.

Tartışmanın fitilini Bozbey ateşlemişti.

Dün Ödünç’ün Bozbey’e yanıtını yazmıştım.

Bozbey, Ödünç’ün sözlerine yanıt verdi.

Bu da Bozbey’in yanıtı:

Yazınızı dikkatlice okudum. Kaleminize sağlık. Bursa Milletvekilimiz Sayın Ödünç’ün söylediklerini görünce çok şaşırdım. Öncelikle Bursalı ve Bursa’da yaşayan biri olarak, 20 yıl kent yöneticiliği yapmış, hem Nilüfer’i hem Bursa’yı tanıyan ve de son seçimde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmuş biri olarak ‘Bursa’ ile ilgili her konuda söz söyleme hakkım olduğunu bilmesini isterim.

 

1-Bundan böyle de Bursa sorunlarında söz söylemeye ve Bursa’nın örnek dünya kenti olması, Bursalıların huzurlu, mutlu, ulaşım, trafik sorunu olmayan, bir yerden bir yere daha ucuza gidebilmesi, suyunun ucuz olması, beton değil yeşil alanların çoğaldığı, planlamaların kapalı kapılar ardında değil kent dinamikleriyle birlikte yapılması, merkezin betonlaştırılmasından vazgeçilmesi, kamu binalarının çağdaş kent planlamasına uygun yapılması, Bursa’nın nefes alacak yerlerinin (örneğin Yunuseli) betonlaşmaması,  Bursa’nın işçisinin, çiftçisinin, esnafının, iş insanının, öğrencisinin, çocuğunun, gencinin, kadınının, erkeğinin yüzünün gülümsemesi için, yaşanabilir Bursa için, gülümseyen Bursa için söz söylemeye ve önerilerimi iletmeye devam edeceğim. Bursa biziz, biz Bursa’yız.

 

2-Sayın Milletvekilimiz cezaevi ihtiyacından bahsediyor. Bunu ifade etmek ne kadar acı. Tam tersine, Milletvekili’nin, üstelik iktidar Milletvekili’nin Bursa’da ve ülkemizde suç oranlarını azaltacak hizmetleri yapması gerekir ki ilave cezaevine ihtiyaç duyulmasın. Asıl görevi bu olmalı. Aslında kamuoyu önünde başarısızlığını ilan ediyor!

 

3- 20 yıllık kent yöneticisi olarak asla akıl okumam, olabilecekleri söylerim. Bu konuda da bana ve arkadaşlarıma gelen bu bilgileri paylaştım. Bu benim kente karşı sorumluluğumdur. Sayın Milletvekilimiz, ‘cezaevi oradan taşınırsa, o alan yeşil alan olarak kalacak’ diyebiliyor mu? Bu ifadeyi kamuoyu önünde kendisinden bekliyoruz!

 

4-Sayın Milletvekilimiz Nilüfer’deki yüksek binalardan bahsetmiş! Sayın Milletvekilimizin ‘Büyükşehir Meclis Üyesi olduğu dönemde bizim karşı çıkmamıza, ‘yanlış yapıyorsunuz, Nilüfer’i kirleteceksiniz’ dememize rağmen, İmar Komisyonu’nda (İmar Komisyonu’nun başkanıyken dahi) kendisinin ve meclis üyesi arkadaşlarının aldıkları Nilüfer’i ve Bursa’yı kirleten kararları unutmadık. Nilüferliler de hiç unutmadı. Nilüfer’i yaşanmaz hale sokan kararları alan ve kenti imar olarak kirleten kararların altında imzası olan Sayın Milletvekilimizin Nilüfer’deki yüksek binalarla ilgili söylemi çok ilginç. Demek ki vicdanen rahatsız! Bu binalara imar iznini yasal olmamasına rağmen ( şu an bile yargılamalar devam ediyor) altına imza atacaksın, sonra hadi bu  binaları yıkalım diyeceksin. O zaman Sayın Milletvekilimize söyleyeyim. Yüksek bina yapmak  adına ikna için gittiğiniz o sitelere tekrar gidin ve bunları yanlış yaptık, yıkacağız deyin. Bakalım onlar ne diyecekler? Bu nedenle, bizim karşı çıkmamıza, hatta suç duyurularında bulunulmasına rağmen kent imar olarak kirlenmişse, Bursa yaşanamaz hale gelmişse, kentte yüksek binalar yapılmışsa, imar yasasına aykırı kararlar alınarak bu binalar yapılmışsa bu kararların altında Sayın Milletvekilimizin de imzası var.

