İki arkadaşın kurduğu platform Bursa’nın belleğine dönüştü

Osmanlı payitahtı Bursa’da, kent belleği oluşturmak için yola çıkan iki arkadaş, davet ettikleri konuklarla düzenledikleri buluşmalarda, Bursa’nın kendine özgün dokusunu ele alıyor.

İki arkadaşın kurduğu platform Bursa’nın belleğine dönüştü

Samet Altıntaş ve Cihan Taşan, çocukluktan gençliğe adım attıkları ve kentin kimliğini keşfettikleri Bursa’da, şehrin mikro konularının konuşulduğu bir kültür tarih platformu oluşturdu.

Bursa Tahtakale isimli programa davet edilen konuklar, tasavvuftan sanat tarihine, edebiyattan mimariye çeşitli konularda anlattıklarıyla kültürün menşesinin şekillendiği payitaht Bursa’nın her katmanına değiniyor, şehrin tarihe bıraktığı izleri hafızaya kaydediyor.

İlki 2019’un Eylül ayında gerçekleştirilen, 150’nci programıyla devam eden ve sosyal medya platformlarında da yayımlanan buluşmalarla Bursa’nın kimliğiyle ilgili bellek oluşturuluyor.

Bursa Tahtakale buluşmaları

Samet Altıntaş, AA muhabirine, lise yıllarında her gün Kazım Baykal Caddesi’nden geçerek okuluna gittiğini, o günlerde aslında kendiliğinden şehrin bellek mekanlarında dolaştığını söyledi.

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunu olduğunu belirten Altıntaş, üniversite eğitimi sırasında şehir tarihi çalışmayı öğrendiğini söyledi.

İlk kitabı Bursa’nın Daveti Bir Osmanlı Başkenti Güncesi’nde, kenti entelektüel bir mesele olarak ele aldığını ifade eden Altıntaş, şöyle konuştu:

“Evvelinde, ilkokul, ortaokul, lise zamanlarında hep gezdiğim, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın burada ikinci bir zaman var dediği mekanları, hissettiğim yerleri, entelektüel bir bakışla çalıştım. Bursa Tahtakale Buluşmaları da aslında bu hafızaya, hatıraya dayanan bir kültür tarih platformu. Mustafa Kara’nın ilk konuk olarak katıldığı günden bugüne, 150 program oldu. Tasavvuftan işçi hareketlerine, sanat tarihinden Bursaspor’a geniş bir repertuvarda şehrin hemen hemen her katmanını incelemeye çalışıyoruz. Şehir üzerine çalışmış şair, yazar, edip, mimar, sanat tarihçisi, yönetmen, kim varsa onları bu dijital ansiklopedimize dahil edip onlardan bir madde alıyoruz. Konuları biz seçiyoruz. Cihan ile istişare ediyoruz. Muhatabına, çalıştığınız konuyu anlatır mısınız diye sorduğumuzda büyük bir teveccühle geri dönüş alıyoruz.”

Altıntaş, ilk programdan bu yana amatör bir ruhla etkinliği düzenlemeyi sürdürdüklerini dile getirerek, “İki kişiyiz. Arkamızda herhangi bir sivil toplum kuruluşu, belediye, resmi kurum yok. Gerçekten iki arkadaş omuzlandık, sırtlandık. Devamlılık ve dayanıklılıkla da bu işi sürdürüyoruz.” dedi.

“Kent belleği oluşturma gayemiz var”

“Bursa Tahtakale Buluşmaları”na davet ettikleri konuklara değinen Altıntaş, Osmanlı tarihçisi, araştırmacı ve yazar Prof. Dr. Cemal Kafadar’ın programa üç defa katıldığını söyledi.

Altıntaş, “Mustafa Kara hocayı listenin başına yazmamız lazım. Zaten ilk onur konuğumuzdu. Onun himmetiyle başladık. Besim Dellaloğlu, Gökhan Yavuz Demir, Hilmi Yavuz, Ezel Akay, Mehmet Ali Sandıkoğlu gibi isimleri, Bursa çalışmış kişileri havuzumuzda topladık.” diye konuştu.

