1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Davutoğlu: Sorumlusu muhalefettir
Davutoğlu: Sorumlusu muhalefettir

Davutoğlu: Sorumlusu muhalefettir

Başbakan Davutoğlu, "Bundan sonra bu kanunun gecikmesi sebebiyle herhangi bir molotof kokteyli saldırısı olursa sorumlusu muhalefet partileridir" dedi.

A+A-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Ne CHP'nin meselesi özgürlüktür, ne MHP'nin meselesi kamu düzenidir, ne de HDP'nin meselesi demokratik haklardır. Hepsinin şu an tek bir meselesi var; 7 Haziran seçimlerine giderken Türkiye'yi kaosa sokmak. Ve bu karar onlar tarafından alınmadı. Onlar bir piyon. Dışarıda birileri bu kararı aldılar ve öyle bir kamuoyu oluşturmak istediler ki bu piyonlar harekete geçti" dedi.    

Davutoğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Başbakan Davutoğlu, konuşmasının başında Malatya'da eğitim uçuşu sırasında şehit düşen pilotlara Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı dileğinde bulundu. 

TBMM Genel Kurulu'nda süren İç Güvenlik Paketi görüşmelerine değinen Davutoğlu, "Ben vakur, kararlı, azimli AK Parti Grubumuzu bir kez daha selamlamak istiyorum. Son 1 hafta içinde TBMM Genel Kurulu'nda, Genel Kurul'un adabına, edebine vakarına yakışmayan her türlü saldırıya muhatap oldunuz. Hakarete muhatap oldunuz ama hiçbir zaman edep kurallarını terk etmediniz. TBMM'nin vakarını, demokrasinin temel ilkelerini korudunuz. Ve bir kez daha AK Parti Grubu olarak bir destan yazdınız" diye konuştu. 

Toplulukların, milletlerin, grupların imtihan edildiği dönemler olduğunu işaret eden Davutoğlu, AK Parti Grubunun son 12 yılda birliğin, beraberliğin, demokrasinin, millete sadakatin sembolü olduğunu söyledi. 

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Aslında TBMM'nin, Gazi Meclis'in onurunu koruya geldik. Buradan bir kez daha haykırarak ifade etmek istiyorum; kim ne yaparsa yapsın, kim ne derse desin, kim hangi hakarete yönelirse yönelsin, kim hangi kirli ittifak ve yöntemleri benimserse benimsesin AK Parti sadece ahlakın, edebin, hukukun ve milli iradenin sözcüsü olacak. Ve bu sözcülüğü TBMM'de yapacak.

Son bir hafta içinde TBMM'de Özgürlüklerin Korunması ve İç Güvenlik Reformu paketiyle ilgili tartışmalar milletimizin gözü önünde seyrediyor. İki tutum açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Biri; AK Parti Grubunun benimsediği tutum yani özgürlük ve güvenliğin denge içinde milletin huzuru, istiklali, bekası için sergilediği savunulduğu tutum, diğer tarafta ise şimdiye kadar hiç yan yana geleceği düşünülmeyen parti gruplarının birlikte Türkiye'nin huzuruna kast eden vandalları, molotofçuları, bonzaicileri savunan ve Meclis'i bloke etmeye çalışan tavır. Milletimiz bunu çok açık görüyor."

Türkiye'de tepkiler için düğmeye basılmışcasına bir tavır gözlendiğini belirten Davutoğlu, "New York Times'a  Pensilvanya'daki zat bir makale yazıyor, Kılıçdaroğlu TBMM'nin kutsal kürsüsünden direniş çağrısı yapıyor, HDP sloganları ile TBMM'nin vakarını çiğniyor, MHP bütün bu densizliklere destek veriyor. Bütün bunların karşısında duran ise AK Parti Grubunun vakur, kararlı, azimli tutumu" değerlendirmesinde bulundu.

"HDP'den, MHP'den, CHP'den herhangi bir ses çıkmadı" 

Muhalefetin milletin hafızasını zayıf sandığını ifade eden Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarına değindi. 

