Babacan’ın Bursa ziyaretinde skandala ramak kaldı!

Olay Gazetesi Yazarı Mustafa Özdal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın Bursa ziyareti sırasında yaşanan bir dizi olayı bugünkü köşesine taşıdı…

Babacan’ın Bursa ziyaretinde skandala ramak kaldı!

Özdal, yazısında şu ifadeleri kullandı:

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, dün Bursa’da idi.

Programının ilk ayağı basın buluşmasına ayrılmıştı.

Basın toplantısına davet edildiğimde, katılım için  tereddüt etmedim.

Uzun zamandır  takip ettiğim bir  siyasetçiye yönelteceğim sorularım vardı çünkü.

Ancak son zamanların en berbat organizasyonuyla karşılaştığımız için soru sormak mümkün olmadı.

Babacan, ısrarla soru sormamı engelleyince 20  dakika sonra terk ettim toplantıyı.

“Basın toplantısı bile organize edemeyen, davet ettiği gazetecilere soru sordurtmayan bir siyasetçi, Türkiye’yi nasıl idare edecek?” demekten kendimi alamasam da, bozuk organizasyonu, acemiliğe verip, bu bahsi kapatayım.

2 sorum olacaktı Babacan’a.

Birincisi şuydu:

“Hükümete yönelik çok ciddi eleştirileriniz var. Demokrasi, hukuk ve adalet alanlarında tartışmaların yaşandığı bir ülkede, ekonominin asla düzelmeyeceğini savunuyorsunuz ki, bu söylediklerinize hiçbir itirazımız yok. Ancak demokrasi, hukuk ve adalet konularındaki tartışmalar yeni değil.  AK Parti hükümetlerinde 11 yıl bakanlık gibi üst düzey bir görevde bulundunuz. Ülkenin bu noktaya gelmesinde, sizin de sorumluluğunuz yok mu?”

İkinci sorum da şu olacaktı:

“Anketlerde partinizin oy oranı nedir? Özellikle Kürt kökenli seçmenlerin yoğun yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu kentlerinde, partinize yönelik ciddi bir ilginin olduğunu duyuyoruz. Anketlerde bu durum ortaya çıkıyor mu?”

Babacan, toplantının başında, bakan olduğu yıllarda, hükümete sık sık  eleştiriler yaptığını belirterek, “Orta gelir tuzağına düşmememiz gerektiğini, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve adaletin işlememesinin  ekonomiye olumsuz yansıyacağını söylemiştim. Benim yerimde hangi bakan olsaydı, kapının önüne koyarlardı” dedi.

Yani Babacan, “ben hükümetin içindeyken de aynı şeyleri savunuyordum ancak dinleyen yoktu” şeklinde bir savunma yaptı.

Ben bunu çok inandırıcı bulmuyorum.

Babacan, uzun yıllar ekonomiden sorumlu bakanlık yaptı.

Yani bulunduğu makam şikayet değil, icraat makamı idi.

Ekonomi bakanı eleştirmez, şikayet etmez, icraat yapar.

Babacan bugün savunduğu fikirlerini, ekonomi bakanı olduğu dönemde neden hayata geçiremedi acaba?

Ayrıca diyelim ki, söylediği gibi bakan olduğu dönemde genel başkanıyla çatıştı.

Lider ile olan gerginlik ve çatışma AK Parti gibi bir siyasi partide 11 yıl sürer mi hiç?

Bakın mesela AK Parti kurucularından Ertuğrul Yalçınbayır da lideriyle ters düşmüştü ve çok değil 2 yıl sonra tasfiye edilmişti.

Babacan, lideriyle çatışmasına rağmen  nasıl oldu da 11 yıl  bakanlık koltuğunda oturabildi?

Babacan’ın Doğu ve Güneydoğu kentlerinde ciddi bir potansiyeli olduğunu duyduğumu üst satırlarda belirttim.

Bunda demokratik açılımın savunucularından 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’e (AK Parti Batman eski Milletvekili) olan ilginin payı da var.

MHP ile olan ittifak ve katı milliyetçi politikalar AK Parti ile muhafazakar Kürtler arasında mesafelere yol açtı.

HDP’ye oy vermeyen muhafazakar Kürtler arayış içinde.

İşte o arayışlarda Ali Babacan’ın partisi öne çıkıyor.

Her şeye rağmen Babacan, siyasetin irtifa kaybettiği bu dönemde, toplumda güven veren bir lider olarak öne çıkıyor.

Uluslararası çevrelerde de itibar edilen bir siyasetçi olan Babacan’ın partisi, nicelik bakımından olmasa da nitelik olarak iktidarın en önemli alternatiflerinden biri.

Basın toplantısında skandala ramak…

DEVA Partisi İl Başkanlığı’nın düzenlediği Babacan-medya buluşması öncesi, bir skandalın patlak vermesine ramak kaldı.

Arkamdaki koltukta oturan DEVA Partisi il kurucularından Canan Cihan’ın yanına gelen bir partili, Cihan’ı dışarı çıkarmak istedi.

Muhtemelen parti yöneticisi olan kişi Cihan’a, salonda parti yöneticilerinin ve basın mensuplarının olduğunu hatırlatarak, hiçbir sıfatı olmadığı için kendisini dışarıya davet etti.

Ancak Cihan, kesin bir dille dışarı çıkmayacağını, parti yöneticisi olarak değil, bir medya mensubu olarak salonda yer aldığını söyledi.

Parti yöneticisi ısrarını sürdürünce Cihan, “Kesinlikle çıkmayacağım. Beni zorla çıkarmaya kalkarsanız, gazetecilerin önünde konuşurum” karşılığını verdi.

Bunun üzerine Cihan’ı dışarıya çıkarmak isteyen kişi daha fazla ısrar etmeden, oradan uzaklaştı.

Olay Gazetesi Yazarı Mustafa Özdal’ın yazısının tamamı için tıklayın…

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X