Taha TÜTÜNCÜ
Kamera: Bircan ÖRSEL / Kurgu: Dilek ÖZYER
2025 yılını başarıyla geride bırakan Sadrettin Şengül Otomotiv, 2026’ya dair umutlu bir tablo çiziyor. Elektrikli araçlardan garanti kapsamındaki bakımlara kadar geniş bir perspektifle hizmet sunan Sadrettin Şengül Otomotiv, sektördeki dönüşümü yakından izliyor.
Sayın Sadrettin Şengül, şirketinizin kuruluş hikâyesini bizlere özetleyebilir misiniz?
Sadrettin Şengül Otomotiv, 2021 yılının Temmuz ayından bu yana İzmir Yolu üzerinde hizmet veren bir satış sonrası hizmet noktası. Aslında benim otomotivle olan bağım çok daha eskilere dayanıyor. Yaklaşık 10 yılın üzerinde global bir firmanın bölge sorumluluğunu yaptım. Bunun ardından yine ticaret ortaklı bir servis işletme tecrübem oldu. 2021 yılına geldiğimizde, edindiğimiz tüm bu deneyimlerin artık kendi çatımız altında toplanmasının doğru olacağını düşündük ve burayı açmaya karar verdik. Çok şükür şu anda 5’nci yılımıza girdik ve İzmir Yolu’nda aktif şekilde hizmet vermeye devam ediyoruz. Çocukluğumdan beri otomobillere meraklıyım. Her erkek çocukta olduğu gibi bu merak bende de vardı ama zamanla bu ilgiyi meslek haline getirdim. Sektörün içinde büyüyünce yol da doğal olarak buraya çıktı.

Bugün sizi rakiplerinizden ayıran temel özellikler nelerdir?
Bizi rakiplerimizden ayıran en temel unsur, Bursa’da “güvenilir servis” imajıyla yola çıkmış olmamız ve bu söylemi 5 yıldır tek bir leke dahi getirmeden sürdürüyor olmamız. Bizim iddiamız Bursa’nın en güvenilir satış sonrası hizmet noktası olmak yönündeydi. Bugüne kadar da bu güveni zedeleyecek herhangi bir olumsuzluk yaşamadık. Bunun temel sebebi ise şu: Bilmediğimiz, hâkim olmadığımız hiçbir işe elimizi atmıyoruz. Her markaya, her modele, her arızaya bakarız gibi bir iddiamız hiçbir zaman olmadı. Sadece bildiğimiz markalarda, bildiğimiz işleri yapıyoruz ve müşteriyi de buna göre doğru şekilde yönlendiriyoruz. Bu yaklaşım hem mekanik tarafta hem de hasar tarafında güveni korumamızı sağladı.

Bu uzun vadeli güveni inşa etmek kolay olmasa gerek. Bunu nasıl başardınız?
İşin en başında şunu hiç unutmadık: Biz de birer tüketiciyiz. Biz de bir yere gidip para karşılığında hizmet alıyoruz, mal satın alıyoruz. Dolayısıyla müşterinin kapıdan içeri girdiği andan itibaren ne beklediğini doğru analiz ederseniz, işletmenin sürdürülebilirliği de aynı oranda artıyor. Müşteri her zaman güvenilir, doğru ve şeffaf bir hizmet bekliyor. Bunun karşılığında ödediği bedelin de içine sinmesini istiyor. Doğru hizmet, güven ve makul bedeli dengede tutabildiğinizde zaten memnuniyet kendiliğinden geliyor.

Otomobil sahiplerinin servisten beklentileri geçmişe göre değişti mi?
Kesinlikle değişti. Geçmişte otomobil almak çok daha kolaydı. Dolayısıyla satın aldıktan sonra bakım maliyeti, parça fiyatları çok fazla sorgulanmazdı. Ancak son 8–10 yılda teknoloji inanılmaz gelişti. Araçların üzerindeki parçaların değişim aralıkları uzadı ama maliyetleri de ciddi şekilde arttı. Bugün orta segment bir otomobil alacak kullanıcı, “Bu araç bozulursa ne olur, şanzıman arızası yaşarsam maliyeti ne olur, bakım giderleri ne kadar” gibi sorular soruyor. Artık marka ve model seçimi yapılırken satış sonrası maliyetler çok daha belirleyici hale geldi.

