Mustafa Özdal
Mustafa Özdal
E-Posta: mustafaozdal@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Pazar Çeşnisi

Döviz yükseliyor, eldivenden merdivene ithal ürünlere zam geldiği için alım gücü düşüyor, alım gücü düşünce de iç piyasa krize giriyor ve işsizlik artıyor.

Döviz yükseliyor, ihracatçının karı artıyor, artan karlar yeni istihdam kapılarını açıyor ve işsizlik azalıyor.

Döviz yükseliyor, kamunun borç yükü artıyor, dış ticaret açığı büyüyor ve Merkez Bankası’nın döviz rezervleri eriyor.

Döviz yükseliyor, turizm sektörü karlılığını arttırıyor, turizme bağlı sektörler de nasibini alıyor.

Kabaca durum böyle olsa da, döviz kurunun istikrarlı bir şekilde artıp, Türk lirasının istikrarlı bir şekilde değer kaybetmesi, uzun vadede hiç kimsenin faydasına değil.

O halde, ne yapıp edip, dövizin ateşini düşürecek reçete uygulanmalı.

***

Bakın döviz kurunun yükselişinin hayatımızı nasıl etkilediğini bir de şu örnekle anlatayım:

Çok değil 4 yıl önce Bulgaristan’dayız bir program çekimi için.

Cebimizdeki Türk lirasını Bulgar para birimi levaya çevirdik.

Bir Bulgar levası 0,60 Türk lirasına eşitti.

Yani bizim paramız daha değerliydi.

Bol bol alışveriş yapıp, dilediğimiz gibi harcadık paramızı.

Çünkü Bulgaristan bizim için sudan ucuz bir memleketti.

Bugün bir leva kaç Türk lirasına eşit dersiniz?

4,76 Türk lirası…

Yani Bulgar levası, Türk lirası karşısında 4 yıl içinde yaklaşık 8 kat değerlenmiş.

Ya da Türk lirası, Bulgar levası karşısında 8 kat değer kaybetmiş.

Sonuç: 4 yıl önce Bulgaristan’da dilediği gibi para harcayabilen bir Türk vatandaşının yerini, 4 yıl sonra Türkiye’de çılgınca para harcayabilecek bir Bulgar vatandaşı aldı.

***

10 Ekim Ankara Garı katliamıyla ilgili Meclis Genel Kurulu’nda bir konuşma yapmış AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yeğin.

Demiş ki, “Dayanışma ve kararlılık, teröre vereceğimiz en büyük, en anlamlı karşılık olacaktır.”

Yeğin’in konuşması başta AK Partililer olmak üzere CHP ve HDP’li isimlerden de destek görmüş.

İşte ihtiyacımız olan bu birlikteliktir.

Biraz klişe olacak ama gerçekten acının dili, dini, ırkı rengi yok.

Ne zaman, ‘senin teröristin iyi, benimki kötü’ anlayışını terk edersek, işte o zaman terör denilen bela, bu coğrafyadan sökülüp atılacak.

***

Burulaş Genel Müdürü Kürşat Çapar, voleybol oynarken elini epey incitiyor.

Soluğu doktorda alan Çapar’a, elinin kırılmadığını ancak atel tedavisi uygulayacaklarını söylerler.

Ateli, Çapar’ın parmaklarına yerleştiren hemşire, karşısındakinin canının acıdığını yüz ifadesinden anlar ve sorar: “Canınız acıyor mu?”

Evet” yanıtını alınca hafif tebessüm ederek, “Benimki acımıyor” der.

Ne dedik; acının, dili, dini, ırkı rengi yok.

Ne zaman başkasının acısını, içimizde hissedersek, işte o zaman, bugün başkalarına yarın da bize acı vermesi muhtemel terör belasını başımızdan defederiz.

***

İYİ Partililer, geçen hafta Meral Akşener’in grup konuşmasını izlemek için Kent Meydanı’nda toplanmak istediler.

Bursa Valiliği, pandemiyi gerekçe göstererek mini mitinge dönüşmesi kuvvetle muhtemel organizasyona izin vermedi.

İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, sosyal medya hesabından bu hadiseyi, “Medya sizin olsun meydanlar bizim” sloganıyla paylaştı.

Tuhaf, çok tuhaf bir hareket.

Eyleme izin vermeyen Bursa Valiliği…

Oysa bu sloganı gören, sanki eyleme medya izin vermemiş sanır.

Selçuk Türkoğlu’nu sendikacılık döneminden tanırız.

Zaman zaman şov kokan abartılı eylemler yapsa da eğitim alanındaki sorunları Bursa kamuoyuna taşıyabilmiş başarılı bir sendikacıydı.

Ve bugün İYİ Parti il başkanlığına kadar yükselişinde sendikacılık yıllarındaki performansının payı çok büyük.

Bunu da, bugün tu kaka dediği medyaya borçlu.

Çünkü son yıllarda haberleri gazete, televizyon ve köşelerde en fazla çıkan kişilerin başında geliyor Türkoğlu.

Yani medya olmasa Selçuk Türkoğlu isminde bir siyasi figür de olmayacaktı aslında.

Ayrıca bugün de Türkoğlu’nun tüm açıklamaları medyada geniş bir şekilde yer bulmaya devam ediyor.

Hal böyleyken ‘medya sizin meydanlar bizim olsun’ sloganını neden kullanır Türkoğlu?

Aklıma, bir mağduriyet algısı yaratıp, tabanını konsolide etme çabasından başka bir şey gelmiyor.

Ancak sağduyulu İYİ Partililerin bu tuzağa düşeceğini sanmıyorum.

***

Bu hafta Pazartesi Söyleşileri’nde bir iş insanı konuğum oldu.

Faik Çelik…

Ankara Polatlı’dan Bursa’ya, çıraklıktan, holding patronluğuna uzanan yaşam öyküsünü okuyacaksınız bu söyleşide.

Otomotiv sektöründe yaşananlar, ekonomin içinde bulunduğu durum da yine bu söyleşide olacak.

Efendim iyi pazarlar.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X