Bursa’dan dikkat çeken açıklama: ‘Aşısızların AVM’lere girişleri sınırlandırılabilir!’

olay.com.tr’de yayınlanan, gazeteciler Mustafa Özdal ve Yaman Kaya’nın hazırlayıp, sunduğu “Gündem Özel” programına katılan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Ağca, “Her gün bir uçak dolusu insanı kaybediyoruz. Önlemler özellikle aşısız kişilerden başlanarak alınmalı. Aşısızlara birtakım kısıtlamalarla bu döneme yavaş yavaş geçebiliriz. Örneğin aşısızların AVM’lere, restoran ve kafelere girişleri sınırlandırılabilir” dedi.

Bursa’dan dikkat çeken açıklama: ‘Aşısızların AVM’lere girişleri sınırlandırılabilir!’

Türkiye’de antijen testi ile PCR testini karşılaştıran ilk çalışmaya Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi Pandemi Polikliniği’nde imza atıldı.

Sonuçlar PCR testi ile yüzde 100 uyumlu çıktı!

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Ağca, “Hastanemize başvuran, pandemi polikliniğe giriş yapan ve kovid şüphesi olan hastalarda zaten rutin olarak PCR testi çalışmaktayız. Ayrıca kullanmakta olduğumuz bir markanın antijen kitini test etme şansımız oldu. Bu antijen kitinin elde ettiğimiz sonuçlarına baktığımızda 200 hastanın 80 tanesi hem PCR testi ile hem de antijen testi ile pozitif çıkarken 120 tanesi hem PCR testi ile hem de antijen testi ile negatif çıktı. Sonuçlar birbiriyle yüzde 100 uyumlu geldi. Dünya Sağlık Örgütü, kovid tanısında antijen testlerinden de faydalanılmasını öneriyor. Biz de bu maksatla bu çalışmayı gerçekleştirdik. Kullandığımız kitin başarısı oldukça yüksek çıktı. Dünya Sağlık Örgütü; duyarlılık açısından yüzde 80’in üzerini, özgüllük açısından da yüzde 97’nin üzerinde bir sonuç elde edilmesini bekliyor. Biz zaten yüzde 100 olarak her ikisini de bulduğumuz için bunlarla uyumlu bir sonuç elde ettik” dedi.

“Antijen testleri tanı algoritmasında artık rahatlıkla kullanılabilir”

Ağca, “Antijen testi aslında tarama maksadıyla kullanılması gereken bir test. PCR testi ise doğrulama maksadıyla kullanılması gereken bir test. Normalde PCR testleri oldukça pahalı ve ciddi ekipman ile yetişmiş personel gerektiren testlerdir. Şu an ülkemizde PCR testleri yaklaşık 550 laboratuvarda çalışılıyor. Günlük test kapasitemiz 367 binlere kadar çıktı. Bu biraz daha artabilir ama şu anki mevcut koşullarda ülkemizdeki yetişmiş insan gücü ve cihaz altyapısı ile bunu 1 milyonlara çıkarmak maalesef mümkün değil. İşte böyle bir dönemde bize destek olacak test aslında antijen testi. Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerini karşılayan antijen testleri tanı algoritmasında artık rahatlıkla kullanılabilir. Şu an biz pek çok aşamada tarama maksadıyla testler yapıyoruz. Örneğin aşılanmamış devlet memurlarına haftada iki kez, aşılanmamış fabrika çalışanlarına haftada iki kez test yapıyoruz. Bu testleri şu an PCR’la yapıyoruz. Halbuki bunları PCR ile yapacağımıza antijen testleri ile yapabilsek, hem bunları toplu alımda uygun fiyata alabileceğimiz için bir maliyet avantajı elde edebiliriz hem de daha kısa sürede sonuç verebileceğimiz için iş gücü kaybının da önüne geçmiş oluruz. Bizim kullandığımız kitin fiyatı 5 Euro civarındaydı biz çalışmaya başladığımızda. Ülkemizde şu an yerli olarak kullandığımız PCR kitlerinin de aşağı yukarı benzer bir fiyatı vardı. Birbirleriyle başa baş seviyelerdeydi. Ancak yerli kit tabii ki bir avantaja sahip. PCR kitinin yerli olması bizim için bir avantaj ama PCR kitini üretebilen bir ülke olarak rahatlıkla bu tarz bir antijen kitini de yüksek kalitede üretebiliriz. Buradan bir maliyet avantajı da elde edebiliriz diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Tüm antijen kitleri güvenilir mi?

“Ülkemizde farklı test kitleri mevcut. Şu anda kullanan daha çok özel hastaneler ve birtakım fabrikalar bu testleri uyguluyorlar. Maliyet çok değişken. Burada kullanılan kitlere göre fiyat çok değişebiliyor. Maalesef kalitesiz kitler de var” ifadelerini kullanan Ağca, “Dolayısıyla her bir antijen kiti için güvenilirliğini gerçekten test edip bakmak lazım. Bunun testlerini bizimkisi gibi uygun bir laboratuvar ortamında denemeden herhangi bir başka kite ben açıkçası kullanılabilir diyemem. Ama ülkemiz olarak bunu rahatlıkla yapabilecek çok sayıda laboratuvarımız var. Bu tarz denemelerden sonra bir antijen testi ülkemiz genelinde kalitesi Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği standartları karşıladığı takdirde rahatlıkla kullanılabilir” açıklamasını yaptı.

Antijen testi nasıl yapılıyor?

