Uludağ Üniversitesi İktisat Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Filiz Eryılmaz “Ocak rakamıyla birlikte baktığımızda yüzde 50’ye varan bir enflasyon var. Türkiye’de enflasyonun kaynağı ne, neden bu kadar yüksek diye baktığımızda tabii ki temel kaynağı maliyet aslında. Daha da özelde baktığımızda evet şu an kurda bir sakinlik var ama geçtiğimiz yılın son 3-4 ayında kurdaki yükselme aslında Türkiye’deki enflasyonun temel kaynağı diyebiliriz” dedi.
“Enflasyon yükselmeye devam edecek”
Eryılmaz, “Kur sakinleşti ama kurun birikimli etkileri dediğimiz, sonradan maliyet kanalıyla yansıyan etkileri hala devam ediyor. Birkaç ay daha bu devam edecek. En temel sebebi bu. Bunun yanında yine maliyet kaynağı olarak sayacağımız küresel birtakım nedenler var. Arz yönlü nedenler var. Bunların başında enerji fiyatları geliyor. Emtia fiyatları geliyor. 2021’de pandemi döneminde enerji fiyatları yüksekti, petrol fiyatları, doğal gaz fiyatları, enerji krizi vardı zaten. Üretimde kullanılan emtialarda çok ciddi yükseliş vardı. Buradan da gelen bir maliyet kaynağı var. Özellikle şunu söyleyebilirim enerji ve emtia fiyatları 2022’ye damgasını vuracak. Yani bütün dünyada enflasyonun temel kaynağı olacak. Dolayısıyla temelde maliyet kaynağı var. Yeni zamlarla birlikte; elektrik zammı, doğal gaz zammı, ücret zamları ile birlikte 2022’de bizi şimdi bir de talep kaynağı da bekliyor olacak. Haliyle üretici fiyatları endeksine bakın yüzde 100’e yaklaşan bir rakam söz konusu. Yüzde 48’lerde de bir TÜFE var arada yüzde 50’ye yakın bir fark mevcut. Yani bu şu demek üreticinin maliyeti henüz yüzde 50 düzeyinde yansımamış tüketiciye demek. Bu yıl için hiçbir şey olmasa bile, talep kaynağı çalışmasa bile, maliyet kaynağı çalışmıyor olsa bile bu aradaki fark TÜFE’ye yansıyacak. Haliyle enflasyon yükselmeye devam edecek” şeklinde konuştu.
“2023’te bizi tek haneli bir enflasyon rakamı beklemiyor”
Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, “Merkez Bankası’nın enflasyon tahmini ile piyasanınki çok ayrışıyor. Merkez Bankası geçtiğimiz haftalarda enflasyon raporunu yayınladı. Bu yıl için yüzde 23.2, önümüzdeki yıl için yüzde 8.2 diyor enflasyon. Şimdi bu noktada şunu söyleyeyim piyasada en düşük yılı kapatacağımız her şey çok iyi gidiyor olsa bile yüzde 35’in altında bir enflasyon görmeyeceğiz biz. Merkez Bankası çok hızlı bir şekilde enflasyon düşecek diyor. Özellikle kasım-aralıkta bir baz etkisi gelecek, geçen sene kasım-aralık çok yüksek olduğu için bu yıl o yükseklikten dolayı bir düşme olacak deniyor fakat piyasa böyle düşünmüyor. Onu söyleyeyim yani dolayısıyla 2023’te bizi tek haneli bir enflasyon rakamı beklemiyor. Petrol fiyatlarında 2020’de talebin azalması ile birlikte karantinalarla birlikte ciddi bir şekilde fiyatlarda düşme olmuştu. Karantinalardan sonra ekonomiler açılınca talepte çok ciddi bir artış oldu. Arz-talep dengesizliği var petrol fiyatlarıyla ilgili. Biz petrol fiyatlarında 91,7 üzeri fiyatlamalar gördüğümüz sürece çok kısa sürede 100 dolarlık sürece ulaşırız diye düşünüyorum ben brent petrolün varil fiyatında” ifadelerini kullandı.

