Bursa’da organik ürün satan esnaftan Ramazan ayı öncesi uyarı: ‘Doğalı arayıp bulun, zehirlenmeyin’

Bursa Pasta ve Şarkütericileri Süt ve Süt Ürünleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Aydınoğlu, Ramazan ayı öncesi baldan tereyağına kadar piyasadaki sahteciliğe dikkat çekerek, “Türkiye’de gıdada terör var. İnsanlar zehirleniyor, kanserden geçilmiyor. Sosyal medyada satılan bütün gıda maddelerine erişim yasağı koymaları lazım” dedi.

Bursa’da organik ürün satan esnaftan Ramazan ayı öncesi uyarı: ‘Doğalı arayıp bulun, zehirlenmeyin’

Taha TÜTÜNCÜ

Kamera: Bircan ÖRSEL / Kurgu: Dilek ÖZYER

Bursa’da pasta ve şarküteri sektörünün önemli isimlerinden, Pasta ve Şarkütericileri Süt ve Süt Ürünleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Aydınoğlu, Ramazan ayı öncesi gıda sahteciliğinden bal ve süt ürünlerindeki hilelere, yöresel ürünlerdeki denetimsizlikten fiyat algısına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Aydınoğlu, Rize Çamlıhemşin Topluca doğumlu olduğunu belirterek, “Biz 400 senedir bal üretiriz. Şarküteri bizim işimiz, dededen kaldı. İlaç olmayan ürünleri satıyoruz. 20 yıldır Geçit Mahallesi’nde hizmet veriyoruz. Şarküterilerimizde Türkiye’nin neredeyse 45 ilinden ürün bulunuyor. Unutulmuş peynirler, unutulmuş bakliyatlar… İnsanların ulaşamadığı gıdalara burada ulaşabiliyor. Vanlı geldiğinde Van’ın küp peynirini, Konyalı geldiğinde küflü peynirini, Divriği’nin mağara peynirini bulabiliyor” dedi.

“EZİNE PEYNİRİNDEN BAŞKA PEYNİR SOKMADIK”

Peynir konusunda yıllardır aynı çizgiyi koruduklarını ifade eden Nedim Aydınoğlu, “Biz Ezine peynirinden başka, kültürlü peynir ve köy peynirini tezgahımıza sokmadık. Çarşıda da aynıydı, burada da aynı. Biz fabrikalardan, mandralardan çalışmıyoruz. Direkt köylerden alıyoruz. 40-50 senedir bağlantı olduğumuz peynircilerimiz var. Bize yabancı müşteri gelmez. Gelen insanlar ilaçsız ve doğal şeyler istediği için, bize güvendikleri için geliyor. Biz de en iyi şekilde temin edip getiriyoruz” diye konuştu.

“BUGÜN BURSA’DA BAL ÜRETEMEZSİN”

Bal üretimi ve piyasadaki ürünler konusunda sert uyarılarda bulunan Aydınoğlu, “Bizim balımızda ne şeker, ne parafin hiçbir şey katkı yok. Dışarıda satılan balların yüzde 85-90’ında fenlik kovanlar ve parafin var. Şekerle güçlendirilmiş ballar satılıyor. Başkalarının ballarını da alıyoruz ama biz onları tahlile gönderiyoruz. Yüzde 95’inde şeker çıkıyor. Prolin değerleri çok düşük çıkıyor. Saflık oranları çok düşük. Bugün Bursa’da bal üretemezsin. Her taraf sanayi. Yukarıdan asit yağıyor. Arı her yere konuyor. Egzoz, asfalt, pet şişe… Saflık düşüyor” dedi.

