

Türk dünyasında Hızır ve İlyas’ın nebi, ulu bir kişi, bir veli olarak tanımlandığını ifade eden Üren, şunları kaydetti:
“Hızır’ın karada, İlyas’ın sularda zorda kalan kişilere yardım ettiğine inanılır. Yardım bekleyenlerin imdadına yetişecek birer figür olarak algılanır. Baskın inanış Hızır ve İlyas’ın yani insanlara yardım eden zor günde imdadına yetişen iki ulu kişinin bu bayramın temelini teşkil ettiği yönündedir. Türkler Orta Asya’da sadece konargöçer bir hayat sürdürmediler. Sadece hayvancılığa bağlı yani sürü ekonomisiyle hayatlarını idame ettiren insanlar değildi.


Üren, eski Türk inancında ateşin bir arınma unsuru olarak görüldüğüne dikkati çekti.
Hıdırellez’deki ateş motifinin geçmiş kültürlerle alakalı olduğuna işaret eden Üren, “Köktürk’lerde, Hun’larda hatta Moğol boylarında da ateşi arınma unsuru olarak görüyoruz. Bunların yurduna gelen bazı elçilerin ateşler arasından geçirilerek hakan sarayına alınması gibi inançlar söz konusu. Ateş Türk toplulukları için saflığı, temizliği ifade eder. Güneşin yeryüzünde temsilcisidir. Bu anlamda oradaki eski inanç Hıdırellez ile birlikte Anadolu’da yeniden yorumlanmıştır” dedi.
Üren, yine ateş gibi suyun da mitolojide önemli bir yeri olduğunun altını çizdi.

Hıdırellez’in su kenarlarındaki kutlanışının geçmişten miras olduğuna vurgu yapan Üren, “Bunun için Hıdırellez kutlamalarında su ve çevresindeki anlatıların, uygulamaların pratiklerinin ağırlık kazandığını ifade etmemiz gerekiyor” dedi. Türklerdeki ağaç kültü yansımasının da yine Hıdırellez’de ortaya konulduğunu belirten Üren, kutlamaların yeşil ve ağaçlık alanlarda yapılmasının bu kültürlerin etkisi olduğunu bildirdi.

Üren, Türk coğrafyasında Hıdırellez’in farklı isimlerle ancak aynı coşkuyla kutlandığının altını çizdi. Beklentilerin bolluk, bereket, sağlık ve kısmet üzerine kurulduğunu anlatan Üren, sözlerini şöyle tamamladı:


*Haberin görselleri DHA tarafından servis edilmiştir.

Flipboard