“Döviz atakları görme ihtimalimiz var”
“4 Şubat itibarıyla 300 milyar liralık bir birikim var. 65 milyarı şirketlerden gelmiş. Şirketlerin 29 ocakta bu sisteme dahil edilmesi sistemi önemli derecede besledi. Bireysel yatırımcıda ciddi bir DTH bozulumu görmedik biz. 13,7 milyar dolarlık bir bozulum var. Bunun 8,7 milyar doları şirketlerden gelmiş. 5 milyar doları da bireysel yatırımcıdan gelmiş” şeklinde konuşan Eryılmaz, “Şunu söyleyeyim sistemin başarılı olduğu bir alan var başarısız olduğu bir alan var. Başarılı olduğu alan şurası en büyük hedefi kuru stabilize etmek, günlük o volatiliteyi azaltmak. Son 1, bir buçuk aylık süreçte 13-14 arasında dolar/TL kuru var bu anlamda başarılı. Fakat şu anlamda başarısız hedeflediği DTH bozulumu, yani döviz tevdiatlarındaki bozulumu gerçekleştiremedi. Şirketlere getir parayı buraya 6 ay bağla diyorsunuz bir şirket için çok uzun bir süre. Ticaret yapıyorlar, yatırım yapmak istiyorlar. Mesela bu 3 ay olsaydı belki bu bozulumu daha iyi görebilirdik. Şirketleri cezbeden en önemli nokta kurumsal vergi istisnası oldu. Bu nokta itibarıyla yeni enstrümanın önündeki en büyük olumsuz etken ya da sistemin açığı enflasyon. Yüzde 17 civarında bir TL getirisi alacaksınız kuvvetle muhtemel ciddi bir döviz getirisi olmayacak siz paranızı aldığınızda yüzde 5-6 oranında bir faiz alacaksınız ama enflasyonla kıyasladığınızda o dönemde yüzde 55’leri gören bir enflasyon olacak. Haliyle yüzde 30’lara varan negatif de bir durumda olacaksınız. Bu durumda böyle bir risk var mı evet böyle bir risk var. Zaten bu sistem ilk uygulamaya geçtiğinde de biz bunu söylüyorduk. Bu sistemden kaçışı getirir mi eğer böyle bir kaçış olursa kuvvetle muhtemel dövize talep ciddi oranda artacaktır ve bu kuru yeniden yukarı çekecektir. Hatta tırnak içinde söylemek gerekirse döviz atakları görme ihtimalimiz de var” dedi.
Enflasyona karşı yeni enstrümanlar gelecek mi?
Eryılmaz, “Enflasyona endeksli bazı yeni ürünler getirilebilir. Enflasyon yükseldikçe ben aradaki enflasyon farkını sana vereceğim şeklinde bir yol izlenebilir fakat bu da hazineye çok ciddi bir yük getirir. Hükümet kur çok yükselmeyecek dedi hazineye yük olunmayacak denildi görüyoruz hazineye kur yükselmesinden dolayı bir getiri yükü binmiş değil ama enflasyon yükseldiği zaman bu hazineye ek getiri yükü olacak. Ekonomi yönetiminden çok açık olmasa da enflasyona endeksli bazı enstrümanlar gelebilir şeklinde böyle bir beklenti var. Göreceğiz, zaman gösterecek” görüşünü dile getirdi.
“Gram altın da yükselmiyor”
Filiz Eryılmaz, “Halk nereye gidecek kendisini enflasyona karşı en iyi koruyan araçlara doğru yönelecek. Altın artık o özelliğini yitirdi. Altın enflasyon yükseliyor olmasına rağmen gram altın için demiyorum ons altın için söylüyorum yükselmiyor. Gram altın da yükselmiyor. Ons yükselmediği için, dolar/TL sakin kaldığı için gram altında da artık eski getiri yok. Cazibesi yok. Analistlerin söylediğini ifade edeyim borsa iyi bir yatırım aracı olabilir tabii ki burada da dikkatli olmak lazım. BİST 100’ün durumu da biraz farklı. Hem küresel borsalara FED’le beraber ciddi satış bekleniyor, bu satış dalgası BİST 100’ü etkileyecek. BİST 100’e özel bazı negatif durumlar var yabancı yatırımcı kalmadığı için kurumsal yatırımcı da çok fazla yok borsada. Algoritmalar çok ciddi çalışıyor. Dünkü hareketi söyleyeyim yüzde 2’lere varan bir düşüş vardı günü yüzde 3 yükselişle kapattı yani günlük volatilite yüzde 5-6’ları bulmuş durumda. Dolayısıyla yine her şeye rağmen şunu söyleyebilirim enflasyondan korunmak için bir miktar portföylerde eskisine göre daha fazla riskli varlıklara yönelim olması gerektiğini düşünüyorum. Kimileri için bu borsa olacaktır. Kimileri için de belirli düzeyde kripto para olacaktır ama daha garantili yatırım araçları olarak gayrimenkulü önerebilirim, taşınmaz varlıkları önerebilirim. Bunlar enflasyona karşı riski sevmeyen yatırımcıları koruyacak önemli alternatifler olabilir” dedi.
“Merkez Bankası’nın faizleri mutlaka artırması gerekiyor”
Uludağ Üniversitesi İktisat Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Enflasyonla mücadele için Merkez Bankası’nın faizleri mutlaka artırması gerekiyor. Bu olmadan kısa vadede bunu çözmemiz mümkün değil. Maliyet kaynağını zaten ABD bile çözemiyor. Maliyet enflasyonunu kısa vadede çözemezsiniz, gıda fiyatlarını kısa vadede indiremezsiniz çünkü bizimle ilgili nedenler var, bizim dışımızda da dünya ile ilgili nedenler de var. En azından bizim ülke olarak Merkez Bankası’nın temel görevi fiyat istikrarı olduğu için ortodoks iktisat politikası uygulayarak, politika faizini enflasyonun üzerine çıkararak, pozitif reel faiz vererek hem ülke içindeki enflasyonla mücadeleyi sağlamış olursunuz hem de bu yabancı yatırımcının ülkeyi girişini, likiditeyi de artırmış olursunuz.”
Uludağ Üniversitesi İktisat Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Filiz Eryılmaz’ın açıklamalarının tamamını videomuzdan izleyebilirsiniz.

Flipboard