“ANTİBİYOTİK YERİNE KESTANE BALI”

Balın kaynağına dikkat çeken Nedim Aydınoğlu, “Pervari’nin 3 bin-3 bin 500 rakımından, Rize Çamlıhemşin Kaçkar Dağları’ndan gelen bal… Maçahel’den kestane balı… Bunu hiçbir yerde bulamazsın. Çünkü kimse artık yapmıyor. Gerçek kestane balı bugün 5 bin liradan aşağı olmaz. Kestane balı acı olacak. Tatlı kestane balı olmaz. Sabah suyla içersin, akşam yatarken içersin. İnsanlar antibiyotik kullanıyor. Oysaki kestane balı hepsine şifa. Böyle hapları vücuda sokamamak gerekiyor. Bal eğer donuyorsa güzeldir. Krem gibi. Bal bembeyaz olacak kavanozun içinde. Adam geri getiriyor, ‘dondu’ diyor. Avrupa donmayan balı yemiyor. İnsanlar bilinçsiz” ifadelerini kullandı.

“DOĞALLIĞIN BELİRTİLERİ KUSUR OLARAK GÖZÜKÜYOR”

Bakliyat ve temel gıdalarda da ciddi bir “hile ve kimyasal” sorunu olduğunu savunan Aydınoğlu, “Markette satılan mercimekler boyalı. Poşetler gazlı. Bir kere alüminyum fosfit girmediği hiçbir bakliyat yok. Bakliyat böceklenmesin diye zehirleniyor. Yoğurt ekşiyecek. Peynir kurtlanacak. Bal güve yapacak. Bakliyat güvelenecek. Ama artık doğallığın bazı belirtileri tüketici tarafından kusur olarak gözüküyor” dedi.

“SOSYAL MEDYADAKİ YAĞLARIN YÜZDE 99.99’U SAHTE”

Türkiye’de gıda güvenliği konusunda ciddi bir sorun yaşandığını vurgulayan Nedim Aydınoğlu, “Türkiye’de gıda terörü var. İnsanlar zehirleniyor. Kanserden geçilmiyor. Sosyal medyada satılan bütün gıda maddelerine erişim yasağı koymaları lazım. ‘Yemeklik yağ’ adı altında satılan yağların yüzde 99.99’u sahte” diye konuştu.

“TEREYAĞININ SADECE MALİYETİ 500 LİRA”

Tereyağı fiyatları üzerinden örnek veren Aydınoğlu, “Bugün mandıra kremasıyla yapılan tereyağının maliyeti 500 liradır. Sadece maliyet. Bunun üreticinin kârı var, satıcının kârı var. 800 liradan aşağı tereyağı yok piyasada” dedi. Peynir üretiminde de maliyet hesabı yapan Nedim Aydınoğlu, “13 kilo sütten 1 kilo peynir çıkar. Sütün kilosu 20 lira olsa 260-270 lira sadece süt maliyeti var. Adam sütleri güçlendiriyor, içine kimyasallarla olgunlaştırıyor, piyasaya sürüyor. Bunlar zehir” şeklinde konuştu.

“YÖRESEL GÜNLERDE MANDA YAĞI ADI ALTINDA MARKET YAĞ SATIYOR”

Yöresel ürün fuarları ve geçici satış alanlarına da tepki gösteren Aydınoğlu, “Merinos’ta yöresel günler oluyor. Biz Nusaybin’nden manda yağı getirtiyoruz, bin liraya bize maliyeti var. Ben onu bin dört yüz, bin 500 liraya satmam gerekiyor. Adam orada 400-500 liraya ‘manda yağı’ satıyor. Manda yağı adı altında market yağ satıyor” dedi.

“GERÇEK BALI, PEYNİRİ BİLEN GENÇ YOK”

Gıdada sahteciliğin temel nedenlerinden birinin ekonomik şartlar olduğunu söyleyen Nedim Aydınoğlu, “İnsanların alım gücü olmadığı için. Çünkü gerçek mal pahalı. Ucuz mal etmek için insanlar sahte mal üretiyor. Sonra bunu alışkanlık haline getiriyorlar. Gerçek balı bilen genç yok. Gerçek peyniri bilen genç yok. Damak tadı yıllar içinde sahte ürünlerle değiştirildi. İnsanlar buna alıştırıldı. Sofranda 100 çeşit mal olmasın, 2 çeşit olsun, doğal olsun. Bildiğiniz, güvendiğiniz yerlerden alış veriş yapmaya özen gösterin” ifadelerini kullandı.

 

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X