Mustafa Özdal
Mustafa Özdal

Pazar çeşnisi

Köşe Yazısını Dinle

Grup Yorum isimli bir müzik grubu var.

1980’lerin başında Tuncay Akdoğan, Metin Kahraman gibi üniversite öğrencilerinin kurduğu, kaliteli müzik yapan, ilk yıllarda albümleri 100 binler satan, konserleri dolup taşan, protest müziği kitleselleştiren özgün bir müzik grubuydular.

İlerleyen yıllarda DHKP-C  militanlarına ağıtlar besteleyip, ölüm oruçlarını kutsayan albümlere imza attılar.

Son marifetleri ise ölüm orucuna yatmayı reddeden grup üyesi Dilan Ekin’i tehdit etmek oldu.

Yani Grup Yorum’a göre ölmemek, görüldüğü yerde ‘yüzüne tükürülüp,‘lanetlenecek’ bir suç.

İşin garip yanı Grup Yorum’un tehdit ve hakaret mesajına Twitter’in izin vermesi.

Ancak bu kez baltayı taşa vurdular.

Öyle ki aynı mahallenin sakinlerinden İnsan Hakları Derneği bile Grup Yorum’u kınadı.

Yaşamayı değil, ölmeyi kutsayan Grup Yorum, son sempati kırıntılarını da tüketmiştir.

***

Kapanma döneminde içki satışı yasağıyla ilgili mantıklı bir açıklama gelmedi.

Üstelik içki fabrikalarının üretimi devam ederken, içki satışı yasağının, tepkilere rağmen geri çekilmemesi, akla yine yaşam tarzına müdahaleyi getirdi.

AK Parti’nin 20 yıllık iktidar yolculuğunun dönüm noktalarından 1994 İstanbul seçimlerini hatırlayın.

AK Parti’nin nüvesi olan Refah Partisi’nin propagandacıları, Beyoğlu’nda meyhane meyhane dolaşarak oy toplamışlar ve seküler seçmene yaşam tarzına müdahale etmeyecekleri mesajını vermişlerdi.

Nerden, nereye…

***

Bir ülke daha sözde Ermeni soykırımını kabul etti ya…

Ermeni düşmanlarına gün doğdu, Ermenilerle ilgili  nefret suçu içeren iğrenç sözler dolaşıma sokuldu.

En az soykırım iddiaları kadar tehlikeli, en az soykırım iddiaları kadar ayrıştırıcı  bu dile bir kez değil, bin kez lanet olsun.

***

1915 olaylarıyla ilgili Ermenilerin yekpare bir tavır içinde olduğu koca bir yalan.

Sağduyulu Ermeniler de var.

Üstelik önemli mevkiilerde.

İşte onlardan biri Türk Ermeni Cemaati Patriği Muhterem Maşalyan Efendi…

Bakın Biden’in sözde soykırımı tanımasının ardından neler söylemiş:

“Biz de öncüllerimiz olan rahmetli patriklerimiz gibi Türkler ve Ermeniler arasında barış, dostluk ve esenlik dileklerimizi sunmaya devam edeceğiz. Üstünden 106 yıl geçmiş olayları, 1000 yıllık ortak tarihin acı bir istisnası olarak görüp ilişkilerin ortak komşuluk ve kazanç paydalarının üstünde ivedilikle yeniden inşa edilmesini teşvik edeceğiz. İnanıyoruz ki Tanrı’nın iradesiyle Türk ve Ermeni ilişkilerinde kardeşlik ve sevgi ortamını daha da güçlü bir şekilde selamlayacağız. Biz, her iki halkın bu topraklara özgü ve geleneklerinde var olan komşuluk bağlarının Türkiye ve Ermenistan resmi makamları arasında da canlanmasını ümitle bekleyenlerden olmayı tercih ediyoruz.”

***

Sarsıcı araştırma Harvard Üniversitesi’nden…

Araştırmaya göre çalışanların yüzde 81’i ya ofise geri dönmek istemiyor ya da esnek bir çalışma programı tercih ediyor.

Yüzde 27’si tam zamanlı olarak uzaktan çalışmak istiyor.

Araştırmaya göre, ofise iki ya da üç gün gitmek isteyenlerin oranı yüzde 61.

Çalışanların isteği bu yönde?

Peki evden çalışma iş verimliliğini düşürüyor mu?

Araştırmada bunun da yanıtı var.

Evden çalışan profesyonellerin yüzde 98’i işini korumuş,  her üç katılımcıdan biri hem iş performansının hem de iş kalitesinin bir önceki yıla göre daha iyi olduğunu düşünüyor.

Ayrıca imza gerektiren işlemlerin dijital ortamda gerçekleşmesini sağlayan e-imza ve mobil imza çözümleri, verimliliğe ve iş sürekliliğine katkı sağlıyor.

Bu araştırma, yazıyı bile evinde yazmak istemeyen  bendeniz gibi dört başı mamur bir geleneksel çalışanın düşüncelerini tersyüz edecek cinsten olabilir.

Ancak hayır…

Uzaktan çalışma benim için uzaktan eğitim gibidir.

Başkalarını bilmeyiz ama bizim gibilerin verimini düşürür, motivasyonunu etkiler, çalışma şevkini kırar.

Yani ofis, candır.

***

Pazartesi Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu Yeşim Grup Ceo’su Şenol Şankaya olacak.

Söyleşide pandemiyi, tekstil sektörünü, Yeşim Tekstil’in yatırımlarını, gelecek hedeflerini ve Şenol Şankaya’yı  konuştuk.

***

Kaplumbağaya sormuşlar:

Buradan karşı köye ne kadar zamanda gidersin?”

Kaplumbağa cevap vermiş:

“Yağmuru, çamuru, rüzgarı, inişleri, yokuşları hesap ettim, 3 günlük yol ama ben 6 günde giderim.”

6 gün geçmiş ama kaplumbağa köye gelememiş. Aramışlar, taramışlar, yolun yarısında bulmuşlar kaplumbağayı.

“️Hayrola?” demişler, “Üç günlük yolu 6 günde bile gelemedin?”

Kaplumbağa cevap vermiş:

“️Sormayın arkadaş!. Yağmuru, çamuru, inişi, yokuşu hesap ettim de, kötü insanları hesap edemedim. Ne zaman hızla ilerlemeye başlasam tutup ters çevirdiler.”

Efendim, kötü insanların karşınıza çıkmaması dileğiyle iyi pazarlar.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X