Bosna’dan geriye kalan aile trajedisi

Bosna’daki savaşta (1992-1995) Mostar’da yaşayan Ortodoks inancına mensup baba ve iki oğlunun Sırp, Hırvat ve Boşnak orduları bünyesinde farklı cephelerde savaşması film senaryolarını aratmıyor.

Bosna’dan geriye kalan aile trajedisi

Bosna’daki savaşta birbirine karşı çatışan üç ordu bünyesinde görev yapan baba ve iki oğlu, savaşın tam manasıyla parçaladığı bir aile olarak görülüyor.

Baba ve iki oğlundan bugün hayatta olan tek isim Zoran Laketa.

Savaşın başında 25 yaşında olan Zoran, Hırvatların kurduğu Hırvat Savunma Konseyi’nde (HVO) görev yaparken, kendisinden bir yaş küçük kardeşi Goran büyük çoğunluğunu Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu’na (ARBiH), babaları Ratko ise Bosnalı Sırpların kurduğu Sırp Cumhuriyeti Ordusu’na (VRS) katıldı.

Erkek kardeşi Goran’ı savaşta, babası Ratko’yu ise savaştan sonra kaybeden Laketa, AA muhabirine ailesinin sıra dışı hikayesini anlattı.

İşçi maaşıyla geçimini sağlayan basit bir ailenin nasıl böyle karmaşık bir duruma düştüğüne hala anlam veremediğini söyleyen Zoran, o günlerde tek hayalinin genç bir uçak teknisyeni olarak Mostar’daki uçak fabrikasında çalışmak olduğunu ancak savaşın tüm hayallerini yıktığını ifade etti.

Kardeşi Goran’ın, şehit edilen Boşnak bir askerin cenazesine 6 Ağustos 1993 tarihinde HVO tarafından yapılan havan topu saldırısında öldüğünü belirten Zoran, kardeşinin ölüm haberini bir hafta sonra radyodan öğrendiğini kaydetti.

“Köylü ayaklanması” olarak nitelendirdiği savaşın ailesini mahvettiğini vurgulayan Zoran, “Adım Sabahudin, Zoran veya Ranko. Soyadım Laketa. Tüm bu isimlerin anlamları aynı. Hepsi, sabahın erken saatlerinde doğmuş birine verilen adlar.” ifadelerini kullandı.

Zoran, savaştan önce Mostar’da yaşayanların birbirlerinin inançlarına saygı duyduğunu, dini bayramlarında birbirlerini ziyaret ettiklerini anımsatarak, “Gençliğimin baharında birinden nefret eden, birine silah doğrultan bir askere dönüştürüldüm. Kardeşin kardeşi öldürdüğü bir savaşta, babam ve erkek kardeşimle farklı ordularda savaştım.” diye konuştu.

“Savaş başlayana dek Ortodoks olduğumu bilmiyordum”

Zoran, savaş başlayana dek Ortodoks olduğunu dahi bilmediğine işaret ederek, “Ortodoks olduğumuz için Sırpların tarafında savaşmamız gerekiyormuş. Başına Kokarda (Çetnik şapkası) takan Sırpların cephesinde nasıl savaşabilirdim? Benim idealim (Komünizmin simgesi) beş köşeli yıldızdı. Kardeşlik ve eşitliğe inanıyordum. Tüm insanların aynı olduğuna, birlikte çalışıp bir şeylere birlikte sahip olabileceğimize inanıyordum. Maalesef, bunun tam tersi oldu.” dedi.

1992 yılında, Mostar’ın diğer yakasında yaşayan bugünkü eşini yalnız bırakmamak için onun yanına gittiğini anlatan Zoran, 9 Mayıs 1993 tarihinde Mostar’da savaşın başlamasıyla artık şehrin diğer kıyısına, kendi evinin de bulunduğu bölgeye geçemediğini söyledi.

Zoran, “Bunu anlatmak çok zor. Bir düşünün! Sabah uyanıyorsunuz ve önünüzde 1990’lı yıllarda Avrupa’nın göbeğinde normal bir hayat sürmenize engel olacak görünür ve görünmez bariyerler duruyor. Tüm bunlar absürt ve komik.” dedi.

8 Mayıs 1993 tarihinde bir düğüne davetli olduklarını dile getiren Zoran, takı takacak durumu olmadığı için düğüne gelmek istemeyen kardeşi Goran’ı da bir daha göremediğini belirtti.

Boşnak arkadaşı Adis Kadric ile gittiği düğünden döndüğünde, sokakta zırhlı araçları ve silahları görünce bir şeylerin ters gittiğini anladıklarını aktaran Zoran, 9 Mayıs’ta Mostar’da etnik temizliğin başladığını, komşuların birbirlerine ihanet ettiklerini, birbirlerini ele verdiklerini ve insanların pijamalarıyla meydanlara toplandıklarını anlattı.

Aynı cephede savaşan kardeşi Goran ile arkadaşı Adis’in 10 gün arayla öldüklerini söyleyen Zoran, ikisinin de Mostar’daki şehitliğe defnedildiğini ifade etti.

Zoran, savaşta Mostar’da sınır teşkil eden ve farkı cephelerde savaşan kardeşleri ayıran Santic Sokağı’ndaki birçok binanın hala savaşın izlerini taşıdığına işaret ederek, “Bu herhangi bir oyun değildi. Acı bir hayat hikayesiydi. Aramızda yalnızca bir sokak vardı.” dedi.

Savaşta, kardeşiyle burun buruna gelebileceği ihtimalinin kendisinde büyük bir travma yarattığını da vurgulayan Zoran, “Bir düşünün! Herkes arkanızdan konuşuyor. Kimse yüzünüze bir şey söylemeye cesaret edemiyor. Arkamdan, ‘Şu Sırp’a bak! Kendisi bizim ordumuzda, kardeşi ise Müslümanların yanında savaşıyor’ şeklinde konuşuyorlardı.” diye konuştu.

Zoran, savaşın üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen bugün hala Mostar’daki eski köprüyü, Partizan Mezarlığı’nı ve diğer tarihi anıtları görmemiş gençler olduğuna dikkati çekerek, geçmişte yaşananların bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulundu.

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X