‘Bağımsız yargı adalet için vazgeçilmezdir’

Danıştay Başkanı Güngör, bağımsız ve tarafsız yargının adalet için vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Tarafsızlığını koruyamayan yargının, toplumun öfke ve tepkisini çekeceği unutulmamalıdır” dedi.

‘Bağımsız yargı adalet için vazgeçilmezdir’

Danıştayın kuruluşunun 147. yılı ve İdari Yargı Günü dolasıyla konferans salonunda düzenlenen törene Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Hakim Tümgeneral Abdullah Arslan, Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Burhan Üstün, HSYK Başkanvekili Metin Yandırmaz, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile yargı organlarının diğer temsilcileri katıldı. 

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, törende yaptığı konuşmada, adalet duygusunun “insanlığın ortak vicdanı” olarak nitelendirileceğini söyledi.

Güngör, şunları kaydetti: 

“Adaletin güçlü olduğu yerde devlet de insan da güçlüdür. Adaletin gerçekleşmesinde en etkili kurum şüphesiz yargıdır. Demokratik bir ülkede, bağımsız, tarafsız, verimli, etkili ve hesap verilebilir yargı sistemi, devlet ve toplum düzeninin güvencesidir. Böyle bir yargı sistemi, vatandaşlarına güven vererek, toplumsal huzur ve barışın sürdürülmesine hizmet eder.”

Yargıda bağımsızlık ve tarafsızlık

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, hukuk devletinin ön koşulu ve adil yargılamanın garantisi olduğuna işaret eden Zerrin Güngör, bağımsız ve tarafsız yargı düzeninin adalet için vazgeçilmez olduğunu kaydetti.

Güngör, “Demokratik-sosyal hukuk devletinde yargı, temel hak ve özgürlüklerle toplumun temel değerlerinin koruyucusu ve güvencesidir. Tarafsızlığını koruyamayan yargının, toplumun öfke ve tepkisini çekeceği unutulmamalıdır” diye konuştu. 

Yargıçtan adil yargılama ve tarafsız kalmasının beklendiğine dikkati çeken Güngör, şöyle devam etti: 

“Devlet gücünü kullanarak millet adına yargılama yapan yargıç, verdiği kararlarla toplumun vicdanını rahatlatmak zorundadır. Hiçbir yargı mensubunun yetki sınırları dışına çıkarak karar vermesi kabul edilemez. Yargıç, hukuk dışına çıktığında hesap verme durumunda kalacağını da bilmelidir. Evrensel hukukta, yargı bağımsızlığıyla yargının hesap verebilirliği arasında denge kurma gereği ve önemi vurgulanmaktadır. Danıştay olarak, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını önemsiyoruz. Geçmişte yaşanan sorunları hatırlıyor ve bu yıpratıcı tecrübeleri yeniden yaşamak istemiyoruz.”

Kuvvetler ayrılığı ilkesi

Demokratik hukuk devletinin gereklerinden birinin de kuvvetler ayrılığı ilkesi olduğunu vurgulayan Güngör, Anayasa’da egemenliğin kayıtsız-şartsız millete ait olduğu ve milletin, egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanacağının belirtildiğini hatırlattı.

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, idari eylem ve işlemin hukuka uygunluk denetimi sınırının tespitinde idari yargı yerinin, subjektif değerlere göre hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bir idari işlem ve eylemin hukuka uygun olup olmamasıyla yerinde ve yararlı olup olmaması farklı şeylerdir. İdari yargıç, bir idari işlemi hukuka aykırı olmadıkça, sadece yerinde ve yararlı olmadığı için iptal edemez. Takdir yetkisinin tanınması idare etmenin şartıdır ancak takdir yetkisi, kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi amacının dışına taşarak, hak ve özgürlüklerin ihlali sonucunu doğuracak şekilde kullanılmamalıdır.”

“Sivil anayasaya ihtiyaç var”

Güngör, yeni anayasa tartışmalarına da değinerek, milletin, özgürlükçü, çağın gereklerini karşılayan, demokrasi talebine daha çok cevap veren sivil anayasaya ihtiyaç duyduğunun tartışmasız olduğunu söyledi. 

Güngör, yeni anayasa çalışmalarında Danıştay ve idari yargının varoluş nedenlerinin güçlü şekilde sürdüğü gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkati çekti.

Zerrin Güngör, bireylerin temel hek ve özgürlüklerinin, kamu güvenliği oluşturulmadan korunamayacağını belirterek, güvensiz ortamda, bireylerin maddi ve manevi varlıklarını koruması ve geliştirmesinin mümkün olmadığını söyledi. 

Demokratik-sosyal hukuk devletinin asli görevinin bu hassasiyetleri korumak olduğunun unutulmamasını isteyen Güngör, şöyle devam etti:

“Ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmadan, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde, ölçülülük ilkesi gözetilerek kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla atılacak adımların desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim. Cumhuriyet reformlarıyla hayatın her alanındaki kadınlarımızın insan olarak Anayasa’mızla ve devletimizin imzaladığı uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklarının, toplum vicdanında asla kabul görmeyen, insan onuruyla bağdaşmayan şekilde ihlal edilmesi, kadınlarımızın ve çocuklarımızın istismara ve şiddete maruz kalması, uğradığı şiddet nedeniyle hayatını kaybetmesi, ne yazık ki ülkemiz gündeminde son zamanlarda ağır bir sorun olarak yer almaktadır.”

 Güngör, her türlü şiddete sebep olanları ve şiddeti meşrulaştırma gayretine girenleri kınadı.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X