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Gencecik çocukları katleden, şehirlerimizi yakan, yıkan o vandallara karşı 6-7 Ekim olaylarının hemen üzerinden daha bir hafta geçmeden alınacak tedbirleri konuşmaya başladık. Bu Özgürlüklerin Korunması ve İç Güvenlik Reformu paketi boşlukta doğmadı. 6-7 Ekim olayları olmamış olsaydı paketin bazı unsurları gelecekti ama bazı tedbirler almaya belki ihtiyaç hissetmeyebilecektik. Ama 6-7 Ekim olaylarının çizdiği, gösterdiği tablo acilen tedbir alınmayı devlet ahlakımızın ve devlet sorumluluğumuzun bir gereği kıldı. 

15 Ekim'de İçişleri Bakanlığımıza giderek, İçişleri Bakanımızın, Emniyet Genel Müdürümüzün, Jandarma Genel Komutanımızın, ilgili bütün birimlerin, Milli İstihbarat Teşkilatımızın katıldığı bir toplantıda saatlerce Türkiye'de bir daha 6-7 Ekim olaylarına benzer vandalizmin, terörün, şiddetin, tahripkarlığın yaşanmaması için ne tedbir alınması gerektiğini konuştuk. Hemen o gün brifing sonrasında aldığımız kararların ana unsurlarını kamuoyumuzla paylaştım. 21 Ekim'de bu kürsüden bu konuda hazırlamakta olduğumuz yasanın detayları hakkında bilgi verdim. HDP'den, MHP'den, CHP'den herhangi bir ses çıkmadı."

Tasarının TBMM'ye sevkinden sonra da muhalefetten herhangi bir ses çıkmadığını, katkıda ya da eleştiride bulunmadıklarını ifade eden Davutoğlu, Meclis Komisyonlarında da aynı tavrın sürdüğünü söyledi. 

"MHP'nin HDP ile nasıl bir ittifak içine girdiğini anlatacağız" 

Davutoğlu, "Aylarca süren bu çalışmalar karşısında sessiz kalan muhalefet bir anda TBMM Genel Kurulu'na gelince uyandılar. Uyanmadılar aslında arkadan birileri düğmeye bastı, 'harekete geçin' dedi. 'Harekete geçin ki Türkiye seçime girerken kaosa girsin' dedi. Ve hep beraber birlikte harekete geçtiler" diye konuştu. 

Bu harekete geçiş sırasında kirli ittifakların ortaya çıktığını kaydeden Davutoğlu, hala bu ittifakların sürdüğünü belirtti. Bu ittifakları memleketin her yerinde anlatacaklarına işaret eden Davutoğlu, "6-7 Ekim'de 'devlet nerede?' diyen Bahçeli'nin ve MHP'nin şimdi HDP ile nasıl bir koalisyon, ittifak içine girdiğini MHP'li seçmenlerimize anlatacağız. Anlatacağız ki bir daha istismarla aldatılmasınlar" dedi. 

"Bize kimse özgürlük dersi veremez" 

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"6-7 Ekim olaylarında o güzelim şehirlerimiz tahrip edilirken 'Türkiye'de hükümet nerede?' diye soran Kılıçdaroğlu'nun ve CHP grubunun nasıl bir koalisyonla HDP ile birlikte aynı o zaman 6-7 Ekimden önce HDP Eş Başkanının 'sokağa çıkın' tahriki gibi Kılıçdaroğlu da şimdi 'sokağa çıkın' tahriki yapıyor. HDP ile yani Kürt Baası ile CHP yani Türk Baası otoriterliğin sembolleşmiş partileri şimdi güya özgürlükleri savunuyorlar. Öyle mi? Özgürlüklerin teminatı AK Parti'dir. Özgürlükleri Türkiye'de demokratikleşme ile doğru bir temele oturtan parti de AK Parti'dir. Bize kimse özgürlük dersi veremez." 

İktidar olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak isteyen herkesin güvenliğini sağlamakla görevli olduklarının altını çizen Davutoğlu, ancak toplantı ve gösteri yapmak adı altında molotof kokteyli atılmasına, yüzler kapatılarak şehirler yakılıp, yıkılırsa buna izin vermelerinin söz konusu olmadığının altını çizdi. 

"Çünkü bunların meselesi istismar" 

Davutoğlu, 90'lı yıllarda JİTEM iddialarıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halkın hislerini istismar edenlerin şimdi Jandarma da dahil Türk Silahlı Kuvvetlerinin sivil asker uyumu içinde demokratikleşmesi ve sivil otoriteye tabi kılınması konusunda aykırı tutum aldığını söyledi.

