Mustafa Özdal
Mustafa Özdal

Sadece 75 günlük suyumuz kaldı, su kesintisi olacak mı?

Bugün en büyük sorunumuz virüs değil mi?

Ancak can kayıplarımız olsa da, ekonomimiz sarsılsa da, er veya geç salgın sona erecek.

Peki su kaynaklarımız tükenirse?

Yani susuzluk baş gösterip, kuraklık peyda olursa ne yapacağız?

İşte bunun aşısı yok.

Uzmanlar, yakın gelecekte tatlı su kaynaklarının tükeneceğini söylüyor.

Hatta, tuzlu deniz suyunun arıtılıp, içme suyuna dönüştürülmesiyle ilgili bilimsel çalışmalar başladı bile.

Gelelim Bursalıları bekleyen tehlikeye.

BUSKİ’den aldığım son veriler, kuraklık tehlikesinin  yakın bir gelecekte bizi beklediğini gösteriyor.

Bursa’nın içme suyunu temin eden iki barajda da su seviyesi hayli düşmüş.

Doğancı Barajı’nda su seviyesi yüzde 39,2, Nilüfer Barajı’nda ise yüzde 4,5.

Bu şu demek:

Hiç yağış düşmezse sadece 75 günlük suyumuz kaldı.

Üstelik içme suyunun yüzde 60’ı pınarlardan ve yer altı kuyularından temin edilmesine rağmen…

Peki su kesintisi gündemde mi?

Evet yaklaşık 10 ay önce 75 adet kuyu açılmasaydı ağustos ayından itibaren Bursa’da su kesintisine gidilecekmiş.

Bunu ben değil BUSKİ Genel Müdürü Güngör Gönenç söylüyor:

“İyi ki 75 kuyu açmışız. Yoksa barajlardaki suyumuz yetmeyecek ve biz ağustosta su kesintilerine gitmeye başlamıştık.”

Evet tablo bu.

İhtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Ve kuşkusuz ‘su’ da en temel, en hayati ihtiyaç.

400 yıl önce Bursa’nın nüfusu 30 bin iken bugün 3 milyon.

Yani kent 100 kat büyümüş.

Bakmayın Bursa sudan ibaret denildiğine.

Siz siz olun tasarrufu elden bırakmayın.

Bu işin şakası yok!

 

İstifadan sonra ihraç da geliyor 

Beklenen oldu ve taciz iddiaları nedeniyle istifa eden Mete Akyolcular, disiplin kuruluna sevk edildi.

Olay şöyle gelişiyor:

Gelişmeleri dikkatle takip eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, önce Akyolcular’ı istifa ettiriyor ve soruşturma açıyor.

Belli ki soruşturma Akyolcuların aleyhinde tamamlandı.

Nitekim Oğuz Kaan Salıcı, İl Başkanı İsmet Karaca’yı arayarak Akyolcular’ı disiplin kuruluna sevk etmesini istiyor.

Ve Karaca da gereğini yapıyor.

Dün İl Başkanlığı konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Osmangazi İlçe Başkanı Mete Akyocular’ın adının karıştığı taciz iddiasının ortaya atılmasının ardından aynı gün konu hem İl Başkanlığı’mız hem de Genel Merkez’imizin soruşturmasına konu olmuştur. Olayın örtbas edilmesi söz konusu olmadığı gibi ilçe başkanının derhal görevden istifası talep edilmiş, konu aynı zamanda disiplin yönünden de ele alınmıştır. Mete Akyolcular görevden istifa ettiği gibi, konu disiplin kuruluna da sevk edilmiş bulunmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm kademelerinde taciz, tecavüz, kadına şiddet gibi konulara bakış açısı son derece nettir. Örtbas söz konusu olamaz. Nitekim son olayda da iddiaların tüm detaylarıyla ele alındığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

 

Nerden biliyorsunuz aşı olduğunu?