Bursa’nın dijital ansiklopedisini tutmak istediklerini anlatan Altıntaş, şunları kaydetti:

“Bir kent belleği oluşturma gayemiz var. Bu amacımızda da mesafe katettik. Dile kolay 150 program ve 2019’dan 2026’ya uzanan bir serüven. Bursa üzerine kent belleği tutmak, çok mühim. Çünkü burası, imparatorluğun kurulduğu yer, herhangi bir şehir değil. İmparatorluğu kurmuş, üç kıtaya yaymış bir yerin kara kutusundan bahsediyoruz. Burası gerçekten çok mümbit (bereketli) bir arazi ve çok velut (doğurgan). Bu haliyle konu ve konuklar da ziyadeleşiyor.”

Altıntaş, programda işlenen konuların, yeni araştırmalara başlangıç oluşturduğunu, birkaç akademik makale ve yüksek lisans tezinde atıf aldıklarını, bir yüksek lisans tezinde atıf yapıldığını da sözlerine ekledi.

“Geleceğe bir ses bırakmaya devam edeceğiz”

Cihan Taşan da Bursa Tahtakale Buluşmaları’nın aslında 30 yıla varan bir arkadaşlığa dayandığını anlattı.

Taşan, o zamanlarda da Altıntaş ile Bursa’nın tarihi ve kültürel mekanlarında dolaştıklarını belirterek, “Başka bir zaman keşfederdik. O, bizim gerçeklikten kaçmak için sığındığımız bir dünyaydı. Bursa sevgisiyle büyüyünce ve aslında zaman geçtikçe de elden gittiğini görünce bizde geçmişe özlem oluşmaya başladı.” dedi.

Bu özlemden yola çıkılan Bursa Tahtakale Buluşmaları fikrinin esas çıkış noktasının daha geçmişe dayandığına dikkati çeken Taşan, şöyle devam etti:

“Fikir, geçmişe gidiyor. Bursa’da büyük ustalarımızın insanları toplayan mahfillerde, sohbetleri, Emirhan’da Ziya Faruk Aksakal, Gaye Kitapevinde Mehmet ağabey vardı. Böyle ortamlarda büyüdük, gittik, geldik. Oradaki sohbetlerin sıcaklıklarına aşina olarak büyüdüğümüz için 13-14 yaşlarında, ‘Biz de büyüdüğümüzde keşke böyle bir sohbet mahfili oluşturabilsek.’ diye çok hayal kurmuştuk. Gerçekleşeceğini de ummuyorduk. Bugün yer bizim değil ama en azından hayallerimizi gerçekleştirdik ve 150 programdır Bursa’yı konuşuyoruz.”

Taşan, izledikleri bir belgeselden etkilendiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Memleket Hikayeleri diye bir belgesel denk gelmişti. Orada, Tahtakale’deki Vakar çay ocağında bir abi konuşuyordu, mekanın sahibi. Çok hoşumuza gitmişti. Kendisiyle tanışmaya gittik. ‘Bize burayı açar mısınız, sohbetler, buluşmalar yapmayı düşünüyoruz’ dedik. İnsanların Bursa’yı konuştukları bir mahfil, Bursa’yı çalışanların Bursa’yı anlattıkları bir yer olsun istedik. O da sağ olsun kapılarını açtı. O nedenle programın adı, Bursa Tahtakale Buluşmaları.”

Taşan, kendilerini izleyenlerin de Bursa’ya özlem duygusu taşıyanlar, Bursa’dan bir aşk nesnesi gibi bahsedenler ve ikinci zamanı keşfedebilenler olduğunu vurgulayarak, “Geleceğe dönük 150 program daha çıkar. Geleceğe bir ses bırakmaya devam edeceğiz.” dedi.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X