İş yerinde tükenenler’in sayısı gittikçe artıyor!

Araştırmalara göre, Türkiye’de ve dünyada iş yerinden memnun olmayan ve tükenmişlik sendromu yaşayanların sayısı gittikçe artıyor. Çalışanların yaşadığı depresyon ve anksiyete bozukluklarının yol açtığı iş gücü kaybının yıllık global ekonomik maliyeti ise

İş yerinde tükenenler’in sayısı gittikçe artıyor!

Dünya Sağlık Örgütü bu yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün temasını ‘İşyerinde Ruh Sağlığı’olarak belirledi. Çünkü çalışmalar, işyerinde tükenmişlik sendromu yaşayanların sayısında da, bundan kaynaklı ekonomik maliyette de artış olduğunu söylüyor. Yine araştırmalara göre, tükenmişlik sendromunu önlemeye yönelik hamleler, bu kayıplardan çok daha az maliyetli.

 

Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Hakan Karaş, çalışanları destekleyici tutumların verimliliği arttırdığını belirterek şunları söyledi: 

“Sadece işsizlik değil, olumsuz ve stresli bir çalışma ortamı da fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarına yol açabiliyor. İşverenlerin ve yöneticilerin çalışanları destekleyici tutumları ve olumlu bir çalışma ortamı oluşturma ile ilgili girişimleri ise çalışan devamsızlığını en aza indirip, çalışanların ruh sağlığını iyileştiriyor. İş yeri ortamını iyileştiren ve çalışanı destekleyen tutumlar aynı zamanda çalışanların verimliliğini de yükseltiyor.

 

GÜVENSİZ BİR İŞYERİ TÜKENMİŞLİK VE DEPRESYON RİSKİ OLUŞTURUYOR

 

Çalışanın iş yükünün artması, iş yükünün bir bölümünün ‘gereksiz’ olarak algılanması, uzun mesai saatleri, görev dağılımı ve rollerin net olmaması, çalışanların olumlu geri bildirim almaması, düşük ücretler memnuniyetsizliğin yanı sıra fiziksel ve ruhsal sağlık için riskli bir işyeri ortamı oluşturuyor. Tüm bu faktörler çalışanın; işyerinin bir parçası gibi hissetmemesine, işyerine yabancılaşmasına ve kontrol duygusunu yitirmesine yol açıyor. Günümüzde çoğu işyeri, çalışanın sağlığını ve güvenliğini iyileştirici adımlar atmak yerine; işsizler arasından yeni eleman alımının öncelikli işyeri politikası olarak benimsiyor. İşyeri yönetiminin çalışanın esenliği, sağlığı ve güvenliği ile ilgili politikası yetersiz ise tüm bu faktörlerin ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor.”

 

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNUN BELİRTİLERİ NELER?

 

Tükenmişlik sendromunun en sık görülen belirtileri; iş yerindeki zamanının çoğunda fiziksel, zihinsel veya duygusal olarak yorgun hissetmek, motivasyon düşüklüğü, karamsarlık, aşırı tepkisellik, konsantrasyon sorunları, kapasitesinin altında iş performansı gösterme, iş arkadaşları ile sık problem yaşama, iş dışında da sık sık iş sorunlarını düşünme ve iş doyumunun genel olarak azalması. Bu belirtiler aynı zamanda depresyonun göstergesi de olabilir.

İŞ YERİNDE RUH SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN İŞVERENLER NE YAPMALI?

Tükenmişlik sendromunun kaynağında hem organizasyonla ilgili sorunlar hem de bireysel nedenler olduğu için önlenmesi ve çözümü konusunda da yöneticilere ve çalışanlara ayrı ayrı iş düştüğünü vurgulayan Psikiyatrist, tükenmişlik sendromunu önlemek için yöneticilerin izlemesi gereken strateji hakkında şunları aktardı:

– Çalışandan iş ile ilgili beklentilerin netleştirilmesi ve gerçekçi olması.

– Çalışanın beklentileri anladığından ve yeterli kaynaklara sahip olduğundan emin olunması.

– Çalışan yeterliliğini artırmaya yönelik hizmet içi eğitimler.

– Çalışanların organizasyon için değerinin ve anlamının vurgulanarak anlamalarının sağlanması.

– Çalışanlar arasında sosyal desteğin ve saygılı tutumların teşvik edilmesi.

– İşyerinde fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi.

– İşyeri dışındaki mola ve tatillerle ilgili maksimum olanağın sağlanması.

ÇALIŞANLAR NE YAPMALI?

 

Çalışanlara düşen sorumluluğa da dikkat çeken Dr. Karaş, çalışanların, çalışma rutinlerinde ve yaşam tarzlarında değişiklik yapmalarının tükenmişlik sendromundan korunmada etkili olduğunu söyledi:

 

– İş yaşamı dışındaki hayatı; hobi, spor, meditasyon ve gönüllü etkinliklerle zenginleştirerek iş yaşamından sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak da arınmak.

– Özbakıma kaynak ve zaman ayırmak (gerektiğinde tıbbi ve psikolojik destek dahil).

– Elektronik uyaranları minimize etmek (mümkünse öğle yemeğinde telefonu kapatıp mail kontrolü, sosyal medya vs. için özel zaman dilimleri belirlemek).

– Gerektiğinde sınır koyma ve hayır deme kapasitesini geliştirerek gereksiz duygusal yüklerden ve iş yükünden arınmak.

– İş arkadaşlarıyla iş dışında sosyal ilişkileri ve iletişimi ihmal etmemek/geliştirmek.

– Öncelik sıralaması ve iş takvimi yaparak ‘bitmeyen işler’le ilgili endişeyi azaltmak.

– Strese yol açan içsel ve dışsal faktörlerin ayırımını yaparak stresin hangi noktada kontrol edilebileceğini netleştirmek. Böylelikle stres ve ilişkiler üzerinde kontrol duygusunu sağlamak.

 

PSİKİYATRİK RAHATSIZLIĞI OLANLAR İŞ YERİNDE DESTEKLENMELİ

 

Psikiyatrik rahatsızlıklarla ilgili farkındalığın az olması ve damgalanma gibi endişeler nedeniyle birçok çalışanın, ruh sağlığı hizmetine ulaşmakta zorluk yaşadığını vurgulayan Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Hakan Karaş, “Bu yüzden organizasyonların ve yöneticilerin çalışanları gerektiğinde psikiyatri hizmetine yönlendirme konusunda destekleyici ve teşvik edici bir tutum içinde olmaları oldukça önemlidir. Bunun için çalışanların kendilerini nasıl hissettiği, fiziksel ve ruhsal sorunları gibi konularda konuşmaları iş yerlerinde daha çok teşvik edilmelidir” önerisinde bulundu.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X