Gönüllü bir gazetecinin Çin aşısı olduktan sonra virüse yakalandığı haberleri çıktı.

Bu haberi okuyan vatandaş ne düşünür?

“Aşının etkisi yok. O zaman aşı olmaya da gerek yok” diye düşünür değil mi?

2 gündür bekledim, bu buram buram bilgi kirliliği kokan habere bir kişi dahi olsa tepki versin diye.

Çünkü haber tamamen yanıltıcı.

Şu an Çin aşında test aşamasındayız.

Yani, 3 gönüllüden ikisi aşılanırken, birine tuzlu su enjekte ediliyor.

Amaç, aşının etkisini ölçmek.

Ve kime aşı vurulduğunu, kime vurulmadığını ne gönüllüler biliyor, ne de aşıyı vuran kişiler.

Bu bilgi sadece Sağlık Bakanlığı’nda var.

O halde virüse yakalanan meslektaşımıza belki de aşı vurulmadı.

Aşı vurulmadığı için de hastalığa yakalanması çok doğal.

Bu yanlış haber üzerinden, aşının güvenirliliğine gölge düşmesin.

 

Eğitim verilmeyen çocukları sınava sokmak

Yaklaşık 1 yıldır yüz yüze eğitim  yok.

Yakın çevremden biliyorum, özellikle üniversitelerde uzaktan eğitim son derece verimsiz geçiyor.

Ezberci sistem nedeniyle yüz yüze eğitim bile verimli değilken uzaktan eğitim öğrenciler için tam bir kayıp oldu.

Hiçbir şey bilmeyen öğrenci bir de sınavlara giriyor.

Hal böyle olunca birçok öğrenci sınavlardan geçmek için ileri derece kopya tekniklerini geliştirdi.

VELİ-DER sınavların sağlıksız olduğuna dair bir açıklama yapmış.

Bakın neler söylüyorlar:

“Milli Eğitim Bakanlığı, salgın yayılımının ve uzaktan eğitimde yaşanılan sorunların devam ettiği bir süreçte sınavları yüz yüze okullarda gerçekleştirme ısrarını sürdürüyor. Bilim insanlarının uyarıları ise çok açık. 4 haftalık acil kapanma kararının bir an önce uygulanması gerektiği, salgın yayılımının her geçen gün arttığı, 10-19 yaş arası öğrencilerin semptom göstermeseler dahi enfekte olma oranlarının yüksek olduğunu ısrarla ifade ediyorlar. Salgın yayılımındaki artış nedeniyle 4 günlük sokağa çıkma yasağından hemen sonra yüz yüze sınavların gerçekleşecek olması ise başlı başına büyük bir çelişki. Uzaktan eğitime milyonlarca çocuğumuz hala ulaşamıyor. Ulaşabilen çocukların ise yüzde 64’ü cep telefonu ile uzaktan eğitime erişmeye çalışıyor. Çocuklarımızın büyük çoğunluğunun gerçek anlamda uzaktan eğitime erişemediği somut bir gerçeklik. Salgına rağmen müfredat seyreltilmedi. Çocuklarımız tüm kazanımlardan sorumlu. Salgının başından itibaren uzaktan eğitime gerekli cihazı ve internet erişimi olmadığı için hiç ulaşamayan veya sınırlı bir şekilde ulaşan çocuklarımız salgın yayılımına ve sağlık riskine rağmen yüz yüze sınavlara mecbur bırakılıyor. MEB; biz velilere, çocuklarımıza rağmen kararlar alamaz, uygulayamaz. Ödediğimiz vergilerle okullar biz velilere, tüm yurttaşlara aittir. Eğitim ile ilgili tüm kararlar biz veliler ile birlikte alınmalıdır.

Çocuklarımızın uzaktan eğitimde ihtiyaç duyduğu tüm cihazlar ve internet erişimi devlet tarafından ücretsiz sağlanmalı ve yüz yüze sınavlar bir an önce iptal edilmelidir.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X