Daha çok Ulucanlar Cezaevi olarak bilinen mekan, aslına uygun mizansenlerle müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor bugünlerde.
EDEBİYAT DÜNYASI BURADAN GEÇTİ…
Aslında önceleri askeri depo olarak kullanılmak üzere inşa edilen bina içine kurulan Ulucanlar Cezaevi, 1925 yılında bilinen amacıyla hizmet vermeye başladı.
Siyasi tutuklularının yanı sıra edebiyat ve sinema dünyasının değerli kişilikleri de koğuşlarda kaldı.
Fakir Baykurt, Yılmaz Güney, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Behice Boran, Kemal Tahir, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Necip Fazıl Kısakürek, Oral Çalışlar, İpek Çalışlar, Cüneyt Arcayürek ilk akla gelenler.
FİLMLERE SET…
Altı avludan oluşan cezaevinin bugün üç avlusu ve avluya ait koğuşları müze olarak farklı mizansenlerle kapılarını ziyaretçilerine açıyor.
Cezaevinin diğer bölümü ise dizi ve film seti olarak kullanılmaya devam ediyor.
MİZANSENLER ETKİLİYOR…
Ulucanlar Cezaevi Müzesi ve Kültür Sanat Merkezi Projesi kapsamında 2010 yılında restore edilen bina, koğuşlarındaki mizansenleriyle dikkat çekiyor. Balmumu mankenlerin kullanıldığı mizansenlerde cezaevinin günlük yaşantısı, orijinal ya da sonradan eklenen eşyalarıyla adeta sürdürülüyor.
Dar koridoru, loş ışıkları, demir kapıları ve kapkaranlık tek kişilik hücreleriyle bu bölüm, cezaevi koşullarının daha net anlaşılmasını sağlıyor. Avlu ve koridorlarındaki fotoğraf ve gazete kupürleri cezaevinin tarihi hakkında bilgi verirken, ziyaretçilerini zaman içinde yolculuğa çıkarıyor.































