Bu yağışların bir etkisi daha var ki; o etkiyi önümüzdeki kış ekmeğimizde göreceğiz.
Haziran ayının sonuna doğru başlayan ve yaklaşık bir haftadır devam eden yağışlar hem kentlerde hem de kırsal kesimde hayatı olumsuz etkiliyor.
Kentte yaşayanlar için yaz mevsimindeki yoğun yağış öncelikle can sıkıntısı ve iç kararması anlamına geliyor. Öyle ya artık güneşi tabak gibi tepemizde görmemiz gereken günlerdeyiz. Şehirde yaz sıcağından bunalıp hafta sonu ya da senelik izinde kendimizi deniz kenarlarına, serin yaylalara atmanın hayalini kurmak yerine hala şemsiyelerle yağmurluklarla dolaşıyoruz. Ayrıca ani bastıran yoğun yağışların zaman zaman su baskınlarına ve trafikte aksamalara neden olup hayatımızı zorlaştırması da cabası.
Ama sıkı durun bu zamansız yağmurların biz şehirlilere bir zararı daha dokunacak ki; o zararı farketmemize daha bir kaç ay var.
Bu sene tarlalarındaki ürünü toplayan çiftçiler özellikle tahıldaki verimin yarı yarıya düştüğünü görecekler. Bunu söyleyen Harran Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu. Biliyorsunuz Harran Ovası Türkiye’nin önemli tahıl ambarlarından biri. Harran Üniversitesi de onun yanıbaşında yer alıyor. İşte bu üniversitenin hocalarından olan Çullu yaptığı gözlemlerin sonucunda bu yıl buğday hasatının geçen yılın yarısı kadar olacağını söylüyor. Bunu da mayıs ve haziran ayındaki zamansız yağışlara bağlıyor.
Yani bu yıl yurt genelinde tarımsal üretimde, özellikle de buğday, arpa gibi tahıllarda verimin düşük olacağı öngörülüyor.
Bu da yerli buğday ununun dolayısıyla da ekmeğin fiyatının artması anlamına geliyor.
Peki bu yağmurlar neden böyle zamanlı zamansız yağıyor?
İşte onu da bilim insanları “küresel iklim değişikliği” başlığı altında açıklıyor. Bizim anladığımız ise dünyanın dengesinin ve ikliminin insan eliyle bozulmasının zararını dünyada yaşayan bütün canlılarla beraber yine insanların gördüğü.
Bu zararın faturasını önümüzdeki aylarda ekmek alırken ödeyeceğiz.
Umalım ki daha ağır faturalarla karşılaşmayalım.
olay.com.tr

Flipboard