"Çünkü bunların meselesi istismar" diyen Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ne CHP'nin meselesi özgürlüktür, ne MHP'nin meselesi kamu düzenidir, ne de HDP'nin meselesi özgürlükler veya demokratik haklardır. Hepsinin şu an tek bir meselesi var; 7 Haziran seçimlerine giderken Türkiye'yi kaosa sokmak. Ve bu karar onlar tarafından alınmadı. Onlar bir piyon. Dışarıda birileri bu kararı aldılar ve öyle bir kamuoyu oluşturmak istediler ki bu piyonlar harekete geçti. Buradan bütün muhalefet partilerin bir kez daha sesleniyorum; yapacağınız katkıları doğru dürüst bir şekilde yapın, eleştirin. Ne teklifiniz varsa getirin konuşalım dedik, teklif getirmediler. Çünkü söyleyecekleri bir şey yok. Çünkü bu yasanın her bir cümlesi, paragrafı, noktası, virgülü evrensel standartlara uygundur. Dünyada molotof kokteyline özgürlük hiçbir ülkede yok. İngiltere bundan birkaç sene önce üç PKK'lı kadın molotof kokteyli sebebiyle 17 yıla varan cezalar aldılar.

Amerika'da ağır hapis cezaları, 2 milyon dolara varan cezalar var. Gözaltı sürelerini de defalarca anlattım. Avrupa'da minimum gözaltı, bu tasarı ile gelen yeni durumda da minimum gözaltı Türkiye'de ve Fransa'da."

Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde 48, 36 hatta 72 saate uzanan gözaltı süreleri olduğunun altını çizen Davutoğlu, hiçbir yerde demokratik standartlardan vazgeçmediklerini söyledi. 

"Molotof kokteyli atanları, bonzai tacirlerini savunmak onlara yakışır" 

Muhalefetin vatandaşı sandığa değil, sokağa çağırdığını kendilerinin ise inatla sandıktan yana olduklarını aktaran Davutoğlu, "Sandığa gelin, sandığa" dedi.

Muhalefetin TBMM Genel Kurulu'nu yöneten bir kadın Meclis Başkanvekili'ne yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu ifade eden Davutoğlu, İçtüzüğe aykırı davranarak Meclis'in manevi şahsiyetine hakaret ettiklerini söyledi.

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Hakaret onlara, edep bize yakışır. TBMM'ye saygısızlık onlara, TBMM'nin onurunu korumak bize yakışır. Molotof kokteyli atanları, bonzai tacirlerini, maske takanları savunmak onlara, halkın özgürlüğünü ve güvenliğini savunmak bize yakışır. Halkı tahrik ederek sokağa, direnişe çağırmak onlara, halkı vakarla, demokrasiye, sandığa çağırmak bize yakışır. Ama buradan bütün muhalefet partilerine sesleniyorum; eğer bu kanunu engellemeye devam ederlerse bundan sonra bu kanunun gecikmesi sebebiyle herhangi bir molotof kokteyli saldırısı olursa, maskeli saldırılar olursa, vandalizm olursa sorumlusu onlardır ve millet onlardan hesap sorar.

Biz de bu kanunu nasıl, hangi kirli ittifaklarla engellediklerini millete gidip anlatacağız. Miting meydanlarında bu kirli yöntemleri, ittifakları anlatacağız. 'Devleti savunuyorum' diyen Devlet Bahçeli'nin ve ekibinin hangi kirli ittifaklar içinde davrandığını, 'özgürlükleri savunuyoruz' diyen Kılıçdaroğlu'nun ya da HDP'nin hangi yöntemlerle TBMM'deki görüş ifade etme özgürlüğünü kısıtladıklarını, nasıl baskılar uyguladıklarını anlatacağız. Ama bir şeye kesinlikle izin vermeyeceğiz, Türkiye'nin huzurunun, güvenliğinin, özgürlüklerinin tehdit edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu yasa öyle veya böyle inşallah geçecek, kanunlaşacak. Bu onur da TBMM'de AK Parti Grubu'nun olacak."

Milletin AK Parti'nin özverili çalışmalarını gördüğünü belirten Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinde de bu durumu ödüllendireceğini söyledi. 

Kadına şiddete karşı seferberlik

Davutoğlu, kadına karşı şiddete karşı seferberlik ilan ettiklerini, ulusal ve uluslararası tedbirler aldıklarını, İstanbul Sözleşmesi'ni Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı'nda Türkiye'nin kabul ettiğini, bunun Avrupa'da kadına karşı şiddetle ilgili ilk önemli sözleşme olduğunu söyledi.

