Taha TÜTÜNCÜ
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli yaşanan ve Türkiye’yi derinden sarsan büyük depremlerin üzerinden 3 yıl geçti. On binlerce can kaybının yaşandığı, şehirlerin yerle bir olduğu o felaketin yıl dönümünde, deprem gerçeği bir kez daha gündemin en ön sıralarına taşındı. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, yalnızca Kahramanmaraş depremlerini değil, Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi’ni ilgilendiren büyük riski de hatırlattı.
Yıldız, “Bugün dünyada bilim ve teknolojide gelinen nokta bize şunu açıkça gösteriyor: Deprem, heyelan, kaya düşmesi, sıvılaşma, tsunami, sel, taşkın, kuraklık gibi doğa kaynaklı olaylar gezegenimizin doğal süreçlerinin ürünüdür. Bu olayları afete dönüştüren ise toplumların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal kırılganlıklarıdır. Maalesef ülkemiz her afet olayında daha önce hiç afet yaşamamış gibi hazırlıksız yakalanan ve her seferinde ağır faturalar ödeyen bir ülke görünümündedir” şeklide konuştu.
“KAĞIT ÜZERİNDEKİ STRATEJİLER BİZİ KORUMUYOR”
Deprem gerçeğine rağmen Türkiye’de imar ve afet yönetimi başlıklarında hâlâ sistemsel bir dönüşüm sağlanamadığını belirten Mehmet Yıldız, “Adı ve kaynağı ne olursa olsun bir türlü çalışmayan ya da çalıştırılmayan, güncel bilgi ve teknoloji çerçevesinde yenilenemeyen imar, afet, planlama, yapı üretim ve denetim, kentsel dönüşüm, afet risk azaltma ve afetlere müdahale yasaları gibi çoğunluğu kâğıt üzerinde kalan stratejiler bizleri korumuyor. Dirençlilik değil, kırılganlık üreten düzenden derhal kurtulmalıyız” diye konuştu.

“AFETLERLE MÜCADELE YERELDE BAŞLAR YERELDE KAZANILIR”
Bursa yerelinde ise afet risk yönetiminin yalnızca merkezi yönetimin yürüttüğü bir alan gibi ele alınmasının yanlış olduğunu vurgulayan Başkan Yıldız, “Afet yönetimini devletin tek başına yürüteceği bir faaliyet alanı olarak gören anlayıştan derhal vazgeçilmelidir. Afetlerle mücadele doğası gereği yerelde planlanır ve başlar, yerelde kazanılır. Bu kapsamda Bursa gibi büyükşehir ölçeğindeki riskli kentlerde, Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilçe belediyeleri afet risk azaltma ve müdahale süreçlerinde ana aktör ve koordinatör olmalıdır. Kalıcı konut alanı seçimi, kamulaştırma gibi kritik kararların da meslek odaları ve bölge halkıyla birlikte alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
“HARİTALAR DUVAR SÜSÜ OLMASIN”
Deprem tehlike ve risk haritalarının hazırlanmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Mehmet Yıldız, “Bu haritalar imar planlarına ve arazi kullanım kararlarına entegre edilmelidir. Afete yol açan jeolojik kırılganlıklar araştırılmalı, tehlike ve risk haritaları üretilmeli, arazi kullanımına ve yapılaşmaya yönelik kısıtlayıcı kararlar geliştirilerek mekânsal planlamaya mutlaka entegre edilmelidir. Aksi takdirde bu haritalar duvarlarımızı süsleyen görsel birer tablo olmanın dışında bir anlam ifade etmeyecektir” diye konuştu.
“AFET HUKUKU VE AFET MAHKEMELERİ KURULMALI”
Afet yönetiminin yalnızca teknik değil aynı zamanda hukuki bir çerçeveyle güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Ulusal afet risk yönetim sistemini destekleyen bir afet hukuk sistemi oluşturulmalı, alanında uzmanlaşmış afet mahkemeleri kurulmalı, ‘afet suçları’ için özel yasalar çıkarılmalıdır. Türkiye’de acil şekilde Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulmalıdır” dedi.
Bursa’da riskli ilçeler
Bursa’da depremin yapıya olumsuz etkileri açısından dezavantajlı bölgeleri sıralayan JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, “İnegöl, Yenişehir, Gürsu, Kestel, Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Karacabey, Mustafakemalpaşa, İznik, Orhangazi, Gemlik ve Mudanya’nın ova kesimleri riskli alanlar. Bu ilçelerimizin yamaç bölgeleri de depremin ikinci etkilerinden kaynaklı benzer risk içeriyor. Bursa’da doğu-batı uzanımlı bir şehirleşme söz konusu. Fay hattı da aynı uzantıda devam ediyor. Bu bölgelerde uygun mühendislik hizmeti alınmış, zemin etüdü yapılmış güvenli yapılarda aynı risklerden söz edemeyiz” dedi.
“BURSA, İSTANBUL’DAN DAHA RİSKLİ KONUMDA”
Türkiye genelindeki risk sıralamasına da değinen Yıldız, “Türkiye’de en riskli 5 ilin arasında Bursa da yer alıyor. Bu risk, nüfus yoğunluğuna ve olası bir depremde oluşacak etkinin büyüklüğüne bağlıdır. Buna bakıldığında Bursa, İstanbul’dan daha riskli konumdadır. Bu sebeple ‘Yarısı Bizden’ kampanyasının İstanbul’u değil, Güney Marmara’yı da kapsamalı; bu iller ise Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova olmalıdır.”

Flipboard