Darbe girişimini araştırma komisyonu Efkan Ala’yı dinledi

Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, “Bize ‘şu saat şu olacak’ diye bir istihbarat gelmiş değildi. Ancak bunların (FETÖ) bir adımı kaybedince başka bir adımı devreye sokacakları şeklinde değerlendirmeler hep oldu.” dedi.

Darbe girişimini araştırma komisyonu Efkan Ala’yı dinledi

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, bugün ikinci olarak eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’yı dinledi.

 

Ala, FETÖ’nün cemaat tanımıyla uyuşmadığını, kod isimlerin, hücre yapılanmasının, farklı haberleşme sistemlerinin bulunduğunu belirtti.

 

“Terör örgütüne dönüşen gizli örgütlenme biçimiyle karşı karşıyayız.” diyen Ala, “One minute”ten hemen birkaç ay sonra bu örgütün hükümet aleyhine belge, bilgi toplamaya, dinlemeler yapmaya başladığını ifade etti.

 

MİT saldırısı, 17-25 Aralık, ardından da açık bir darbe teşebbüsüyle milletin karşı karşıya kaldığını anlatan Ala, 17-25 Aralık’tan sonra örgütün emniyetin operasyonel birimlerinde, istihbaratta, emniyet müdürleri seviyesinde yüzde 90’ın üzerinde bir oranda olduğunu, 2-3 ay içinde emniyet müdürlerinin tamamını değiştirdiklerini, diğer birimlerdekilerin de belli süre içinde yüzde 99’lara varan oranda değiştirildiğini kaydetti.

 

Poliste 40 bin kişiyi etkileyen yer değişikliği, görevden alma, meslekten çıkarma işlemlerinin yürütüldüğünü vurgulayan Ala, görevden alınan kişilerin FETÖ’nün yargıdaki adamlarıyla yeniden görevlerine döndürülmeye başlandığını ifade etti.

 

Buna ilişkin de tedbirler almaya gayret ettikelerini belirten Ala, “Bu nedenle iç güvenlik paketini hazırladık. O zaman belki muhalefet de meselenin farkında değildi, belki biz de yeterince anlatamadık. Müthiş bir dirençle karşılaştık ama orada yaptığımız düzenlemelerle etkili şahısları emekli ettik.” diye konuştu.

 

Ala, “15 Temmuz gecesi operasyonel birimlerdeki arkadaşlarımız bu ahlaksız yapıyla ilgili önleyici tutum aldı, ciddi mücadele etti.” dedi.

 

“Silahla karşı koyulacağı talimatını verdim”

 

Ala, 15 Temmuz gecesine ilişkin şunları anlattı:

 

“Ben Erzurum’daydım, Sağlık Bakanımızın kardeşi vefat etmişti. Akşam sularında başsağlığı dileklerinde bulunduk ve oradan 21.20’de tarifeli uçakla Ankara’ya hareket ettik. Biz Ankara’ya indik saat 23.00 sularında. İner inmez uçakta telefonlar açıldı ve koruma müdürü ‘darbe oluyormuş’ dedi. Bu sırada MİT Müsteşarı Hakan Fidan aradı. Nerede olduğumu sordu ve durumu söyledi. Uçaktan indikten sonra havalimanında bakan yardımcımızla, danışmanlarla, diğer arkadaşlarla değerlendirme yaptık. Emniyet Genel Müdürü’nü ve jandarmayı aradım, kesinlikle Türkiye sathında silahla karşı koyulacağı talimatını verdim. Kesinlikle Türkiye’yi bunların eline bırakma gibi bir ihtimal yoktur. Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı aradım, görüşmelere başladık. Belediye başkanları, valilerle görüştüm. Bakanlarla görüşmelerim oldu. Ulaştırma Bakanımız’la özel harekat polislerinin Ankara’ya sevkiyatıyla ilgili görüşmelerimiz oldu. Havalimanından meseleye vaziyet ediyoruz. Belli bir zaman geçti, Emniyet Genel Müdürümüz özel harekat polislerini bombaladıklarını ve başka yerlere bomba attıklarını söyledi, vatandaşın da desteğine ihtiyaç duyduğumuzu bildirdi. Ben de NTV’yi aradım. Bu arada Sayın Cumhurbaşkanımız konuşuyor. Sonra ben devreye girdim. Sayın Cumhurbaşkanımız’la aynı çağrıyı yaptık.

 

Özel Kuvvetler Komutanı arayarak, harekete geçeceğini ve yetki istediğini söyledi. ‘Hükümet adına söylüyorum, Cumhurbaşkanı adına da söylüyorum, bütün bunlara karşı koyma konusunda her türlü yetkiye sahipsin’ dedim.

 

Bursa’daki alay komutanı gözaltı alındı, onun cebinden illerde görevlendirdikleri sıkıyönetim komutanlarının isimleri çıktı. Bunları bize gönderdiler. Ben de aynı anda jandarma kısmında olanları görevden aldım. Sabaha karşı Sahil Güvenlik Komutanını da görevden aldık.