Kadına karşı şiddetin her şeyden önce zihniyet meselesi olduğunun ve toplumsal seferberlik gerektirdiğinin unutulmaması gerektiğini dile getiren Davutoğlu, "AK Parti her zaman kadına yönelik şiddete karşı ilkesel tutum almıştır, bundan sonra toplumsal seferberlik halinde kadına yönelik şiddeti her şekliyle önlemeye kararlıyız" diye konuştu.

Davutoğlu, Özgecan Aslan'ın babası Mehmet Aslan'ın verdiği mesajların Anadolu insanının irfanını ve erdemini gösterdiğini vurgulayarak, Aslan'a teşekkür etti. 

Ege Üniversitesi öğrencisi Fırat Çakıroğlu'nun da şiddet olaylarında hayatını kaybettiğini anımsatan Davutoğlu, seçime giderken güven ve istikrar ortamına ihtiyaç duyulan dönemde bazı unsurların üniversiteleri karıştırmak isteyebileceğine işaret etti. 

Davutoğlu, 1970'li yıllarda üniversitelerde eğitim gören gençler olarak bunun ne acı kayıplara yol açtığını yaşamış nesil olduklarını ifade etti. Sadece Başbakan olarak değil, öğrenciler arasında ideolojik ayrım yapmamış bir akademisyen olarak gençlere seslendiğini dile getiren Davutoğlu, "Bu tahriklere, bu tür oyunlara karşı farklı görüşlere sahip olsanız da birliğinizi, beraberliğinizi muhafaza edin. Üniversiteler özgür düşünce ortamlarıdır. Görüşlerinizi tartışınız, farklı kanaatlerinizi müzakere ediniz ama ne olursa olsun şiddete başvurmayın. Şiddet üzerinden gençlerimizin bölünmesi, kutuplaşması Türkiye'ye yapılabilecek en büyük ihanettir" dedi.

Şah Fırat Operasyonu

Davutoğlu, geçen haftanın en önemli gelişmesinin başarıyla tamamlanan ve Türkiye'nin kudretini bütün dünyaya gösteren Şah Fırat Operasyonu olduğunu vurguladı. 

Operasyonun dört temel nedeni olduğunu anlatan Davutoğlu, bunlardan birincisinin tarihi mirasın, ecdadın manevi mirasının korunması olduğunu söyledi. 

Nerede bir tarihi miras varsa onu koruma konusunda olağanüstü hassasiyet gösterdiklerini ifade eden Davutoğlu, Ahmet Yesevi Türbesi, Orhun anıtları, Murat Hüdavendigar'ın Kosova'daki türbesi, Sultan Sencer'in Türkmenistan'daki, Turgut Reis'in Libya'daki türbesinin ve diğer türbelerin AK Parti döneminde ihya edildiğini ve statü anlamında sağlam teminatlara alındığını belirtti.

Davutoğlu, dün Macaristan'da Gül Baba Türbesini ziyaret ettiklerini anımsatarak, "Gül Baba'nın huzurunda da Süleyman Şah'ın huzurunda da Ahmet Yesevi'nin, Turgut Reis'in, Murat Hüdavendigar'ın huzurunda da hep tarihi mirasımıza sahip çıkmanın onurunu yaşıyoruz" diye konuştu. 

Davutoğlu, Macaristan makamlarıyla yaptıkları görüşmede, Kanuni Sultan Süleyman'ın Zigetvar Kalesi'nde iç organlarının defnedildiği yerin tespit edilip, orada şanına yakışır mekan ve makam inşa edilmesi konusunda mutabakata vardıklarını ifade etti. Ahmet Davutoğlu, "Dünyanın neresinde ecdattan bize yadigar kalmış tek bir taş varsa o taşı korumak bizim için onur meselesidir, izzet meselesidir" dedi. 

Dünyada takdir topladı, muhalefet tahkir ve hakarete yöneldi 

Bu mirası korumak, uluslararası hukuku korumak, Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndaki askerleri sağ salim getirmek ve provokasyonlara engel olmak için bir ay önce Genelkurmay Başkanlığı'na gerekli direktifleri verdiklerini ve hazırlıkların büyük bir ciddiyetle yürütüldüğünü anlatan Davutoğlu, aylardır alternatif planları yapılan çalışmaların geçen hafta netleştiğini ve perşembe günü görüştüğü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayını aldıktan sonra cumartesi günü düğmeye basıldığını ifade etti.