 

5-Sayın Milletvekilimizin kent adına önereceği, takip edeceği, yaptırabileceği iyi hizmetler için teşekkürümüzü de eksik etmeyiz. Çünkü bu kent hepimizin. Bu kentte kim güzel hizmetleri yaparsa alkışlar, teşekkür ederiz. Önemli olan açık ve şeffaf bir sürecin yönetilmesidir. Orada ne yapılacaksa baştan kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Son cümle olarak, cezaevi taşınabilir ancak o olan kentin yeşil alanı olarak kalmalıdır.

 

Su faturaları gerçekten yüksek mi?

Elimde bir su faturası var.

Dönem borç tutarı kısmının karşısında 50 lira 50 kuruş yazıyor.

Oysa BUSKİ’nin kasasına girecek para sadece 21 lira.

Çünkü 50 liralık faturanın 6 liralık kısmı KDV olarak Maliye’ye, 23 liralık kısmı ilçe belediyesine (Nilüfer Belediyesi) gidiyor.

Peki faturanın yaklaşık yarısının çevre ve temizlik vergisi ve katı atık bedeli olarak ilçe belediyesine gittiğini vatandaş biliyor mu?

Faturanın alt kısmında yazıyor ama vatandaş faturanın detayına değil, ödeyeceği kısma bakar.

Yani siz istediğiniz kadar büyük puntolarla ilçe belediyesinin kasasına giden tutarı  faturaya yazın, nafile.

BUSKİ’nin, ilçe belediyeleri adına tahsilatçılık yapması  da anlaşılmaz bir durum aslında.

Eskiden, ilçe belediyeleri çöp vergisi topluyordu.

Şimdi su faturalarında çevre ve temizlik vergisi ve katı atık bedeli diye yazılarak, çöp vergisi ifadesini modernize etmişler.

Ama aslında BUSKİ resmen ilçe belediyelerinin çöp vergilerini topluyor.

Malum, muhalefet yüksek su faturaları nedeniyle Büyükşehir Belediyesi’ne yüklendikçe yükleniyor,  faturaların içindeki çöp vergilerini görmezden gelerek.

Büyükşehir Belediyesi ise kendisini savunamıyor, su faturalarının  sadece yarısının BUSKİ’nin kasasına girdiğini  anlatamıyor.

Oysa kolayı var…

İlk Büyükşehir Meclisi oturumunda, bundan böyle çevre vergilerinin su faturalarından çıkaracak bir karar alırsınız  (Bunu yapan büyükşehir belediyeleri var) ve faturalar otomatik olarak yarı yarıya düşer.

İlçe belediyeleri de çöp vergilerini kendisi toplar.

Tabii eğer BUSKİ, ilçe belediyelerinin çöp vergilerini  kullanmıyorsa?

 

Başıma gelmez demeyin

Kendilerini, polis ve savcı olarak tanıtan birkaç kişi ünlü gazeteci Taha Akyol’u buluyorlar.

Terör örgütleri peşinizde” diyerek, gözünü korkutuyorlar ve para istiyorlar.

Akyol da inanıyor, sonradan dolandırıcı olduğunu öğrendiği bu kişilere.

Bankadan çektiği 320 bin lirayı Şişli’nin ara sokaklarında, polis ve savcı sandığı kişilere teslim ediyor.

Benzer dolandırıcılık hikayelerini, çevremdeki insanlardan da duymuştum.

Ancak onlar, Akyol gibi mürekkep yalamış ve yazdıklarıyla topluma yön vermiş, tanınmış kişiler değiller.

Akyol’un başına gelenleri okuyunca, “Akyol bile dolandırılıyorsa, aman dikkat edin kendinize” diyorum, başka bir şey demiyorum.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X