Mustafa Özdal
Mustafa Özdal

Şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemlerle yapılan ibretlik 3 hırsızlık vakası

Köşe Yazısını Dinle

Keles Baraklı Köyü doğumlu Dilek Karabıyık, Bursa siyaset camiasının yakından tanıdığı bir isim.

Merkez sağ partilerde siyaset yapan Karabıyık, son olarak İYİ Parti’de il başkan yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Eşi Kenan Karabıyık ise tekstil işiyle uğraşan bir iş insanı.

Kenan Karabıyık, BUTTİM’de ticaret yaptığı  firmadan tahsilat yaptıktan sonra, 70 bin lira tutarındaki parayı Kükürtlü’deki banka hesabına yatırmak için aracıyla yola çıkar.

Bankaya girmek üzereyken camiden yükselen ezan sesini duyar.

Arabasını caminin arka bahçesindeki musalla taşının yanına park edip, namaz kılmaya karar verir.

İçinde, az sonra bankaya yatıracağı 70 bin liranın da olduğu evrak çantasını arabada bırakır.

İnançlı biri olan Kenan Karabıyık, cami bahçesinde hırsızlık olmayacağını düşünür.

Ancak namazını kılıp, aracına döndükten sonra yanıldığını anlar.

Hırsızlar, aracının camını kırıp, evrak çantasını çalmıştır, sadece birkaç dakikada!

Dilek Karabıyık, hemen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Bursalı siyasetçi Harun Akın’ı arar.

Harun Akın da Bursa Emniyeti’ni...

Evrak çantası, Kükürtlü’deki boş bir bahçede  bulunur.

Tabii içindeki paralar olmadan…

Çalınan para Karabıyık çiftinin,   Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni birincilikle kazanan kızlarının eğitimi için ayrılmış bir paraydı.

Yani vicdansız hırsızlar, eğitime ayrılmış parayı çalmışlardı.

***

İkinci hırsızlık vakasının  mağdurları ise dar gelirli bir ailedir.

Dilek Karabıyık’ın bakıcısının kocası, 24 ay vadeli bir akıllı telefon satın alır.

Yepyeni telefonunu aldıktan sonra, karşı masada şapkalı bir adamın az sonra cep telefonunu çalmak için plan yaptığından habersiz, Kozahan’da çay keyfi yapar.

Adam masaya yönelir, şapkasını güya yanlışlıkla masaya düşürür ve kaşla göz arasında cep telefonunu aşırır!

Talihsiz adam, kullanamayacağı telefonu için 2 yıl boyunca taksit ödeyecek.

***

3. vakanın aktörleri ise ceviz hırsızlarıdır.

Vinç şirketi sahibi Mehmet Arslan’ın Kestel’in Sayfiye Köyü’nde ceviz bahçesi var.

Mehmet Arslan, cevizleri ticaret amaçlı değil, eşine dostuna dağıtmak için yetiştiriyor.

Mehmet Arslan bir gün köyüne gider ve hırsızların bahçesine dadandığını fark eder.

Traktörle bahçeye giren hırsızlar, o yılın hasadı olan yaklaşık 300 kilogramlık cevizi çalmıştır.

Hırsızlar,  cevizleri çalmakla kalmaz, dallarını kırdıkları ağaçlara da zarar verir.

***

Bursa’da yaşanmış 3 hırsızlık vakasını paylaştım.

3 vaka da ibretlik.

Gözü dönmüş hırsızlar için çalacakları malın cinsinin önemi yok.

Araba, nakit, cep telefonu, hatta meyve veya sebze!

Hasılı hırsızlar cirit atıyor.

Dikkatli olun…

Mal canın yongasıdır.

 

Allah’ın ağaçları nerden senin oluyor!

Sayfiye Köyü’nde cevizleri çalınan Mehmet Arslan’ın hikayesini ilk yazıda okudunuz.

Hırsızlık vakasından önce bir vatandaş Arslan’ın bahçesine girmiş, ceviz topluyor.

Arslan, vatandaşı görünce, “Kardeşim ne yapıyorsun, o ceviz ağacı benim. İsteseydin ben sana  verirdim” diyor.

Adam ne cevap vermiş, biliyor musunuz?

“Nerden senin oluyor birader? Allah’ın ağacı bunlar!”

Mehmet Arslan, birçok kişide aynı anlayışın olduğunu söylüyor.

Mesela, Uludağ’a çıkıp kestane toplayanlar var değil mi?

Oysa o kestane ağaçlarının hiçbiri sahipsiz değil.

Çünkü ağaç meyve veriyorsa bakımlı ve sahiplidir; vermiyorsa bakımsız ve sahipsizdir.

Mehmet Arslan, ova köylerindeki hırsızlığın had safhada olduğunu söylüyor.

Peki nasıl önlenebilir hırsızlık?

Arslan’ın çağrısı yerel yönetimlere:

“Belediyeler, her köye bir bekçi atasınlar. Mesela benim bahçemin olduğu Kestel’de 31 köy var. Belediye, 31 bekçi çalıştırsa, hiçbir köyde hırsızlık olmaz.”

 

Suriyeli işçi bulmak için Arapça iş ilanı dağıtılacak

Bursa’daki vinç şirketlerinin, Türk vinç operatörü bulamadığını yazmıştım.

Sorun devam ediyor.

Bu nedenle Bursa Vinççiler Derneği, Arapça iş ilanları bastırıp, Suriyelilerin yaşadığı mahallerde dağıtacaklar, mültecilerin müdavimi oldukları mekanlara gidip işçi isteyecekler.

Sonunda bunu da gördük.

 

İş beğenmemek mi, düşük ücret mi?

Bursa’daki bazı sanayicilerin eleman bulamamaktan şikayet ettiklerini daha önce yazmıştım.

Dün Amasya Valisi Mustafa Masatlı da isyan etmiş, OSB’lerde 4 bin lira maaşla çalışacak  eleman bulamadıkları için.

Hatta Vali Masatlı, sanayide ağır olmayan işlerde kadınları  bile istihdam edebileceklerini belirtmiş.

İlk bakışta, insanların iş beğenmediği sanılabilir.

Ancak, bir okuyucumun da belirttiği gibi, bazı işverenler, işçi değil modern köle arıyor.

Nitekim personel açığı olan iş kollarındaki şartlar hayli çetin.

Çoğunda can güvenlikleri bile riskli.

O halde, işsizler iş beğenmedikleri  için mi, yoksa düşük ücretle çalışmak istemedikleri için mi sanayide personel açığı var?

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X