Operasyonun nasıl gerçekleştiğini anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Bu bütün dünyada takdir topladı, büyük ilgiyle ve takdirle takip edildi ama Türkiye'de muhalefet bütün sınırları aşarak, tahkir ve hakarete yöneldi. Tarihi mirası koruma noktasında yaptıklarımız ortada. Sayın Bahçeli'ye soruyorum, siz de Başbakan Yardımcılığı yaptınız, iktidar ortağı oldunuz. Kaç tane tarihi esere sahip çıktığınız, hangi şehitliğe, hangi büyük sultanın mezarına sahip çıktınız ve ihya ettiniz, hesabını verin önce. 

Dün yine çok kısa kalmama rağmen Budapeşte'de Galiçya Şehitliği'ni ziyaret ettim. İster Galiçya Şehitliği ister Bakü'de Kafkas Şehitliği ister Yemen'deki şehitliğimiz ister Myanmar'daki şehitliğimiz ister Kahire'deki şehitliğimiz, nerede şehitliğimiz varsa orayı biz ihya ettik, şehitlerin izniyle o topraklara girdik. Bir çok şehidimizin makamı metruk haldeydi, şehitliklerimiz terkedilmiş haldeydi. Çok kötü şartlardaydılar. Birinci Dünya Savaşı'nda Myanmar'a 12 bin askerimiz esir olarak götürülmüştü Irak'tan ve Mısır'dan. Yaklaşık 6 bini Myanmar'da şehit düştü. Biz Myanmar'a 2012'de büyükelçi gönderene kadar şehitlerimiz sadece bazı evraklarda biliniyordu. Büyükelçi tayin edildiğinde, 'yapacağınız ilk şey, derhal şehitliklerimizi bulacaksınız, şehitlerimizin huzuruna varacaksınız, mektupları cevapsız kalmış şehitlere diyeceksiniz ki, cevapsız kalan mektuplarınızın cevabı bir asır sonra geldi. Size iki kutsal emaneti getirdik Anadolu topraklarından, albayrak ve Kur'an-ı azimüşşan'. Nerede bir şehitliğimiz, kutsal makamımız varsa orada albayrağımız, Kuran-ı azimüşşan olacaktır." 

Süleyman Şah'a duydukları hürmetin tarihe duydukları hürmet olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Osmanlıca'ya yabancı dil muamelesi yapan Kılıçdaroğlu bir anda Süleyman Şah'ı keşfetti. Önce Osmanlıca'nın da güzel Türkçemizin tarihi bir döneminde yaşanan dil olduğunu kabul edeceksin Kılıçdaroğlu, sonra Süleyman Şah hakkında konuşacaksın" dedi.

Davutoğlu, Bahçeli'nin de önce AK Parti döneminde ihya edilen tarihi mirası yerinde görmesini, sonra kendi dönemiyle karşılaştırmasını istedi. 

Önceki nakillerde kimler hükümetti? 

Davutoğlu, operasyonun ikinci hedefinin uluslararası hukuk ve vatan toprağına sahip çıkmak olduğunu belirterek, Suriye'de Süleyman Şah'ın makamı üzerinden sahip olunan toprak parçasının yeni yerini kontrol altına alarak vatan toprağının bütünlüğünü teminat altına almak için operasyonun eş zamanlı yaptığını vurguladı. 

Bunun gerçekleştirildiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Kılıçdaroğlu ve CHP sözcüleri, Bahçeli ve MHP sözcüleri değişik yorumlar, eleştiriler getirdiler. Sayın Bahçeli'yi bir muhasebeye davet edeceğim, 1939'da ilk mekan değişikliğinde iktidarda CHP vardı. Vatan toprağı elden mi gitti? 1973 Aralığında yeni yere geçiş için karar alındı, Eylül 1975'te nakledildi. o dönemde Naim Talu, Bülent Ecevit, Salih Irmak hükümeti var ve rahmetli Türkeş'in Başbakan Yardımcısı olduğu milliyetçi cephe Süleyman Demirel hükümeti var. CHP'ye soruyorum, eğer vatan toprağı Caber Kalesi'nden Karakozak'a götürülürken Ecevit döneminde vatan toprağı satılmamışsa, terkedilmemişse, Karakozak'tan Eşme'ye gelirken niye terkedilmiş olsun? 