Elektrikli ve hibrit araçlar satış sonrası hizmetleri nasıl etkiliyor?
Bu yıl otomotiv pazarı yaklaşık 1 milyon 350 bin adetle kapanacak gibi görünüyor. Bu pazarın içinde her yıl katlanarak artan bir elektrikli araç parkı var. Bu park büyüdükçe, elektrikli araçlara hizmet verebilen satış sonrası noktalar da artacak. Bizim öngörümüz, elektrikli araç satışları doyuma ulaştığında, satış sonrası hizmetlerin yaklaşık yüzde 30’unu bu araçların oluşturması yönünde. Ancak hiçbir zaman tüm araçlar elektrikli olacak gibi bir durum söz konusu değil. Şehirler arası yol yapanlar, filo araçları, ticari kullanım gibi alanlarda içten yanmalı motorlar uzun yıllar hayatımızda olacak. Elektrikli araçlara girmeyen servisler de kendilerine farklı satış ve pazarlama alanları yaratacak.
Kurum içinde kendinizi en başarılı gördüğünüz alan hangisi?
Personel yönetimi benim en güçlü olduğumu düşündüğüm alan. Kadromla iletişimim çok kuvvetli, hep bir aile gibiyiz. Bunun hemen ardından müşteri iletişimi ve müşteri yönetimi geliyor. Bu iki konuda kendimi gerçekten rekabetçi bir noktada görüyorum ve bu başarıyı ben de kabul ediyorum.

Sosyal medya ve reklam tarafında nasıl bir yol izliyorsunuz?
Bizim de tüm belli ölçekli servisler gibi sosyal medya tarafımız var. Uzun süre bu platform kurumsal ve kontrollü bir çizgide kullandık. Ancak sosyal medyanın şöyle bir özelliği var. Doğru kullanıldığında büyük bir fırsat, yanlış kullanıldığında ise bir girdap. Biz o girdabın içinde doğru tarafta kalmayı tercih ettik. Kendi çizgimiz doğrultusunda, abartıya kaçmadan, işletmenin ruhuna uygun şekilde sosyal medyayı kendi bünyemizde kullanıyoruz.
Yetkili servislerle sizi ayıran temel fark nedir?
Biz özel servisiz ancak garanti bozmadan bakım yapabilme yetkisine sahibiz. TSE’den aldığımız 12.047 belgesi sayesinde, orijinal veya eşdeğer parça kullandığımızda aracın üretici garantisi bozulmuyor. Bu durumu müşterilerimize açıkça anlatıyoruz ve reklamlarımızın büyük bir kısmı da bunun üzerine kurulu. Yetkili serviste alınan hizmetin aynısını, aynı koşullarda ancak yüzde 30–40 daha uygun maliyetle sunabiliyoruz. Bizi ayıran en büyük fark, aynı hizmeti daha ekonomik şekilde sunabilmemiz.
2025 yılı sizin için nasıl geçti, 2026’ya bakışınız nasıl?
2025 yılı genel ekonomi anlamında zor bir yıl oldu. Ancak sektörümüz açısından çok umutsuz bir tablo yok. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında satılan araç adetleri rekor seviyelerde. Bu araçlar trafikte olduğu sürece mutlaka satış sonrası hizmet almak zorundalar. Dolayısıyla bizim gibi servislerin varlığı her zaman gerekli. Son yıllarda bakım ve onarımlar biraz daha ertelenir oldu. Eskiden insanlar kendi sağlıklarını bile erteleyip araç bakımını aksatmıyordu. Şimdi ise araç en son sinyali verdiğinde servise geliyor. Umarım 2026’da bu yaklaşım tekrar değişir. Çünkü bugün otomobile ulaşmak zorlaştıysa, eldeki otomobile daha iyi bakmak gerekiyor.
2026 yılı için büyüme hedefiniz var mı?
Kısa vadede büyüme gibi bir hedefimiz yok. 2025’te yakaladığımız periyodu ve istikrarı 2026’da da korumak bizim için başarıdır. Elbette her işletmenin uzun vadede büyüme planı vardır ama şu an için önceliğimiz mevcut yapıyı sağlıklı şekilde devam ettirmek.

Flipboard