 

Havalimanında iken TBMM ve Külliye’nin de bombalandığı söylenince, acaba bir şey, bir yöntem bulabilir miyiz diye MİT Müsteşarı aradı. Değerlendirmeler sonucunda, bu uçakları en azından tedirgin edecek silahları sevk ettik hem Meclis’e hem Külliye’ye hem Başbakanlığa. TÜRKSAT’a da ikinci bir hamleyi önlemek için henüz fabrikada olan Ejder zırhlısını oraya gönderdik. Helikopter geldiğinde ateş etti aşağıdan ve helikopter bir daha gelmedi.

 

Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı ele geçirilmişti. Ele geçiren, zamanında tayin ettiğimiz ama ilgili amir ona tebliğ etmediği için görevine devam eden kişi. Bir yıl boyunca öyle görev yapmış. O kişi orayı organize ediyor. Terörle Mücadele Daire Başkanımızı eli kolu bağlıyken, vuran teröristler bunlar.”

 

Ala, uçakla Ankara’ya gelirken, içinde bulunduğu uçağı indirmek için F-16 kaldırıldığını, ancak muvaffak olamadan indiklerini kaydetti.

 

“Bu soruyu ayıplıyorum”

 

“Bize ‘şu saat şu olacak’ diye bir istihbarat gelmiş değildi. Ancak bunların bir adımı kaybedince başka bir adımı devreye sokacakları şeklinde değerlendirmeler hep oldu.” ifadesini kullanan Ala, “Bir şeyin imkanı varsa ihtimali de vardır. O imkanı ortadan kaldırmak gerekir.” diye konuştu.

 

FETÖ’nün, Yüksek Askeri Şura’da ciddi nitelikte kendilerine yönelik tasfiyenin ortaya çıkabileceği değerlendirmesini yaparak, bunu önlemek için darbe girişiminin öne alınmış olabileceğini vurgulayan Efkan Ala, Şura’nın birincil derecede etken nitelik taşıyabileceğini düşündüğünü bildirdi.

 

Ala, “Jandarmada alay komutanlarını değiştirdik. Emniyette operasyon birimlerinde 40 bin kişinin yerini değiştirdik, görevden aldık. Bu değişiklikler yapılmamış olsaydı, bunlar değiştirilmemiş olsa, jandarma, emniyet bunlarla birleşse, milletimiz büyük bir faciayla karşı karşıya gelirdi. Daha önceki darbelere baktığımız zaman işbirliklerinin nasıl sonuç aldığı ortada. Çok etkili bir karşı duruş sergilediler.” değerlendirmesini yaptı.

 

1980’lerin sonunda İngiltere’de çekilen bir fotoğrafa ilişkin soru üzerine de Ala, “Kaymakamlığa girdiğimiz yıl. İngiltere’ye gitmişiz, herkes birbiriyle resim çektiriyor. Biz AK Parti hükümetleri olarak bir örgüt suç işlemeye başladıktan sonra haddini bildirmişizdir. Suç işlemeden bir şey yapmadık. Suç işlediler de biz mi bir şey yapmadık?” ifadesini kullandı.

 

Ala, CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın “Adil Öksüz’ü tanıyor musunuz?” sorusuna, “Bu soruyu ayıplıyorum. Hayır. Emniyet ve jandarma bana bağlı, onu tutuklayan biziz. Onu bırakan hakimler hakkında soruşturma açıldı. Adil Öksüz ile ne görüştüm ne bilirim ne de tanırım. Kesinlikle böyle bir şey olamaz.” karşılığını verdi.

 

“Öksüz için iki ayrı birim kurdum”

 

Neden istifa ettiği sorusu üzerine ise Ala, “Bu bir değişimdir, dönüşümdür. Bugün buradayız, yarın başka bir görevde oluruz. AK Parti bir davadır. Bu davada insanlar bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için çalışır. Belki de ben şu an çok daha önemli bir şey yapıyorumdur.” diye konuştu.

 

Darbe girişimi vesilesiyle FETÖ’nün nasıl bir örgüt olduğunu herkesin gördüğünü anlatan Ala, 15 Temmuz akşamı Erzurumda iken darbe girişimiyle ilgili kimsenin aramadığını belirtti.

 

Ala, bir başka soru üzerine, “Böyle yapılanmış bir örgütü dış istihbarat örgütlerinin kullanmıyor olması mümkün değil. Böylesi bir yapı varsa bunu dış istihbarat örgütleri kullanır.” dedi.

 

FETÖ’nün “Çözüm süreci ne menem şey.” dedirtecek sabotajlar yaptığını belirten Ala, “Bizim elimizde ‘şunlar da darbenin siyasi boyutudur’ diye bir bilgi yok.” diye konuştu.

 

Ala, “Adil Öksüz’ü emniyet yakaladı ve yargı bıraktı. Sonuçlarını hepimiz göreceğiz. Ben bu şahsın yakalanması için iki ayrı birim kurdum sadece bunu yakalasınlar diye. Bunlardan biri jandarma, biri emniyette. Umarım neticelenir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın, “Haksız ikramiye ve para ödülü aldıkları iddiaları doğru mudur?” sorusuna Efkan Ala, “Haksız ikramiye aldıkları doğrudur. Bu konuda soruşturma açtık, sonrasını bilmiyorum, soruşturma sonuçlanacak.” yanıtını verdi.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X