Sayın Bahçeli, Genelkurmay Başkanımıza 'sen vatan nedir bilir misin' diye sorarken, dolaylı olarak rahmetli Türkeş'e de sormuş oluyor. Çünkü rahmetli Türkeş'in Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Karakozak'a ikinci nakil yapıldı. Vatan toprağı satılmış mı oldu? Hayır. Uluslararası hukuk gereği Süleyman Şah'ın bulunduğu yer bizim için vatan toprağıdır. Dün Caber Kalesi idi, 1975'ten sonra Karakozak oldu, bugünden itibaren de Eşme'dir. Dolayısıyla bugünden itibaren Eşme'deki yer Türkiye Cumhuriyeti'nin toprağıdır. Toprağımızdan ne bir eksilme var ne azalma. Rahmetli Türkeş de, rahmetli Ecevit de doğru yapmışlardır o dönemde çünkü şartlar gereği nakli kubur gerekmiştir, vatan toprağı terkedilmeden başka bir yere nakledilmiştir. 

Şimdi dönüp Genelkurmay Başkanımıza ve hükümetimize Bahçeli'nin en ağır hakaretlerle yaptığı açıklamalar devlet ahlakına da adabına da uymamaktadır. Genelkurmay Başkanımızın ve bütün kuvvet komutanlarının vatan ve millet aşkına ben şahidim. O gece saat 9'dan sabah 6'ya kadar, Genelkurmay Karargahında kimse bir saniye dahi gözünü kırpmadı. Aylardır bu çalışmaları yapan TSK mensuplarının tümüne Sayın Bahçeli hakaret etmiştir. Vatan ve millet için gece gündüz çalışan bu şerefli kadroya yönelik olarak sarfettiği sözler dolayısıyla Bahçeli özür dilemelidir. O soruyorsa 'vatan nedir bilir misin' diye ben de ona cevaben söylüyorum acaba Sayın Bahçeli sen edep nedir bilir misin?  Günlerce uykusuz kalarak vatan toprağını savunmak ve vatan toprağını bir yerden bir yere nakletmek için çalışan o devlet görevlilerinin karşısında devlet ahlakı nedir bilir misin, devlet adabı nedir bilir misin?"

Kılıçdaroğlu hala uyuyor, görmüyor

Başbakan Davutoğlu, CHP'nin MİT'e, MHP'nin de Genelkurmay Başkanı'na saldırarak devlet kurumlarını zayıflatmaya ve zarar vermeye yönelik tutum içinde olduğunu belirtti. 

Vatanperver CHP'li seçmenlerin, CHP'nin uluslararası hukuk bağlamında söylediklerini incelemesini tavsiye eden Davutoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu'nun "Suriye topraklarına çok sayıda asker ve tankla girilmesi Suriye topraklarına saldırıdır" dediğini aktararak, "Suriye rejimi bile bu netlikte konuşamadı. Sen kimin sözcüsüsün? Suriye rejiminin sözcüsü müsün?" diye konuştu. 

Operasyonu Suriye rejimi ve onun destekçisi birkaç ülke dışında hiçbir ülkenin kınamadığına dikkati çeken Davutoğlu, "Hiç kimse 'bu uluslararası hukuka aykırıdır' demedi, BM'den herhangi bir farklı ses çıkmadı çünkü herkese anlattık. Uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan haklarını kullandığını anlattık ve onlar bunu kabul etti. Ama her zaman milleti karşısına almış olan CHP zihniyeti, Türkiye'yi dışarıya şikayet etmekle meşgul" dedi. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dünkü grup toplantısında dört yıl öncesinden bahsettiğini ve "Bir sabah kalktık, Suriye ile düşman olduk" dediğini anlatan Davutoğlu, "300 bin insan ölmüş, 5 milyon kişi mülteci olmuş bunları görmüyor. Kış uykusunu anlarım ama dört yıl sürmez ki kış uykusu. Hala uyuyor, görmüyor. Kimyasal silahla katledilen insanları görmüyor, kocası öldürülmüş yüzbinlerce kadının Türkiye'ye gelişini görmüyor. Niye görmüyor biliyor musunuz? Belki beden gözü var ama gönül gözü yok, acı hissetmiyor" diye konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.