Doç. Dr. Harun Ağca, “Örnek alım yöntemi PCR ile benzer. Hastaların boğaz ve burunlarından örnek alıyoruz. Bunu bir sürüntü vasıtası ile kullandığımız bir çubuk var pek çok kişi artık bunu deneyimlemiştir, biliyordur. Bu şekilde örneği alıyoruz. Daha sonrasında testin kuyucuğuna bu örneği özel bir kimyasal sıvısı var onunla birlikte yerleştirdiğimiz takdirde 15 ila 30 dakika içinde, kite göre değişiyor bu, sonuç veriyor. Bu tabii bireysel olarak uygulanabilir ama bireylerden ziyade daha güvenilir bir biçimde yapmak için sağlıkçıların elinde bunun uygulanması çok daha kolay. Örneğin şu an fabrikalarda bunu iş güvenliği uzmanları ya da ortak sağlık birimlerinin hekimleri var bunlar bu testleri uygulayabiliyorlar. Bu şekilde fabrikalarda süreklilik sağlanabiliyor. Ama bunu yapan fabrika şu anda çok var mı derseniz çok yok. Tanı algoritmasına bu testin girmesi, ülkemizde daha yaygın bir şekilde kullanılması, test sayısının artırılması ve test et pozitifse izole et mantığıyla hastaları genel toplumdan uzak tutabilmek ve hastalığın yayılmasını engellemek için kullanabileceğimiz önemli bir araç. Kapalı mekanlarda çalışanlar yani fabrikalar, örneğin okullar buralarda tarama maksadıyla haftada bir mümkünse iki tane bu testin çalışılması gayet güzel olur. Bunun dışında kullanabileceğimiz zaman zaman toplumsal taramalar yapılıyor ve hastalığın yaygınlığına bakılıyor. Bu tarz taramalar için rahatlıkla kullanılabilir. Eğer kit, bizim çalıştığımız kitteki gibi çok yüksek bir özgüllüğe ve duyarlılığa sahip olursa tarama maksadıyla örneğin ameliyat, endoskopi öncesi baktığımız hastalar var biz bunlara da PCR yapıyoruz bu tarz hastalar bu gibi durumlarda bu testle değerlendirilebilir ve daha kısa sürede sonuç alabilirler. Örneğin ülkeye giriş, çıkışlarda, havaalanlarında, sınır kapılarında bu test çalışılabilir. Omicron varyantı dünyada ciddi bir şekilde endişe kaynağı. Çünkü hastalık şu ana kadar ortaya çıkan varyantlardan daha hızlı yayılıyor. Omicron varyantının ülkeye girişini engellemek için de bu testi havaalanlarında çalışmamız bize bir avantaj sağlayabilir” dedi.

“Aşısızların AVM’lere, restoran ve kafelere girişleri sınırlandırılabilir”

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Ağca, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hastalık maalesef yaygınlığını devam ettiriyor. Ülkemizde günlük bilinen vaka sayısı 20 binler civarında. Şu anda günlük ölüm sayısı da 200’ler civarında. Burada aşının kullanıma girmesiyle birlikte daha ön planda olan aslında ölüm sayıları. Artık vaka sayılarından ziyade ölüm sayılarına bakmak lazım. Buna göre tedbir almak gerekli. 200 sayısı da hoş değil. Her gün bir uçak dolusu insanı kaybediyoruz. Bu nedenle kış dönemine girdiğimiz ve omicron varyantının endişe verici olduğu bu dönemde birtakım önlemler yavaş yavaş alınmaya başlanabilir. Bu önlemler özellikle aşısız kişilerden başlanarak alınmalı. Aşısızlara birtakım kısıtlamalarla bu döneme yavaş yavaş geçebiliriz. Örneğin aşısızların AVM’lere girişleri, restoran ve kafelere girişleri sınırlandırılabilir. Sokağa çıkma yasağı da uygulanabilir ama şu aşamada bunu hemen yapmak gerekir mi bunu düşünmek lazım. Almanya’da ve Avusturya’da bu konuda birtakım gelişmeler oldu. Aşı olmayanlarda bir direnç var. Ülkemizin bu konuda bir kampanya yapması gerekli. Aşısızları aşılamak, 3. doz aşı zamanı gelenleri de aşıya yönlendirmek için bir kampanya yürütülmesi lazım. Kışa giriyoruz, kışın hastalığın aktivitesi çok daha yaygın ve baskın olur. Bu nedenle birtakım önlemler almakta fayda var. Aşılamanın çok başarılı olmadığı Rusya’da dünkü vaka sayısı 31 binlerdeyken ölüm sayısı 1.100’ün üzerinde ama aşılamada başarılı olan İngiltere’de vaka sayısı 45 binlerdeyken ölüm sayısı 180. Dolayısıyla aşılama gerçekten ölüm oranlarını çok ciddi bir biçimde etkiliyor. Ülkemizde en başarılı aşılardan olan mRNA BioNTech aşısını yaygın olarak bulabiliyoruz ve kullanabiliyoruz. mRNA BioNTech aşısı ölümden koruma konusunda oldukça etkili. İlk başta oraya çıkan alfa, beta varyantlarına karşı etkinliği çok daha fazlaydı ama şu anda da etkinliği çok fazla. Şu anda delta varyantı ülkemizde hakim olan varyant. Delta varyantının olduğu ülkelerde gördük ki mRNA BioNTech aşısı ölümü yüzde 91 oranında azaltıyor. Gerçekten çok ciddi bir oran. Dünya genelinde ölüm oranı şu anda resmi verilere bakacak olursanız yüzde 2.2 iken mRNA aşılarıyla aşılanan kişilerde bu oran yüzde 0.2’ye düşüyor. Herkesi aşı olmaya; maske, mesafe, hijyen tedbirlerine uymaya bir kez daha davet etmek istiyorum.”

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Ağca’nın açıklamalarının tamamını videomuzdan izleyebilirsiniz.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X